Hac görevini yerine getirmek için Mekke ye gidenler aslında Allah ın emrini yerine gerirlerken ataları olan Hz. İbrahim in çağrısına "Evet" demiş olurlar.
Hz. İbrahim, emir gereği bütün insanlığı Hacca davet eder. Rabbimiz bu olayı şöyle anlatır bize:
"İnsanlar için de haccı i lan et, uzun yollardan gelen yaya ve yorgun deve (çevik binek) üzerinde sana gelsinler." (Hac 22/27)
"Kendilerine ait menfaatlere şahit olsunlar ve kendilerine rızk olarak verdiği hayvanlar üzerine belirli günlerde Allah ın adını ansınlar. Onlardan yeyin ve yoksula, fakire de yedirin." (Hac 22/28)
Bütün insanlığı birlik ve beraberliğe çağırırken hiçbir ırkın, kabilenin, milletin eziklik hissetmeyeceği bir yere çağırmak gerekir.
Bu gün Globalleşme adına bütün milletleri bir tek milletin esaretinde birleştirme denemeleri hiçbir milleti veya hiçbir kabilesini tatmin etmemektedir.
Halbuki Hac ibadetinde bütün insanlığın tanıdığı ve sevdiği İbrahim aleyhisselamın beyaz, sarı, kızıl, siyah, esmer çocukları, Beytullah da bir araya gelirler, babaları İbrahim in makamında birlik sağlarlar. (Âl-i İmran 3/97)
İbrahim ve İsmail in inşa ettiği ve temiz tuttuğu Beytullah a giden hacılarımız, "Temiz yere temiz gitmek gerekir" diyerek helal mal kazanmaya çalışırlar ve böylece ticarette dürüstlük ilkesine riayet ederler.
"Ne satarsan sat, nasıl satarsan sat, ister organ sat, ister uyuşturucu sat, istersen kendini sat. Yeter ki kapital elde et" diyerek dünyayı kokutanlara karşı helalından kazanıp helal yolda harcamayı öğretecek ve böylece dünyaya medeniyetin ne demek olduğunu öğretecek bir nesil yetiştirir dinimiz.
Hac mevsiminde, Kabe etrafında, ayçiçeği gibi daire oluşturan, yüzlerini Hakka çevirirken aynı anda halk olarak halka halinde birbirlerine dönen Müslümanlar, Hac dönüşü her namaza duruşta o daireyi hatırlarlar ve beş vakit namazlarında dünya etrafında el ele, gönül gönüle, yüz yüze eylemini devam ettirirlerken dünyamızı isyan evi değil, ibadet evi haline getirirler.
Mekke nin tapusunun bütün Müslümanlara ait olduğunu haber verir Rabbimiz:
"Şüphesiz inkâr edenler ve Allah ın yolundan ve insanlar için kıldığımız, kendisinde yerli ve misafirlerin eşit olduğu Mescid-i Haram dan alıkoyanlar... Kim orada zulüm ile sapmayı isterse ona acıklı azabı tattırırız." (Hac 22/25)
200 devletten Hac yapmak için gelen Müslümanlar, ihramsız geçmenin yasak olduğu Mîkat mahallerine geldiklerinde, tırnaklarını keserler, tıraş olurlar, makam, rütbe ve sosyal farklılığı simgeleyen elbise ve işaretleri üzerlerinden çıkarırlar. Banyo yaparlar veya abdest alırlar ve ihrama girerler.
Tıraş ve banyo ile bedeni pisliklerini, elbiseleri çıkarıp ihramı giymekle sosyal farklılığı gideren Müslümanlar, ihram namazında okuduğu Kafirun süresi ile İhlas suresinde, kafirlerin taptığına tapmayacaklarını, onların yaptığı kötü şeyleri yapmayacaklarını, ancak ve ancak bir olan Allah a inanıp onun dinini yaşayacaklarını, dilleri, kalpleri, ve bedenleriyle ikrar ederler.
İhramlı iken küçücük karınca bile olsa cana kıyılmayacağından, yaprak dahi koparılmayacağından, ayrı kıtalardan gelen Müslümanlar, aynı anda çevre eğitiminden geçmiş oluyorlar.
Erkek veya kadın, ihramlı iken, eşi bile olsa cinsel ilişkide bulunmadıklarından ve böylece helâlına bile uçkur çözmeme eğitiminden geçtiklerinden, Müslümanlar her çeşit fuhşun kapısını kapatma yoluna önce kendilerinden başlamış olurlar.
Yani, bizim Hac ibadetimiz, helal kazancı, temiz toplumu, kardeşliği, kaynamayı, hem iman olarak, hem yaşam olarak yerine getirilmesini ister ve tatbikatını da yaptırır.