İslam, bekârlığı acilen çözülmesi gereken bir sorun
olarak algılar ve evliliği teşvik eder.
İçinizden bekârları ve kölelerinizden, cariyelerinizden
salih olanları evlendirin. (Nûr: 32).
Toplumda bekâr bireylerin olmamasını emreder.
Çünkü bir toplumda bekâr insanların sayısının fazlalığı
veya günümüzde olduğu gibi evlilik yaşının gençlik döneminin sonuna kadar
sarkmasını doğru bulmaz.
Bunu o toplum için sağlıklı bir gelişim olarak görmez.
Çünkü böyle bir durum fitneyi, zinayı ve ifsadı çoğaltır. Bu durum insan
fıtratına da aykırıdır.
Devletin Evlendirme Sorumluluğunu Alması
Resulullah, velisi olmayanın velisi sultandır diye
buyurmuştur. Bu hadisle toplumda evliliğin yaygınlaştırması sorumluluğunun aynı
zamanda devlette olduğunu da göstermektedir. Bunun yanında evlenemeyecek
durumda olanları devletin evlendirmesi gerektiğini anlamaktayız.
Modern toplumlarda devlet, bireyleri evlendirmek yerine
genelevleri ve fuhuş sektörünü yaygınlaştırmakta bir anlamda vatandaşlarını
korumak yerine bazı menfaat odaklarına sermaye yapmakta ve bundan da suç ortağı
olarak kazanç (vergi) temin etmektedir.
Halbuki İslam da devletin bireyin ırzını koruması
gerektiği anlamaktayız. Bunun için evlenemeyecek durumda olan kadın-erkekleri
evlendirme sorumluluğuna sahiptir.
Modern devletin bu amaçla bir sistem kurması gerekir.
Evlenemeyecek olan kişilerin başvurduğu ve devletin onları evlendirdiği sistem.
Bu sistemi aile bakanlığı veya diyanet bünyesinde kurabilir.
Evlilik Çağımızı Geciktirmeyelim, Genç Yaşta Evlenelim
Günümüz insanların (buna dindar ailelerin çocukları ve
dindarlar dâhil) en büyük sorunu maalesef artan fuhuş ve cinselliktir. Toplumda
büyük bir cinsel serbestlik ve fuhuş yaşanmaktadır.
Bunun temel nedeni de insanların evlenme sürelerinin
gittikçe ilerlemesi 25 -30 yaş aralığında artık evlenmeleridir. Bu süreç kadın
ve erkeklerde ortalama aynı olmaktadır.
Bir insanın cinsel açıdan en güçlü olduğu döneminde bekâr
olması, tabi ki toplumda cinsel suçlara yol açtığı gibi fuhşiyatı da
artırmaktadır. Her ortamda (okullar ve kurslar zaten cinslerin birbirleriyle
tanıştığı ve serbest ilişki kurduğu yerler haline gelmiştir) karşıt cinsler bir
araya gelmeye çalışmaktadır. Bu artık toplumumuzun bir realitesi haline
gelmiştir.
Peki, ne yapılmalı
Bu yaşam tarzı aslında batının bize dayattığı bir yaşam
tarzıdır. Bizim kültürümüzde buluğ çağına erdikten kısa bir süre sonra insanlar
evlenirdi. (Sakın hâlâ çocuk demeyin. Tüm atalarınız bu yaşlarda evlendiler)
Ama ülkemizde bu süreç sürekli ileri tarihe atıldı ve derken ekonomik
nedenlerden dolayı artık 25-30 yaş aralığına dayanmış oldu. Bu yaşta evlenen
bir insanın çocuğu olup yetişkin olduğunda babası ve annesi artık yaşlı birer
insan olmaktadır.
İşte batının dayattığı bu zinciri kırmanın tek yolu,
Erken evliliktir. Yani 20 li yaşlarda kız ve erkeklerin evlenmesidir. Oğlan
hâlâ okuyor, işi yok mazeretini tarihe gömelim. Evde bir tabak daha koyalım
sofraya. Emin olun erken evlenmiş bir genç çabuk olgunlaşacaktır.
Siz ona nasihat verip hayatını yönlendirmek için
uğraşmayacaksınız. O, kendine çözümler üretecektir.
Genç, vaktini kızların (kızlar için de tersi) peşinde
koşma, cinsel içerikli materyalleri takip etme stresinden kurtulacaktır. Çünkü
insanda en baskın duygulardan birisi de cinsel dürtülerdir. Bu dürtüler helal
yoldan tatmin edildiğinde insanın beynindeki yani bilinçaltındaki bir yük
ortadan kaybolacak, gençler hedefe daha iyi konsantre olacaklardır.
Evlenen bir insan yaşı ne kadar genç olursa olsun
olgunlaşır.
Bekâr olan bir insan ise yaşı ne kadar büyük olursa olsun
hâlâ olgunlaşmamış ve bilinçaltındaki dürtülerle (nefis terbiyesi
diyebilirsiniz) boğuşur. Bu da ona zaman kaybettirir.
Evlenen bir insan dinini korur. Dünyasını korur. Çünkü
hayata bakışı değişir. Ayakları yere basar. Batıda evlilik öncesi cinsel
ilişkiler normal karşılandığından orada bu konu çok sorun çıkarmazken bizim
gibi ülkelerde bu soruna neden olur.
Toplumu kurtarmak, toplumdaki cinsel sapkınlığı önlemenin
tek yolu erken evliliktir.
İslam da evlilik sadece neslin devamı için istenmez.
Gençlerin ıslahı ve bir an önce hayata atılarak toplumsallaşması için de
istenir.
Yarım olan insan evlilikle tam bir insan olmuş olur.
Bilinçaltının baskısından ve nefsin tazyikinden kurtulur. Genç yaşta evlenen
kişiler, bir anlamda beraber büyürler. Hayatı beraber tanımış olurlar. Onların
daha kemikleşmiş bir dünya görüşü olmadığından birbirlerini etkileyerek,
birbirlerini şekillendirirler. Böylelikle günümüzdeki evliliklerdeki en büyük
sorun olan anlaşamama ve dünya görüşünün farklı olması olayı da meydana gelmez.
Ülkemizde bir zihniyeti yıkıp yeri bir zihniyet inşa
etmemiz gerekiyor. O da geç evlenme (iş güç sahibi olsun, kariyeri olsun, para
kazansın, evi dört dörtlük olsun) zihniyetini yıkmaktır. Evlilik yaşını
düşürmeye çalışmalıyız. Özellikle erkekleri ilgilendiriyor. Çünkü erkeklerde
geç evlenme daha yaygın. Ama kızlarda da gittikçe yaygınlaşıyor. Toplumu
değiştirmeli, dönüştürmeliyiz.
BU YAZIMIZDA ÇOCUK EVLİLİĞİ SAVUNDUĞUMUZ ANLAŞIMASIN.
SADECE OTUZLARA VARAN EVLİLİK YAŞININ YİRMİLERE VEYA ONŞEKİZLERE ÇEKİLMESİNİ
TAVSİYE EDİYORUZ.
Artık batının dayattığını bu yaşam tarzını değiştirmeli,
yeni bir gelenek inşa etmeliyiz...
Erken yaşta evlilikte hayat vardır. Gençleri evlendirin
ki sapıtmasınlar, hem bugünleri ve hem de yarınları kurtulsun.