Geçtiğimiz haftalarda kaleme aldığımız “Aileden Sorumlu Bakanlığa Açık Çağrı” başlıklı yazımızda evlilik programlarıyla ilgili olarak, “Kesinlikle ekranlardan kaldırılmalı” tavsiyesinde bulunmuştuk. RTÜK’e yapılan şikâyetlerin başında gelen evlilik programlarıyla ilgili olarak kamuoyunda insanların kafalarını karıştıracak spekülasyonlar yapılıyor. Geçtiğimiz hafta çıkarılan KHK ile öncelikle bu programların yayından kaldırılacağına dair söylentiler ortalığa saçılmıştı. Daha sonra böyle bir şey olmadığı, bu programların aynen devam ettiği, ama sıkı bir şekilde takip edildiği yazıldı çizildi.
Aile kavramını rencide eden, ailenin kurulmasıyla ilgili tüm algıları yerle bir eden, mahremiyetin ihlal edildiği bu programların yayında olması ve birilerinin bu programlar üzerinden rant devşirmeye devam etmesi bizce abesle iştigalden başka bir şey değildir. Neymiş? Evlilik programları çocukların ekran başında olduğu saatlerde değil prime time kuşağında saat 21.00’den sonra ekranlara getirilecekmiş.
Ha kel Ali, ha Ali kel… Ne farkı var?
Saat 21.00’den sonra evlilik programlarının ekrana gelmesi bugünkü reyting düzleminde akla muhal görünüyor. Zira bu kuşaklar diziler tarafından işgal edilmiş durumda. Evlilik programları zaman doldurmak, kuşak doldurmak için özel sipariş edilmiş, bu milletin sosyal dokusuna bir hançer gibi saplanmış, saplanmaya da devam eden mahrem kurcalayıcılardır.
Kanal D ekranlarındaki evlilik programının yapımcısı Haluk Şirin’e programlarının yayından kaldırılıp kaldırılmayacağı soruluyor. O da diyor ki, “Sezon sonunda her durumda bitireceğiz.” Arkasından yeni bir programdan bahsederek, “İlk olarak Ramazan ayında ‘19’ isimli bir bilgi yarışması Kanal D’de başlayacak. Haftada 5 gün ekranda olacak. Sloganımız, ‘Bir devir kapanıyor!’ Artık bilgili insanların TV’lerde şöhret olup, milyonlar kazandığı yeni bir dönem başlıyor olacak. RTÜK’ün uyarılarını ciddiye alıyoruz. Bundan böyle topluma doğru rol modeller çıkaracak, yeni projelere ağırlık vereceğiz. Öğle sonrası kuşaklarında bilgili şöhretleri tanıyacağız bundan böyle” diyor. Evlilik programının yapımcısının bu formatı ekrandan kaldırdıktan sonra ortaya koyacağı yeni yapıma bakın. Topluma doğru rol modeller çıkaracak yeni projeler üretmek. Sormak gerekiyor kendisine, “Şu ana kadar yaptığınız programlarda hangi doğru rol modelleri ortaya koydunuz da, bundan sonra yapacağınız projelerde kimleri gözümüzün içine sokacaksınız?” Daha önce de söylemiştim… Televizyonlara program üreten yapımcılar ve program koordinatörleri bir araya geldiklerinde programları kurgularken kendilerine esas aldıkları tek şey vardır: Reyting… Eğer ürettikleri program tutarsa ve reklâm verenlerin nezdinde seyredilir bir hâl alırsa, o programın içeriği, o programın toplumun genel ahlak yapısında yaptığı tahribat, o programın insanların vicdanlarında açacağı yaralar kesinlikle önemli değildir.
Paranızı alacaksınız, keyfinize bakacaksınız…
Türk televizyonlarında aile kavramını rencide eden, insanların gözü önünde medya şaklabanlığı yapan ve ürettiği değerlerle ahlakın yozlaşmasını ve çürümesini sağlayan evlilik programları da aynen bu kategoride değerlendirilmelidir.
Evlilik programları, diziler, ekranlara getirilen birbirinden yoz filmler Türk insanının ahlakını yok etmeye kurgulanmış birer tahribat bombasıdır. Bir toplumu yıkan ekonomik veya siyasal sebepler değildir. Bir toplum ahlaken çürümeye başlamışsa işte o zaman toplumun temeline dinamit konulmuş demektir.
Ne diyordu bir düşünür; “Servetini kaybettiğinde bir şey kaybetmemişsindir, sağlığını kaybettiğinde bir şey kaybetmişsindir, ahlakı kaybettiğinde ise her şeyi kaybetmişsindir.”