Evliliği Zorlaştırmayın!

Abone Ol

Geçenlerde bir tamirat işi yapan fayans ustasına, “Evli misin?” diye sordum. “Değilim” dedi. “Kaç yaşındasın?” dedim. “40” dedi. Niçin bu yaşa kadar beklediğini sordum, “Şu kadar para lazım, hâlâ para biriktirmeye çalışıyorum” dedi. Söylediği rakam çoktu. “Evlilik için bu kadar paraya gerek yok. Abartma!” dedim. Anlattı:

“Ben (…) şehrindenim. [Doğuda bir vilayetin adını söylüyor] Bizde kızlardan başlık parası alırlar. Bu da yetmezmiş gibi, amca yolu, dayı yolu, kardeş yolu, kızın annesi için süt parası, vs. istenir. Kıza bir çöp dahi verilmez. Bu da yetmezmiş gibi, düğün âdetleri vardır. Bu da şu kadar tutar. Bunları yapmazsan, kınanırsın. Yüzün yere gelir. Onun için yaklaşık 20 senedir para biriktiriyorum.” Buna dair pek çok hikâye dinlemişim. Çevreme bakıyorum, erkeklerin ve kızların yaşı geçmiş, ama hâlâ bekârlar. Sebebi ne? Tek kelimeyle cehâlet!.. Cahiliye âdetlerini devam ettirmeye çalışmak…

Evlilik, en muhkem sünnetlerdendir. Dinimizde ruhbanlık yoktur, bu haramdır. İslâm evliliği alabildiğine kolaylaştırmıştır. Asr-ı Saâdete bakınız, sahabelerin düğünlerini örnek alınız. Peygamber Efendimiz (asm) gözbebeği kızı Hz. Fâtıma validemiz için gücü nispetinde çeyiz hazırlamıştır. “Kıza bir şeyler alırsak el âlem ne der?” deniliyor. Ne derlerse desinler. Başlık parası haramdır. Damat tarafı kızın yakınlarına şunu, bunu alacakmış. Bu ne demek? Her iki tarafın yakınları; amcaları, dayıları, halaları, teyzeleri, ağabeyleri, kardeşleri, anaları, babaları, elhasıl, birinci derecede akrabaları bu gençlerin yuvalarını kurmada yardımcı olacak. Maddî imkânı olanlar yardım ederek, durumu müsâit olmayanlar duâ ederek, güler yüz göstererek, en azından gölge etmeyerek…

Doğu’daki, Güneydoğudaki sıkıntıların bir sebebi de, kız çocuklarına değer vermemek, onlara mirastan pay vermemek, kızlar evlenince onları bir kuru canıyla evden göndermektir. Oldu olacak, madem cahiliye âdetlerini bu kadar seviyorsunuz, bari diri diri toprağa gömün!

Zaten rejim ağa suyun başını tutmuş. “Beş yaşından 17 yaşına kadar kızınızı, oğlunuzu bana vereceksiniz. Onları ben eğiteceğim. Buna mecbursunuz.” Diyor. Kız çocuğu 18 yaşından önce evlenecek olsa, “çocuk gelin!” Diye feryadı kopartıyor. Gelini gelinliğiyle düğünden alıp götürüyor, “Sosyal Hizmetler Kurumuna” teslim ediyor. Ana-baba hakkında da soruşturma başlatıyor. “İyi de bizim ninelerimiz büluğ çağına gelince gelin olmuştu. 9-10 tane de aslan gibi evlat doğurup büyütmüştü. Dinimiz buna izin veriyor.” Diyecek olsanız, “Ben anlamam! Böyle olacak. Kızlar illa ki okuyacak, Laik eğitim alacak. Çocuk gelin olmayacak!” diyor. Bu ap ayrı bir konu olduğu için sözü daha fazla uzatmak istemiyorum. Kızlar okuyor, üniversite bitiriyor, çalışmaya başlıyor, kariyer yapıyor. Yaşı 30 oluyor. Bu defa da koca beğenmiyor. “İşim var, kariyerim var, param var, koca kahrı mı çekeceğim!” diyor.

Sorma hekim efendi, yaramız derin! İyisi mi biz insaf sahiplerine seslenelim:

Ağalar, beyler, analar, babalar, emmiler, dayılar, halalar, teyzeler! Etmeyin, eylemeyin, evliliği zorlaştırmayın. Haramdan sakınmak için, Kur’an’da işaret olunduğu üzere birbirlerine örtü olmak için, dünyada huzurlu ve mes’ud yaşamak için evlenmek isteyen gençlere zorluk çıkarmayın. El ele verin, onların yuvasını birlikte kurun. Gençler veya damadın ailesi gırtlağa kadar borç edip de kara kara düşünürlerse ne olacak? O yuvada huzur ve mutluluk olur mu?

Gençlere de bir çift sözüm var: Gençler! Sizler de mütevâzi olun. Bir anda dört dörtlük olmaz. Ayağınızı yorganınıza göre uzatın, lükse kaçmayın. Zarûrî eşyaları, en hesaplısından almaya bakın. “Elâlem ne der!” safsatasını bırakın. “Allah ve Allah’ın Resûlü ne der?” deyin. Ölçünüz bu olsun. Rabbimiz bize kolaylık yolunu açmış. İslâm zaten baştan başa kolaylık ve güzellik dinidir. Resûllullah’ın (asm) yolu, kolaylık yoludur. Evlilikte de böyledir. Rabbim, Sünnet dâiresinde evlilik yapmak isteyenlere kolaylık versin. Hâlâ cahiliye âdetlerini devam ettirmek isteyenlere de akıl, fikir, basiret, insaf versin…