Evliliğe hazırlık kursu için resmi girişim

Abone Ol

Uzun zamandan beri "evliliğe hazarlık kursları" ile ilgili yazılar yazıyorum.

Bilgi çağında yaşıyoruz, artık her şeyin bilinçli yapılması ve önceden hazırlıklı olunması gereğini vurgulamaya çalışıyorum.

Eskiden evlenecek gençleri, "gönüllü kişiler" devreye girerek ve öncülük yaparak evlendiriyorlardı.

Kimdi bunlar

Mahallenin bakkalıydı, muhtarıydı, cami imamıydı, o bölgenin ileri gelen saygın kişileriydi.

Şimdi bu insanlar yok.

Evlenecek gençler eş adaylarını kendileri bulmak zorunda kalıyorlar.

Sormadan, araştırmadan, okuldan, iş yerinden, sokaktan, paylaşım sitelerinden, mesajlardan, öteden-beriden, var olan yoğun duygusallıkları içerisinde bulmaya çalışıyorlar.

Buluyorlar da...

Buluyorlar da ne oluyor

Her şeyden önce, gençlerin o duygusallıkları içerisinde geleceğe yönelik, sağlıklı bir yuva kurabilme olgunluğu içerisinde olmaları mümkün değildir.

"Duygusallık ve gençlik," aklın önüne geçtiği için evlilik öncesinde her şey "tozpembe" bir rüya gibi gelip geçiyor.

Eş adayları, birbirlerinin hoşuna gidecek davranışlar içerisinde oldukları için, evliliğe hazırlık süreçleri gayet güzel bir şekilde geçiyor.

Gerçek kişiliklerini gizleyerek birbirlerine maske takarak evleniyorlar.

İki ayrı kültürden, iki ayrı aileden gelen bu gençlerin oluşturduğu "evlilik kurumu," belli bir zaman sonra hayatın gerçekleriyle yüzleştiklerinde duvara tosluyor ve çatışmalar da kaçınılmaz oluyor.

Hiç devrede olmayan aileler, bu sefer devreye giriyorlar ve işler arap saçına dönüyor.

Tartışmalar, kızgınlıklar, küsmeler ve kavgalardan sonra her iki taraf kendilerini mahkeme kapılarında buluyorlar.

Evliliklere genel olarak baktığımızda, senede "500 ile 600" bin arasında evlilikler yapılıyor.

Bunların "150 ile 200" bini boşanmak için mahkemelere başvuruyorlar.

İşin en vahim yönü, "boşanmalar giderek çoğalıyor ve toplumsal bir sorun " haline dönüşüyor.

Peki, çare ne

"Evliliğe hazırlık kursları" bir ön tedbir olabilir.

Aile ve sosyal politikalar bakanı, Sayın "Fatma Şahin" inin belirttiği gibi, "Nasıl ehliyet için kurs şartı varsa, evlenmek için de kurs olmalı" diyor bakan.

Devlet düzeyinde bu konunun gündeme gelmesi büyük önem taşıyor.

Gerçekten "evlilik ve aile kurumlarında" büyük bunalımlar yaşanıyor.

"Aile kurumunun" içine virüs girdi, içten içe aile yuvalarını kemiriyor ve de eritiyor.

Aile içi şiddet, aile dışına sarkmaya başladı bile.

"Geçimsizlik," almış başını gidiyor...

Batı Dünyasında olduğu gibi "Aile müessesemiz" iflasın eşiğine gelmeden buna bir çare bulmak gerekiyor.

"Evliliğe hazırlık kursları," bunlardan yalnız birisidir diyebiliriz.

"Evlilik öncesi hazırlık," artık kaçınılmaz bir ihtiyaç haline geldi.

Son dönemlerde "evlilik kitapların artması," bunun bir göstergesidir.

Çeşitli kurumlar, evlilikle ilgili seminerler ve organizasyonlar tertipliyorlar.

Bu işin önemini kavrayan ve bununla ilgili çalışmalar yapan kurumların, kuruluşların, hatta belediyelerin faaliyetleri giderek çoğalıyor.

Burada önemli olan, "bir sistemin ve organizenin" olmasıdır. Bu konu öylesine sıradan bir konu değil.

İşin sosyo-psikolojik boyutu yanında, dini yönünün ve geleneksel boyutunun olması konunun ne kadar kapsamlı olduğunu ortaya koyuyor.

Ülkemizde en kolay yapılan işlerden biri , "eş seçimi ve evliliğe hazırlık" sürecidir.

Gençler, hiçbir bir hazırlık yapmadan, bilgilenmeden evliliğe karar veriliyorlar.

Zaten evlilik öncesinde her şey tozpembe bir havada geçiyor.

Eş adayları, birbirlerinin hoşuna gidecek davranışları alabildiğine cömertçe birbirlerine sergiliyorlar.

Gerçek kişilikleri ve doğal yaşantıları evlendikten sonra ortaya çıkıyor.

Maskelerini çıkardıklarında da ancak işin farkına varabiliyorlar.

Şu anda evliliklerdeki büyük bir çoğunluğunun ana sorunu "geçimsizlik" değil, bilakis "şiddetli geçimsizlik" dir.

Şiddetin dozu giderek artıyor ve aileleri paramparça yapıyor.

Nedeni de apaçık ortadadır: " Eş adayları birbirlerini tanımadan, evliliğe ve hayata hazırlanmadan, maddi ve manevi bilince sahip olmadan evliliğe girişmelerindendir."