Millî Gazete günlerce, birinci sayfadan yayımladığı "BU YAZ EVLERİNİZİ "KUR AN OKULU"NA ÇEVİRİN" anonsu ile çıktı ve geçtiğimiz Cuma günü (15 Haziran) "KUR AN-I KERİM ÖĞRENİYORUM" kitabı gazetemiz tarafından tüm okuyucularımıza ücretsiz olarak hediye edildi. Gazetemizi hediyesinden dolayı tebrik eder, değerli okuyucularımıza hayırlı Kur an okumaları ve çalışmaları dilerim
"Kur an ve İlim Seminerleri"ni son on yıldır her hafta düzenleyen, bu seminerler için her hafta Kur an ın yarım sayfasının tefsirinin yedi-sekiz sayfa olarak hazırlanmasında katılıp katkıda bulunan, ama daha da önemlisi; bu seminer notlarının kadın-erkek, yaşlı-genç bütün aile fertlerimizin iştiraki ile okunup değerlendirilmesi ve "www.akevler.org" sitemizden bütün dünyada okunmasının sağlanmasını sağlayan biri olarak, gazetemizin hediyesinden çok memnun oldum. Tebrikler ve teşekkürler Millî Gazete...
Bu yazıyı yazmaya karar verdiğim gün, bir gazetenin aynı sayfasında önce bir makale, sonra bir haber okudum. Konuyla ilgisi sebebiyle bu makale ve haberin özetlerini sizlerle paylaşmak istiyorum.
*
Önce, Ahmet Kurucan ın "İmam nikâhı ve sosyal gerçekçilik" makalesinden bir bölüm: Geleneksel Müslüman toplumların hayat sürdüğü dönemlerde sosyal hayatta var olan her şey din (yani düzen) ile bir şekilde irtibatlandırılıyordu. İslâm dininin (/düzeninin) hayatın bütününü kuşatan emir, yasak, tavsiye tarzı değerlerinin var oluşu, sözünü ettiğimiz irtibatın gerekçesini oluşturur. Daha açık bir ifadeyle, İslâm dininin evlenme ve boşanmadan, çocuğa süt emzirmeye, loğusalığa, oradan mirasa kadar aile hayatı içinde kendine yer bulan her hususla alakalı, müntesiplerinden inanmasını ve uygulamasını istediği değerleri, emir ve yasakları vardır. Aile hayatında gördüğümüz bu kapsayıcılık ticaret, siyaset dahil hayatın sair alanları için de geçerlidir.
Fertlerin dinî değerleri kabuldeki inançlarının seviyesi, cennet veya cehennemle son bulacak âhiret hayatını dünya hayatına nisbetle daha çok önemsemeleri, bir kelime ile ifade edecek olursak dindar lıkları bu sürecin toplum içinde kökleşmesine ve nesilden nesile akıp intikaline sebep olmuştur. Tarih içinde dindarlık ve diyanet özelinde aynı kaygıyı taşıyanlar, aynı ideali benimseyenlerin aynı tip davranış sergilemesinin altında yatan da işte bu düşüncedir. Bugün sayıları 65 e varan ulus devletleri ile İslâm dünyasında görülen pratik hayattaki bazı benzerlikleri bu kaynak ve kaygı beraberliğine bağlayabiliriz. Ama bu demek değildir ki hiç kırılmalar yoktur ya da örf ve âdetten kaynaklanan yorum farklılıkları söz konusu değildir! Hayır böyle bir şeyi ne ima ne de iddia ediyoruz. Hatta tam aksini söylüyoruz ki 15 asırlık İslam tarihi de bunu çok açık biçimde gösteriyor. Nitekim 15 asırlık bu süreçte İslâmî değerlerin pratik hayata intikalinde ciddi sayılabilecek kırılmalar ve kesintiler yaşanmıştır. Bunların en şiddetlilerinden birisi bizim ülkemizde olmuştur. 2007 itibarıyla hâlâ bu kırılmanın izlerini ferdî ve toplumsal planda üzerimizde taşımaktayız.
Sanayileşme, Batılılaşma, sekülerleşme, modernleşme ve küreselleşme tartışmaları ve bunların idari hayata yansımaları altında geçirdiğimiz son iki asırda, yukarıda sözünü ettiğimiz şekliyle dinî (yani düzen ile ilgili) değerler, sosyal, siyasi, ticari, kültürel ve ahlâki alanda yavaş yavaş yerini başka değerlere terk etmeye başlamıştır. Bu kırılmada Batı dünyası ve o dünyada yaşanan hadiselerin rolü inkâr edilemez. Çok defa tekrar edildiği gibi, Batı da devlet-din (düzen) arasında yaşanan gerginlik bizim ülkemize de ayniyle taşınmıştır. Hem de İslâm dini ile Hıristiyanlık arasındaki farklar hiç nazara alınmadan!
*
Şimdi de, "Çocuklarını, sohbet notlarıyla yetiştirdi" haberi: Aile içi sıcak muhabbetlere kapı aralayan eğitici ve öğretici sohbetler, özellikle günümüz şartlarında ailelerin önemle ihtiyaç duyduğu unsurlar arasında yer alıyor. Bu konu ailelerin daha sağlıklı ilişkiler üzerine bina edilmesi için uzmanlar tarafından sürekli tavsiye edilmesine rağmen, birçok aile bu tür etkinlikleri istedikleri halde gerçekleştiremediklerinden ya da sıkça yapamadıklarından yakınıyor. Bazı aileler, televizyona yenik düştüklerinden şikâyetçi olurken, bazıları da ölçülü davranarak sıcak, huzurlu bir yuvanın tesisi adına önemli adımlar atmaya gayret gösteriyor. İşte bu şanslı ailelerden biri de Sakarya da yaşayan Turan ailesi.
Çocuklarımı sıkmadan nasıl sohbet yapabilirim endişesiyle yola çıkan eğitimci-yazar Mustafa Turan, dersleri günün özlü sözü, günün fıkrası, âyeti, hadisi, şiiri gibi küçük küçük bölümlere ayırarak, eğlenerek öğrenme ve öğretmeyi başarmış, sohbetleri sıkıcılıktan kurtararak zevkli hâle getirmiş. Yılların birikimi notlar, evi okul hâline getirip büyük beğeni toplayınca Evinizdeki Okul adıyla kitaba dönüşmüş. Baba Turan, aile içi eğitimin önemini bilen bir tarih öğretmeni ve yazar. Kişisel gelişim ve hafıza teknikleri uzmanı olarak başarıda motivasyon hakkında seminerler, Ermeni meselesi ve Çanakkale zaferi konularında konferanslar veriyor.
Baba Mustafa Turan önce kendi ailesinde çocuklarına uyguladığı hem eğlendirici ve hem de eğitici ders notları, zamanla komşularının ve yakın çevresinin dikkatini çeker. İçinde her türlü sosyal, kültürel bilgiler bulunan dosyalar dolusu bu notları emanet alan dostları da çok memnun kalınca bu notların kitap hâline getirilmesi, başkalarının da istifadesine sunulması tavsiyesinde bulunurlar. Anne Yasemin Hanım da hem ikramlarıyla hem de sohbete bizzat katılarak derslere ayrı bir renk katar. Yasemin Hanım, bu dersler vesilesiyle kendisinin de çocuklarıyla beraber çok şey öğrendiğini söylüyor.
Hâsılı, "Kur an ve İlim Dersleri"ne önem verin, evlerinizi "Sürekli Kur an Okulu"na çevirin.