Çok değil yaklaşık bir hafta önce Beşiktaş-Trabzonspor dev karşılaşması oynandı. Tüm futbolseverler ve de futbol yorumcuları maçın kalitesinin yüksek olduğu hakkında hemfikirdiler. Tabii ben de öyle. Hakem Halil Umut Meler nerdeyse hiç konuşulmadı.
Bu karşılaşmadan 3-4 gün önce ise Trabzonspor-Başakşehir Süper Kupa Finali oynandı. Trabzonspor net oyun net skorla kupayı kazanan taraftı. O maçta Abdullah Avcı sahaya ve yorumlara kasketiyle çıktı. Trabzon’da kasket (İskoç usulü kasket imiş) trend oldu. Satışlar tavan yaptı. Meşhur kasketçi, Avcı’yı değil maçtan sonra kasketini tanıdı. Meğerse kasketi alan Abdullah Avcı imiş diye konuştu. Sonra patladı gitti. Ahmet Suat Özyazıcı ile özdeşleştirenler oldu. Kimse Avcı’nın Trabzonspor’u oyun ve taktiksel anlamda neler yaptığının farkına varmadı. Kasketi daha çok ilgi gördü iyi mi?
“Dünyanın En Heyecanlı ve Ateşli Derbileri” arasında kürsü görmüş Fenerbahçe- Galatasaray Derbisi son yıllarda beklenilen performansı, kaliteyi ve de heyecanı maalesef gösteremiyor. İlk yarıda olduğu gibi yine seyir zevki işleri fazla olmayan bir maç izledik. Muslera ve Altay’ın kurtarışları, Mustafa Muhammed’in teknik ve de yumuşak sağ iç plasesi haricinde konuşulacak organize işler yok gibiydi. Haliyle kafasında son yıllarda ve de ilk yarıda oynanan (pardon oynanamayan) futbolu az çok canlandıran, bunu da sahada uygulatan teknik adam derbiyi kazanmaya bir adım daha yaklaşmış oluyor. Buna rakip takım teknik direktörünün yanlış oyuncu seçimleri de eklenince tecrübe bu tip, durgun, temposuz, kurgusuz derbilerde ağır basıyor. Oynanan futbolun kalitesi yerine maç öncesi, Donk’un penaltısı, Caner’in kırmızısı, VAR’ın çizgisi ve maç sonrası konuşuluyor.
VAR eyyamcılığı hakkında çok yazılar yazmıştım. Yıllardır Süper Lig’de ne maçlar izledik. Derbisi, dev maçı, Avrupa maçları, daha heyecanı düşük karşılaşmalar vs. Maçtan sonra bir daha banttan bakardık. Eski hakemler yorumlardı al geri ver ileri. Pozisyonun ne olduğu ortaya çıkardı. Bazen al geri ver ileri de bile bana göre sana göre lafları edilirdi. VAR sistemi getirildi. (Video Asisstant Referee. Bize göre Video Yardımcı Hakem. Yani VYH) Dedik güzel en azından tartışılan, skora etki eden pozisyonlar doğru bir şekilde verilir ve herkesin kafasında soru işareti kalmaz. Fakat bizim hakemler VAR eyyamcılığı bile yaptılar. Aşağı yukarı birçok takım için bu bakıp da görememe durumları oldu. Fakat izlediğim kadarıyla da en çok Galatasaray ve Fenerbahçe zarar gördü.
Galatasaray Kulübü hatta bir açıklama yaptı. Konuyu Kulüpler Birliği’nin gündemine getirdi. Fakat ne hikmetse o günlerde diğer kulüpler, birlik çatısı altında bir deklare yayınlayarak, “Biz MHK ve hakemlerden memnunuz” dediler. Şimdi gelinen nokta budur. O gün “memnunum” diyenler, bugün “yandım anam” diyorlar. Bu konu Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş, Trabzonspor meselesi değildir. Bu konu tüm takımların meselesidir ve birlikte hareket edilmelidir.
Bir de küfür olayı vardır. İşte o daha vahim olanıdır. Agnostik TFF yine durup durup karar ve fikir değiştirdiği için bu konuda da ne dediği anlaşılamamıştır. 150 sağlık çalışanı diyor. Deneme maksatlı diyor. Bilim Kurulu tarafından seyircisiz olan maçlar, yine sağlık çalışanları tarafından deliniyor ve test ediliyor. Yasağı ihlal edenlere ceza kesiliyor ise, TFF kendi içinde bu şekilde gizli saklı karar alamaz. Kendi yasağını delemez. Göreceğiz bakalım nasıl bir ceza ortaya çıkacak? Yıllardır birçok örneklerini gördük. Bu karar ve cezada bile “eyyamcılık” yapacaklar.
Bekleyelim görelim…
Ara transferde Galatasaray ile Fenerbahçe stratejik ve nokta futbolculara imza attırdılar. Biz de basın olarak haliyle beklentileri yüksek tuttuk. Beklentiler boşa çıktı. Bir Mustafa Muhammed işte golde iyi işler yaptı. Mesut sonradan oyuna girdi biraz oyunu hareketlendirdi. Süper Lig için şunu diyebiliriz. Şimdi daha heyecanlı ve de daha stresli hale geldi. Halley Kuyruklu Yıldızı’nın ziyareti gibi yıllar sonra 3 büyükler aynı puana sahipler. Bu arada bahsettiğim gibi Avcı’nın Trabzonspor’u zirveye yetişti. Avcı’nın neden 3 yıllık ısrarını şimdi anladınız mı? Abdullah Avcı’yı yöneticiler biraz uvertür gibi görüyorlar. Bence yanlış yapıyorlar. Aslında Süper lig tadından yenmez bir kıvama geldi. İngiltere’ye bakıyorsunuz, teknik adamlar hafif birbirlerine laf atıyorlar. Büyük maçlarda Guardiola, Klopp ve Maurinho gibi isimler hafif nüktedan demeçler veriyor. Kimi zaman da bir kararın etrafında birleşip birlikte tavır alabiliyorlar. Örneğin; M. Ctiy-Tottenham maçı sonrası Pep, “Maçı biz domine ettik. Topa %70 biz sahip olduk” demişti. Ardından da Maurinho, “Ona söyleyin topu alsın evine götürsün. 2-0 galip olan biziz” diye cevaplamıştı. Sonra Chelsea Lampard ile yollarını ayırdı. Bu iki teknik adam, hatta bunlara Klopp da katıldı. Neden daha fazla şans tanınmadı diye tavır almışlardı.
Bu tarz durumları ligimizde de görmek isteriz. Fakat benim bu TFF, MHK, Kulüpler Birliği ve spor adamlarından çekincelerim var. Spor, özellikle futbol algı ile yönetilemez. Futbol canlıdır. Nefes alır verir. Göbek bağı olan, güdümlü olan belli bir yere kadar yönetebilir. Dürüst, güvenilir, samimi, adil ve kimseye eyvallahı olmayan kişiler yönetir.
Cem Yılmaz’ın G.O.R.A. filmindeki repliği gibi: “Uzaylılar tarafından kaçırıldım. Evet tarafından!”