Ev Meselesi

Abone Ol

Bİzİm evimiz olduğunda diyor kırmızıya boyayacağız; şöyle

kıpkırmızı, şu yukarıda bir bina var ya onun gibi kırmızı olacak! Bizimki de

mavi olacak ben maviyi çok seviyorum diyor öteki. Yok aslanım bence en iyi

yeşildir, aynen cami gibi diyor beriki. Öteki hemen yapıştırıyor cevabı; cami

mi alacaksınız oğlum, camiler yeşil boyalı oluyor. Olsun diyor, ben yeşil

evleri daha çok seviyorum. İlki hemen söze tekrar giriyor; kırmızı olacak

kıpkırmızı, bizim ev kırmızı boyalı olacak!

Ev meselesi sokakta oyun oynayan çocukların konuşmalarına

bile konu oluyor. Bir grup çocuk sokakta oyun oynarlarken halka gibi durmuşlar

az önceki konuşmayı yapıyorlar. Beni görünce de aynı anda hepsi susuyor. Sanki

konuşmalara devam edecekler de benim geçip gitmemi bekliyorlar. Ki geçip gidiyorum.

Gidiyorum gitmesine de, Türkiye de ev (konut) meselesi gerçekten can sıkıcı bir

haldedir. Çocuklar evleri renkleriyle konuşsalar da yetişkinlerin dünyasında

bütün evlerin rengi aynı; bütün evler para rengindedir. Para deyince de insana

bir can sıkıntısı çöküyor. Adeta gelip musallat oluyor can sıkıntısı. Nasıl

olmasın ki

İlk insandan günümüzdeki son insana (kimse ona) kadar

insanın en temel ihtiyacı mesken ihtiyacıdır. Yani konut ihtiyacı. İnsan her ne

kadar hastanede doğsa da evde yaşamını sürdürüyor. Ev derken günümüzde ev

kelimesi küçüle küçüle maalesef daire olmuştur. İnsanlar dairelerde yaşıyor.

Oysa asıl olan evdir. Ev hem genişlik ve büyüklük anlamıyla asıldır hem de

insan yaşamına en uygun yapı olduğu için. Özellikle Müslüman ca yaşam için etrafı

yüksek duvarlarla çevrili, geniş avlulu, en fazla üç katlı, her katında en az

dört oda olan, diğer evlerden bağımsız evler olması gerek. Özelliklerini

belirttiğimiz böyle bir ev normal bir evdir. Fakat günümüzde böyle evlerden

bahsettiğimiz zaman hemen villa anlaşılıyor. Oysa gözde büyütülecek bir tarafı

yok; bahsettiğimiz gayet normal bir evdir. Müslümanların ideallerinde

Müslüman ca yaşamak ideali olmadığından dolayı hayallerinde ideal ev tasavvuru

da yok. Günümüz Müslümanlarına göre, şöyle doksan metrekarelik bir daire olursa

ağa da sensin paşa da! Tabi balkonu olması şart! Balkonsuz ev düşünemiyorlar

nedense! Balkonu olmasın avlusu olsun desek dalga geçtiğimizi sanırlar. Hani

haksız da değiller; İstanbul da avlu yapacak toprak mı kaldı birader! Avlu

toprağa yapılır, balkon ise betona. Beton yığınına dönmüş şehirlerde avluyu

nereye yapacaksın! Oysa bunun mümkünü var normal şartlarda. En azından ideal

olarak insan düşüncesinde olması gerekir. Ama insanlar ekmek kavgasından ideal

ev düşünmeye fırsat bulamıyorlar. Yalnız, hani maddi anlamda mümkün olmasa da

insanların ideallerinde ideal ev düşüncesi var olmalıdır. Günümüz insanında

ideal ev düşüncesi yok maalesef!

Arkadaş insanlar başını sokacak ev alamıyorlar sen de

tutmuşsun ideal ev diyorsun; önce bir başımızı sokacak, üzerinde tavanı,

etrafında dört duvarı olan bir şeyler alalım da ondan sonra ideal ev düşünürüz!

Haklısınız kardeşlerim! Türkiye de devleti yönetenler insanların ev ihtiyacını

gidermiyor. Oysa olay basit; yetişkin her insan bir işyerinde çalışıyor. İşyeri

sahibi evi olmayan çalışanlarına ev parası verse ve bunu da taksitle maaşından

kesse sorun çözülür. Ama insanları bankalara mecbur ediyorlar. Bugün Türkiye de

kim ev almak istiyorsa mutlaka faize bulaşıyor. Ev almak için faizsiz bir sistem

yok. Faizsiz sistem var diyenler de bankalarla çalışıyor. Ev alacak olanlar

parayı bankaya yatırıyor. Bir işin içinde banka varsa orada mutlaka faiz

vardır. Bu, böyle! Peki, sorun nasıl çözülebilir Devlet işyerlerine

çalışanlarına ev parası vermesi için yasal düzenleme getirse ve bu paranın

yarısını da devlet ev parası olarak işyerlerine ödese olmaz mı Bal gibi olur.

Çok da iyi olur. Evsiz kimse kalmaz. Faiz belasına da kimse bulaşmaz.

Bu yazıyı yazacağıma keşke herkesin evi olsaydı! Avlulu

bir ev tabi