Ev ev, sokak sokak temizlik !..

Abone Ol

ÜLKEMİZDE terör hiç böylesine yaygınlık kazanmamış, yerleşim

merkezlerine sıçramamıştı. Çünkü, gelinen noktada il ve ilçelerin terör

örgütünden temizlenmesi mücadelesi artık sokak sokak, ev ev veriliyor. Son

durumu Başbakan Davutoğlu da artık, Cizre, Silopi, Sur sokak sokak, ev ev

temizlenecek sözleri ile ifade ediyor. Bu sözlere bakıldığında terörle

mücadelede gelinen noktayı Terörün beli kırılacak gibi cümlelerle izah etmek

kafi gelmiyor. Elbette, terörle mücadelede sivillerin zarar görmemesi için

gereken özen gösterilmeli/gösteriliyor. Ancak, bu noktada teröristlerle

sivillerin birbirlerinden ayrılması giderek güçleşiyor. Dağ başlarında

yürütülün mücadele ile yerleşim merkezlerinde yürütülen arasında önemli fark

var. Bu arada, özellikle bazı yerleşim merkezlerinde günlerce süren sokağa

çıkma yasağı ilan edilmesine, bu süre içinde ilgili bölgelerin teröristlerden

temizlendiği söylenmesine rağmen sokak çatışmalarının sürüyor olması ve bu

görüntülerin televizyon ekranlarından aktarılması ister istemez yürütülen

mücadelenin sağlığı üzerinde tereddüde yol açıyor. Bu noktada bir ilçede

kazılan hendeklerin kapatılması ve yerleştirilen patlayıcıların imha edilmesi

söz konusu olduğunda tonlarca patlayıcı maddeden söz ediliyor. Bu ise akla, en

azından o yerleşim birimlerindeki belediyelerin bu patlayıcıların o merkezlere

nakli ve kazılan çukurlara gömülmesine doğrudan katkı vermeseler bile göz

yumduklarını gösteriyor. Bu da akla terörün sivil destek bulduğunu getiriyor.

Bu noktaya nasıl gelindiği, terör örgütünün kimlerden

nasıl destek gördüğünün doğru tespit edilmesi gerekiyor. Özellikle de terör

örgütünün dış destekleri biliniyor olmakla birlikte nedense dikkate alınmıyor

olması yanlışından dönülmesi gerekiyor. Bu köşede çeşitli kereler belirttiğim,

dış desteğe sahip olmayan terör örgütlerinin uzun ömürlü olamayacağı gerçeği

dikkat kaçırılmamalı ve ülkemize yönelik terör eylemlerinin arkasındaki dış

desteğin sahiplerine karşı kademelide olsa bir eylem planı hazırlanmalı ve

hayata geçirilmelidir. Artık herkes biliyor ki, Türkiye yi de kapsayan

bölgemize yönelik Haçlı-Siyonist ittifakının uygulamaya koyduğu planın terör

örgütü PKK da bir parçasını oluşturuyor. Bölgemizdeki karmaşanın sadece Irak ve

Suriye ile sınırlı olmadığını,aslında terör örgütünün ülkemizin başına Irak ve

Suriye deki olaylardan yıllar önce tebelleş edildiğini görmek, bu planın

uygulayıcıları birlikte hareket ederek ile terörü sona erdirmek gibi tabanı

olmayan bir yaklaşım ile terörün bitirilemeyeceği aksine giderek daha da

sıkıntılı günlerin yaklaşmasına zemin hazırladığını görmek durumundayız. Özellikle

de terörün hedefinin bir takım demokratik haklar elde etmek olmadığını artık

görmek gerekiyor.

Irak ı işgal ederek ülkenin yıllardır bir karmaşanın

içine itilmesini sağlayanlar ile Suriye nin bugün içine yuvarlandığı karmaşanın

sorumlularının aynı çevreler olduğunu görmek durumundayız. Sadece Suriye de

yaşananlar bile doğru okunabildiğinde görülür ki, ABD ve koalisyon ortakları

ile Rusya Esad ın düşmanı değil. Onun iş başından uzaklaştırılması gibi bir

dertleri yok. Esad ın da ABD ve Rusya ile bir sorunu yoktur. Çünkü onlar

aralarında mutabakat sağlamışlar, o istikamette yürüyorlar. Suriye

parçalandığında Esad a, ABD ve Rusya ya düşen yerler şimdiden belirlenmiş. Bu

paylaşımda kesin olan husus Suriye Türkmenlerine yer ayrılmamıştır. Bunun

içindir ki Esad ve Rusya Suriye den özellikle de Bayır Bucak ı Türkmenlerden

temizlemenin peşindeler. ABD ise nerelerde üsler kuracağını tespit etmiş

yerleşmeye başlamıştır. Bu bakımdan Rusların payına düşen ile ABD nin payına

düşen bölgelerde geleceğe hazırlık sürüyor. Bu arada Suriye Kürtleri de

paylaşmadan paylarını almanın peşindeler ve bunu da ABD ve Rusya nın desteği

ile sağlayacaklar. Bu bakımdan ülkemizde terörle mücadele ile bölgemizde

paylaşımın birbirinden bağımsız olduğunu düşünmek doğru bir yaklaşım olmaz.