Etki ajanlığı - Nüfuz casusluğu

Abone Ol

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cuma akşamı Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Konferans ve Sergi Salonu nda yapmış olduğu konuşmasında gerek Başbakanlık dönemi gerekse Cumhurbaşkanlığına seçildiği günden bugüne, ilk defa Nüfuz Ajanı kavramını kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan Nüfuz ajanı sözüyle neyi ve kimi kastetmişti Kimdi bu ajanlar  

Konuyu daha iyi kavrayabilmek için öncelikle etki ajanlığının tanımının ne olduğuna bakalım. Etki ajanlığı; bir ülkenin, bir başka ülkedeki insanların, görüş, tavır, duygu ve davranışlarını etkilemek için savaşa başvurmaksızın propaganda yöntemleriyle, planlı bir görüş ve bilgi iletiminde bulunma faaliyetidir. Özellikle yabancı gizli servislerin algı operasyonu amacıyla kullanmış oldukları yerli dinamikler (İşadamı, gazeteci, yazar, bürokrat, akademisyen, STK lar) için kullanılabilecek en doğru sözcük, Etki Ajanlığı ve Nüfuz Casusluğu dur. Etki ajanları, gazetecilik dürtüsüyle değil bir yerlerden uyarılarak yâda direktif alarak, kaleme sarılan, kalemini satan, halkın haber alma hakkını okurları bilgilendirmek amacıyla kullanmak yerine o hakkı maddi çıkar için istismar ederek kafa karıştıran kişi veya kişilerdir. Bunu en yoğun 28 Şubat ta gazete sayfalarında, işadamı derneklerinde rastladık. Günümüzde ise; zaman zaman muhalefet ve iktidara çalışan etki ajanlarının soğuk savaşına tanık oluyoruz. Gezi olaylarında bu etki ajanlarını gördük. Barış süresinde akil insanların aralarında gördük.

Etki ajanlığı (Nüfuz casusluğu) sözünü ilk olarak öldürülen araştırmacı yazar Necip Hablemitoğlu tarafından gündeme getirilmiştir. Nüfuz ajanı sözüne, 2000 yılında dönemin İçişleri Bakanı Sadettin Tantan ın ifadelerinde de rastlıyoruz. Tantan bir konuşmasında; 1980 öncesi iç kavgada, 1980 sonrası bölünmeye karşı verilen mücadelede görüldü ki, ülkeyi etki altına almaya çalışan etki ajanları, halkımızın içine sokmaya çalıştıkları bir takım senaryolarla kafaları devamlı bulandırmış, her şey bir taraftan gelecekmiş mesajı vermek suretiyle korkutarak halkımızı yılgınlığa itmişlerdir... (Yeni Şafak, 18 Haziran 2000). Sözlerinde etki ajanları ibaresini kullanmakta; fakat ne hikmetse kimse bunun üzerinde durmuyor. Bu söz gözden kaçıyordu.

Bu sahada en etkin çalışan ABD dir.

CIA etki ajanları alanında; hedef ülkelerde çalışma yapmak için milyar dolarlar harcıyor. Çeşitli think-tank kuruluşları, STK lar, üniversiteler, vakıflar buna yöneliktir. Hatta green card sistemi de bunun bir parçasıdır. Yeşil kart oyunuyla, çok zeki, İngilizceye hâkim olanları istihdam ederler; böylece beyin gücünden istifade eder; ABD sempatizanı yaparlar; kendi propagandalarını yaptırırlar. Kişiliği uygun görülenler profesyonel eğitime tâbi tutulur, özel olarak yetiştirirler. Yetiştirdikleri bu insanlarla, kimi manipülasyonlarla etnik yapıları, fanatik sağcıları-solcuları, radikal ve aykırı mezhepleri, teröre açık grupları, hatta dindar insanları bile yönlendirir ve kullanırlar. Etki ajanlarının en etkili sahaları yazılı basındır.

ABD ve Türkiye etki ajanları nın en yoğun olduğu iki ülkedir.  Neden mi   Amerika tarihi ve kültürel derinliği olmayan bir ülke... Amerika lobiler ülkesidir. Pusulası olmayan bir ülkeyi herkes kullanır. Türkiye nin de tarihi derinliği ve medeniyet ufku yoktur. Harf Devrimi ni yapanlar ve Hilafeti kaldıranlar sadece teknik bir takım değişiklikler yapmadılar. Tam tersi, Türkiye yi köklerinden, geçmişinden kopardılar. Artık Türkiye, ne tam Batılıdır ne de Doğulu. En önemlisi Türkiye nin de, artık bir pusulası yoktur. Bu bizi algılara açık bir hale getirir. Böylece sürü psikolojisinin uygulandığı bir toplum olup çıkarız.