Kendinize, ailenize, komşularınıza, şehrinize ve bütün insanlığa rahmetle, merhametle muamele ediniz.
Peygamberimiz, Kur’an’da, “Rahmet peygamberi” olarak tanıtılıyor. (Enbiya süresi ayet 21/107).
Biz de rahmet ümmeti olmalıyız.
Hazreti Adem’den bu güne kadar geçmiş ümmetler hakkında haber veren Kur’an-ı Kerim’de Allah’ın gazabına uğrayan kavimler, milletler sayılıdır.
Nuh, Salih, Hud, Lud, Musa aleyhisselamlar gibi birkaç tane peygambere iman etmeyen ve zalimlik yapan kişilerin Allah’ın gazabına uğradığı haber verilir.
Onun dışında insanlık tarihinin her asır, sene ve günlerinde Müslümanlar da, kâfirler de Allah’ın rahmetinden istifade ederek yaşamışlardır.
Şu anda, sekiz milyar insanın her biri aynı güneşten ısınıp, aydınlanması ve gıdasını alması Allah’ın bütün insanlara, hayvanlara, ağaçlara, otlara, denizlere, karalara ve dağlara rahmetidir.
Onun için Rabbimizin rahmeti, gazabını geçmiştir.
Rabbimiz bu gerçeği şöyle haber verir:
“…Rahmetim her şeyi kuşat¬mıştır. O’nu (iyiliği) sakınanlara, zekâtı verenlere ve ayetlerimize iman edenlere yazaca¬ğım, dedi.” (A’raf süresi ayet 7/156)
Sevgili Peygamberimiz de hadis-i kudside şöyle haber veriyor:
“Rahmetim, gazabımı geçmiş/galip gelmiştir” (Buhari, Sahih, K. Tevhid, abb 55, Müslim, Sahih, K. Tevbe, bab 4).
Rabbimiz, nimetlerini bütün yarattıklarına sunduktan sonra:
“Allah’ın nimetlerini saysanız, sayamazsınız. Şüphesiz Allah Ğafur’dur, Rahîm’dir” buyurur. (Nahl süresi ayet 16/18).
Aldığınız nefesin bir tanesinin kıymetini anlamak için ağız ve burnunuzu kapatınız ve ne kadar durabileceksiniz.
Ağız ve burnunuz bir şekilde kapansa ve doktor, “Açarım ama bütün sermayeni verirsen” dese ne cevap verirsiniz?
Güneşin, ayın, denizin, toprağın, suyun nimet olarak nasıl altı yönümüzden bize sunulduğunu düşünüverin.
Sertliğiyle bilinen elmas madeni, pırlanta yapmak için madenlerin en yumuşağı olan kursunla kesilir.
Yenişehirli Şair Beliğ:
“Kalb-i sengine kelam-i nerm eder elbet eser
Kıt’a-i elmas la-büd hakkolur kurşun ile” der.
Yani, taş kalbe, yumuşak söz tesir eder. Elmas parçası kurşunla kesilir.
Günümüzde değerli pırlantalar hâlâ kurşunla elmas tozu karışımıyla işlenirmiş, lazerle yapılana iltifat edilmezmiş.
Yeryüzü yaratılınca melekler sorar:
– Ya Rab, dağlardan daha güçlüsünü yarattın mı?
* “Evet, demiri yarattım” der.
* Demirden daha güçlü bir şey yarattın mı?
*“Evet ateşi yarattım” der.
* Ateşten daha güçlü bir şey yarattın mı?
* “Evet suyu yarattım”
* Sudan daha güçlü bir şey yarattın mı?
* “Evet rüzgarı yarattım”
* Rüzgârdan daha güçlü bir şeyi yarattın mı?
* “Evet, sağ eliyle verdiği sadakayı sol elinden gizleyen insanı yarattım” diye cevap verir. (Tirmizi, Sünen, K. Tefsir’ul-Kur’an, bab 95, hadis 3395, Ahmet, Müsned, Enes bin Malik hadisi).
Hadise yeniden dikkat ederseniz, en katı ve güçlü gibi görünen dağdan demire, ateşe, suya, rüzgâra ve insana geçerken hep yumuşayarak geçiliyor.
Rüzgâr, sudan daha yumuşak olduğu halde denizlerin beşiğini o sallayıveriyor.
Ondan da güçlüsü iyilik yapan, başa kakmayan, yaptığı iyilikleri kendi organlarından bile gizleyen iyi insan.
İşte böyle bir Müslüman’a zarar verecek bir güç dünyada yaratılmamıştır.
Rabbimiz buyurur:
“Size bir iyilik dokunsa onları (kâfirleri) tasalandırır. Size bir kötülük do¬kunsa onunla neşe¬lenirler. Eğer sabreder ve sakınırsanız onla¬rın hi¬lesi hiçbir şeyle size za¬rar veremez. Şüphesiz Allah yaptıkla¬rını ku¬şatmıştır” (Al-i İmran süresi ayet 3/120).