Eşit olmayanlar arasında ilişki böyle olur

Abone Ol

İster fertler arası ister uluslararası ilişkilerde olsun karşılıklı eşitlik söz konusu değilse bu ilişkilerin yönlendiricisi ve sonucu belirleyici durumunda olan kendisini karşısındakine göre daha güçlü ve üstün gören olur. Karışık bir cümle mi kurdum Biraz açayım.

Gazetenin birinde dün manşet, "Büyükelçi mi genel vali mi " şeklindeydi. Kastedilen kişi ise ABDnin Ankara Büyükelçisi Ross  Wilsondu. Böyle bir manşet atılmasının ve ABD Büyükelçisi Wilsonun genel vali gibi görülmesinin sebebi ise Kürt siyasetçilerden önce anayasayı hazırlayanları çağırıp bilgi aldığının ortaya çıkmasıydı.

Elbette bu ülkede çağrılınca koşup gidenler bulunduğu sürece çağıranlar da olacaktır. Hatta, sadece çağrılınca koşup gitmekle kalmayıp, "Niçin bizi çağırmadı" diye üzülenler ve bu üzüntülerini medya ile paylaşanlar bulunduğu sürece ABDBüyükelçisine fazlaca kızmanın bir anlamı yoktur. Kendini dünyanın yönlendiricisi olarak gören, istediği ülkeyi istediği an işgala kalkışabilen bir ABDnin Türkiyedeki Büyükelçisi temsilcisi olduğu ülkeyi tüm olayları belirleyici olarak gördüğü, ülkemizdeki bazı siyasilerde her an davete hazır bekledikleri sürece gelin Wilsona fazla kızmayalım.

Sınır ötesi operasyon için ABDnin iznine ihtiyaç duyduğumuz sürece ABD ile Türkiye arasındaki ilişkiler eşitler arasındaki ilişki şeklinde olmayacaktır. Wilsonun kendisinde Türk siyasetçileri çağırıp Türkiyenin iç sorunlarını görüşme hatta tartışma hakkını bulamaması gerekir. Bunun yolu da güçlü ve lider ülke olmaktan geçer. Bu arada yönetici konumunda olanlar terör örgütü ile mücadele konusunda ABDnin yardımına ihtiyaç hissediyorlar, hatta bunu bir mecburiyet olarak görüyorlarsa yardımcı konumundaki ülkenin ya da temsilcisinin buna karşılık bir takım istekleri de olabilecektir.

Bir takım siyasetçiler ABDyi tezkiye makamı gibi görmeye devam ettikleri sürece Büyükelçinin de her konuda bazı siyasetçileri elçiliğe daveti -Onur kırıcı olmasın diye çağırdıkça demiyorum- sürecek demektir. Bunun için öncelikli olarak siyasilerin ABDBüyükelçisinin her davetini kendileri açısından bir lütuf gibi görmemeleri gerekiyor.

Bu ülkede bazı siyasiler meselelerimizi kendi aralarında görüşme ve çözüm bulma esnekliğini gösteremezlerken ABDelçisinin hakemliğini ya da belirleyiciliğini kabul edebiliyor, bunu içlerine sindirebiliyorlarsa Wilsona kızmak yersiz olur. Siyasilerin sergilediği tavırdır Wilsonu genel vali gibi davranmaya iten.

Kaldı ki, gazete "Büyükelçi mi genel vali mi " diye manşet atıyor ama bundan kimse alınmıyor, rahatsızlık duymuyor. Etrafta buna tepki gösteren de yok. Görünen o ki, ABDBüyükelçisinin genel valiyi andıran tavırları da toplum tarafından kanıksanmış.

Lafı uzatmanın anlamı yok. Sadece balık kokmamış tuz kokmuş.

Bir an evvel kendimize gelmek, hassasiyetlerimizi hatırlamak durumundayız. Eğer hiçbir hassasiyetimiz kalmamış, yönlendiren değil, yönlendirilen olmayı içimize sindirmişsek bırakın hastayı ne yerse yesin, nereye giderse gitsin.

Şahsen bu sonucu kabullenenlerden değilim. Silkinip ayağa kalkabileceğimizi düşünüyorum. Yeter ki önümüzde sağlam rehber olsun.