Esenyurt sendromu!

Abone Ol

AKP’nin hali sanki Esenyurt’un hali gibi değil mi?

Bu durumu anlatmak için “AKP’de Esenyurt sendromu yaşanıyor” denilebilse yeridir.

Malum Esenyurt’tan her gün bir sokaktan çökme ya da çatlama haberi geliyor. Binalar boşaltılıyor, caddeler, sokaklar trafiğe kapatılıyor. Çünkü hepsi tehlike arz ediyor.

AKP’de işte aynen böyle tehlike arz ediyor.

Her gün bir sokağında, bir caddesinde, bir bulvarında çökme ya da çatlama emareleri görülüyor.

Bir bakıyorsunuz Ahmet Davutoğlu bulvarında çatlaklar baş gösteriyor. Ahmet Davutoğlu bulvarından yayımlanan manifesto AKP gündeminde ilk sıralara oturuyor.

Daha bu manifestonun etkisini atlatmadan bir de bakıyoruz ki Abdurrahman Dilipak caddesinde çökmeler başlamış. Caddeden gelen seslere kulak verince AKP’de taban ve toplumla ilişkilerde çöküş yaşandığını öğreniyoruz.

Haşim Kılıç bulvarında da çökmeler görülüyor. Cadde sakinleri ahlak ve hukukun yok edildiğinden yakınıyorlar. Şevki Yılmaz patikası da ortadan yarılıyor. Patikada yürümeye çalışanlar “aman kucaklaşın yoksa çökeceğiz” diye feryat ediyorlar.

Demeye kalmıyor bu defa Hayrettin Karaman sokaktan tehlike sinyalleri geliyor.

Bu sokak ellerine para geçen dindarların israfta dinsizleri geçtiğini haykırıyor.

Ahmet Taşgetiren caddesiyle Akif Beki sokağı da çökme ve çatlama nedeniyle trafiğe kapatılmış durumda!

Söz konusu caddelerde hayati tehlikeye dikkat çekiliyor.

Evet, Esenyurt da cadde ve sokaklar nasıl hayati tehlike nedeniyle trafiğe kapatılıyorsa AKP’de genel merkez yönetiminden yakınan isimler partilileri yaklaşmakta olan büyük tehlikeye karşı uyarmaya çalışıyorlar.

Esenyurt’ta söz konusu cadde ve sokaklarda bulunan konutlarda yaşayanlar nasıl hayati tehlikeden dolayı oturdukları yerden tahliye ediliyorlarsa AKP’den de yakında tahliyelerin başlaması bizim açımızdan sürpriz olmayacaktır.

Kısa bir süre içinde AKP içinden bir ya da iki parti çıkabilir.

Yani insanlar bu şekilde hayati tehlikeden korunmaya çalışabilirler.

AKP bu tür sıkıntılar yaşarken parti yönetimi hâlâ kendilerine karşı yapılan yanlışlıkların hesabının görüleceğini söylüyorlar. Yani hesap vermesi gerekenler hâlâ hesap sormaktan söz ediyorlar