Eşek, Köpek ve Kadın Namazı Bozar Mı? - 2

Abone Ol

Hulasa

Hadisin isnadı konusunda bir itiraz en azından benim

bildiğim kadarıyla yok. Fakat hadisin metin kriteri açısından sıkıntılı

olduğunu bizzat Hz. Ayşe nin ve İbni Abbas ın sözleriyle teyit etmiş olduk.

Ardından fukahanın bu hadisle amel etmemesi de hadisin metin kriteri açısından

tenkit edildiğini gösterdiği gibi, fıkhında hadisleri öne çıkaran Ahmed b.

Hanbel in tereddütleri durumu göstermektedir.

Kaldı ki Hz. Ayşe den rivayet edilen diğer hadislerde

onun Peygamberin namaz kılarken önünden geçtiği ve İbni Abbas ın rivayetleri

hadisi sıkıntılı duruma sokmaktadır.

Ben de selef âlimlerine uyarak buraya kadar yorum

yapıyor, ardından tevekküf ediyorum. 

Yanlış Tercümeler

Hadisi genelde tüm tercümelerde namazın bozulması olarak

çevirmişlerdir. Halbuki burada يقطع الصلاة ifadesi geçiyor. Yani bu kelime

bozmak anlamında değil de namazı kesmek anlamına geliyor. Bence namazın önünde

geçen bu kişiler namazı bozma yerine namazdaki kişinin dikkatini dağıtıyor diye

böylece kişinin namazı yani huşusu kesintiye uğramış oluyor. Demek ki o

dönemdeki bedevilerin dikkatini bu tür şeyler dağıtıyordu. Günümüzde dikkat

dağıtan başka unsurlar da var. O halde kıyas yaparsak namazda dikkatimizi

dağıtan her unsur namazımızı kesintiye uğratmaktadır. Mümkün oldukça bu tür dikkat

dağıtıcı unsurlardan uzaklaşmalıyız. 

Netice Olarak

Hadisin isnadı ile ilgili benim bildiğim kadarıyla

kimsenin ciddi bir eleştirisi yok. Fakat hadisin metni konusunda Hz. Ayşe başta

olmak üzere bir eleştiri olmuş, Ahmed b. Hanbel bile (hadise yapışma konusunda

en hassa imam olduğundan) tereddütle karşılamıştır.

Hadisin getirdiği fıkhi hüküm konusunda, yani namaz

kılarken kimler kılanın önünden geçerse bozulur konusundaki fıkhi hükümleri

yukarda zikrettik. Bu konuda âlimler genellikle bu hadise göre hüküm

vermemişlerdir. Bu da hadisin metin tenkidi konusunda bir zaafına işaret eder.

Fakat bütün bunlara rağmen, yani metin tenkiti konusunda

da sorun olmazsa da hadisle ilgili günümüzde (Hz. Ayşe zamanında da) en büyük

eleştiri kadının eşek ve köpekle birlikte zikredilmesidir. Yani burada kadının

eşek ve köpek seviyesinde getirdiği ile ilgili bir algı oluşmaktadır.

Dikkat edilirse Hz. Ayşe nin eleştirisi de bu nokta

üzerinde yoğunlaşmıştır. Yani muhataplarına kadını aşağılayan böyle bir

ifadeden dolayı eleştirmiş ve bizzat kendisinin Resulullah (sav) yaşadıklarını

örnek göstererek hadisin metin olarak yanlış olduğunu ortaya koymaya

çalışmıştır. Hadis te yine biz kadınlar ifadesini kullanan Hz. Ayşe,

kadınlara yönelik hadis üzerinden yapılan küçültme ve aşağılama rivayetlerinin

tümüne yönelik bir eleştirisi gözükmektedir.

 

Haşiye İbni Hacerin Fethul Barideki Yorumu

(Başkası Tarafından Yapılan Bir Fiil, Namaz Kılanın

Namazını Bozmaz Görüşünde Olanlar): Bu hadisle amel edip etmeme konusunda

âlimler farklı yorumlar yapmışlardır. Tahâvî ve daha başka âlimlere göre, Ebu

Zerr den nakledilen hadis ile buna benzer diğer rivayetler, Hz. Âişe hadisi vb.

ile nesh edilmiştir. Ancak, neshin iki olayın zamanının bilinmesi ve iki olayı

uzlaştırmanın mümkün olmaması durumunda gerçekleştiği söylenerek bu görüşe

itiraz edilmiştir. Zaman bakımından meseleye baktığımız zaman, olayların

tarihinin saptanması imkânsızdır. İki olayı uzlaştırmak ise mümkündür. İmam

Şafiî ve diğer âlimler, Ebu Zerr hadisinde geçen namazı kat etme ifadesini,

namazı bozmak olarak değil de, namazdaki huşûu azaltmak olarak tevil etmiştir.

Nitekim bu rivayetin râvîsinin köpeğin siyah ile takyid edilmesini sorması ve

ona siyah köpeğin şeytan olduğu şeklinden cevap verilmesi de bunu destekler.

Malum olduğu üzere, şeytanın namaz kılanın önünden geçmesi, namazı bozmaz.

Nitekim bu konuda Sahih-i Buhârî de Namaz için kamet getirildiği zaman şeytan

döner gider, kamet bitince kişi ile nefsi arasına girer. hadisi gelecektir.

Namazda Bir Şey Yapmak başlığı altında ise, Şeytan karşıma çıktı ve bana

saldırdı hadisi nakledilecektir. Nesâî ise Hz. Aişe den Allah Resûîü nün şöyle

dediğini nakletmiştîr: Onu yakaladım, yere yatırıp boğdum. Bu hadiste

şeytanın Hz. Peygamberin namazını bozmak için geldiği söylenemez. Bize göre

İmam Müslim in rivayeti, namazın neden bozulduğunu açıklamaktadır. Buna göre

şeytan, bir ateş parçasını getirip Allah Resûîü nün yüzüne vurmak istemiştir.

Sadece namaz kılanın önünden geçmek ile onun namazı bozulmaz.

Bazılarına göre Ebu Zerr hadisi tercih edilir. Çünkü Hz.

Âişe hadisi ibaha bildirmektedir.

Bu yorumlar, iki hadisin birbirine zıt olduğu esasına

dayanır. Oysa iki rivayeti uzlaştırmak mümkündür. Kısaca bu rivayetler arasında

herhangi bir çelişki yoktur.

Ahmed İbn Hanbel şöyle demiştir: Namaz kılanın önünden

siyah köpeğin geçmesi, namazı bozar. Merkebin veya kadının geçmesi ise

tartışmalıdır. İbn Dakîku l- îyd onun bu sözünü şu şekilde izah etmiştir:

Ahmed İbn Hanbel siyah köpeğin namazı bozduğunu gösteren hadislere aykırı bir

hadis bulamamıştır. Ancak Mina da merkebinin üzerinde namaz kılanların önünden

geçen İbn Abbâs tan nakledilen hadis, merkebin namazı bozacağına dair hadisle

çelişir. Aynı şekilde bu konuda zikredilen Hz. Aişe hadisi de kadının namaz

kılanın önünden geçmesinin namazı bozacağı hükmü ile çelişir.

(Ona karşı oturup, Allah Resûlü nü rahatsız etmek

istemezdim): Hadisin bu kısmı, oturan kadının, uyuyan kadından daha fazla namaz

kılanın huşûunu bozduğuna delil olarak getirilmiştir. Öyle anlaşılıyor ki,

namaz kılanın zihninin dağılması, karşısındakinin hareket edip etmemesine

bağlıdır. Buna göre, namaz kılanın önünden geçmek, daha çok namaz kılanın

zihnini dağıtır. Hz. Aişe (bir rivayette) şöyle demiştir: Ayağa kalkıp Hz.

Peygamber in önünden geçmekten hoşlanmazdım. Bu yüzden sessizce kayarak

yataktan ayrılırdım. Anlaşılan o ki, Hz. Âişe, sadece önünden geçme anında

değil, her ne surette olursa olsun, kadının namazı bozmayacağı görüşündedir.

Yine de bazıları, buna rağmen bu hadisin delil olarak

kullanılmasına birkaç yönden itiraz etmiştir:

a) Kadının namazı bozması, namaz kılanın zihnini

dağıtmasına yol açacak durumların meydana gelmesinden dolayıdır. Hz. Âişe, o

dönemde evlerde lamba olmadığını ifade etmiştir. Böylece illetin ortadan

kalkmasıyla birlikte ma lûl da ortadan kalkar. Bir başka ifade ile namaz

kılanın zihnini dağıtacak durum söz konusu olmayınca, bu durumla ilgili olarak

verilmiş hüküm de söz konusu olmaz.

b) Ebu Zerr hadisinde kadın, mutlak olarak

zikredilmiştir. Hz. Âişe hadisinde ise zevce vasfı ile mukayyed olarak

geçmektedir. Bu durumda mutlak mukayyede hamledilir ve şöyle denir: Namaz

kılanın önünden kadının geçmesinin namazı bozması, fitneye düşme endişesi

yüzünden yabancı kadınlarla takyit edilmiştir. Eğer namaz kılanın önünden geçen

eşi olursa, bu durum namazı bozmaz. Çünkü eşi, zaten kendisinindir.

c) Hz. Aişe hadisinde anlatılan olay, bir takım

ihtimallere açıktır. Ebu Zerr hadisinde ise, başka bir ihtimal düşünülemez.

Çünkü bu hadis, genel teşrî sadedinde, yani herkese hitap eden dînî bir hüküm

açıklanırken söylenmiştir. Nitekim İbn Battal bu durumu şu şekilde izah

etmiştir: Hz. Peygamberin. Hz. Aişe ye doğru namaz kılması ona özgü bir

durumdur. Çünkü hiç kimse onun gibi nefsine hakim olamaz. Hanbelî âlimlerinden

biri şöyle der: Ebu Zerr hadisi ile onunla aynı manayı ifade eden sahih

hadisler, sarih olmayan veya sarih olup da sahih olmayan bir takım rivayetlerle

çelişmektedir. Bu durumda, sarih olan Ebu Zerr hadisi ile amel etmekten

vazgeçilemez. Yani çeşitli ihtimallere açık olan Hz. Aişe hadisi ve onu

destekleyen diğer hadislerle amel edilmez. Namaz kılanın önünden geçen ile

kıble ve onun arasında uyuyan kimse arasındaki fark şudur: Namaz kılanın

önünden geçmek haramdır. Uyuyarak ya da başka şekilde onun önünde durmak ise

haram değildir. Buna göre, kadının namaz kılanın önünden geçmesi namazı

bozarken, önünde hareketsiz durması ise namazı bozmaz.