İmralı, Kandil, BDP ve MİT aracılığı ile hükumet arasında
sürdürülen ve adına Çözüm süreci denen temaslar toplumun bir kesimi
tarafından alkışlanırken bir başka kesim bu temaslar sebebiyle isyana teşvik
ediliyor. Elbette açıktan kimse isyan çağrısı yapmıyor ama bu temasları gündeme
getirenlerin ihanet içinde olduklarını söylemenin başka bir hedefi olabilir mi
Özellikle MHP Genel Başkanı ve partisinin sözcülerinin sert üslubunu insan
anlamakta güçlük çekiyor. Bunu söylerken İktidar kanadının yaptığının
eleştirilmesine karşı çıkıyor değilim. Elbette eleştirilecek ki iktidar bir
takım yanlış adımlar atmaktan kurtarılacak.
Terör örgütü ile temas kurmak, bu yolla terörün sona
erdirilmesine çalışmak bazılarınca yanlış bulunabilir. Hatta, bu gelişmeler
fırsat bilinerek bunun oya tahvil edilmesi hesapları da yapılabilir. Olmaması
gerekir ama siyasetin yapısında bu vardır.
Gelinen noktada 10 yıldır işbaşında olan AK Parti
iktidarı belli ki terörün başka yolla önlenemeyeceği düşüncesine gelmiş olacak
ki, bunca eleştiriyi göze alarak başlatılan süreç yoluyla terörü durdurmayı
düşünüyor. Böyle olunca da terörün emniyet güçleri eliyle sona erdirilmesinin
mümkün olmadığı noktasına gelinmiş olur.
Bu noktada iktidarın adına çözüm süreci dediği
adımlarını eleştirirken niçin 30 yıldan beri devam eden terör olaylarını
emniyet güçleri sona erdiremedi sorusunun cevabının tartışılması ve
cevaplandırılması gerekiyor. Ama bu konu üzerine ne iktidar ne de Meclis te
temsil edilen muhalefet partileri gitmiyor/gidemiyor. Belki o alana
girilmesinde hâlâ bir takım sakıncalar söz konusu.
Sınırlarımıza sahip çıkmak ve terörü sona erdirmekle
görevli asker-polis emniyet mensuplarına gerekli olan destek iktidarlarca
verilmemiş midir Gereken destek verildiği halde başarılı olunamamış mıdır
Yani, bir takım yollarla bu güçler başarısız mı kılınmıştır Böyle bir şey
varsa bunun sorumlusu asker-sivil kimlerdir Bir ara terörün devamına derin
devlet denen illegal yapılanmanın destek verdiği ileri sürüldü. Ama orada
kalındı. Bu hususta hesap sorulmadı. Soruldu ise de toplumun bundan haberi
olmadı. Uludere olayının üstü örtülmeye çalışıldığı gibi bu olayın da mı üzeri
örtülmeye çalışıldı ya da çalışılıyor
Asker-polis emniyet güçleri ülkenin ve insanımızın
güvenliğinin sağlanması için vardır. Bunun için yıllardan beri bütçeden en
büyük pay buralara ayrılmaktadır. Buna rağmen terör sona erdirilememiş ise
bunun sorumlarının bulunması ve terörün sona erdirilemeyişinin sebeplerinin
akil adamlardan önce tartışılması gerekmez mi Kimlerin akil adam olarak
belirlendiği, bunların neler yapacağı ya da yapamayacağından çok sanıyorum esas
konumuz terörün şimdiye kadar niçin sona erdirilemediği ve gelinen noktada bir
takım aracılar vasıtayla bir pazarlığa girilmek zorunda kalındığı
sorgulanmalıdır.
Adına çözüm sürece denen bu çalışmaların ardından terör
örgütü üyeleri silahlarını bırakarak sınır dışına çıksalar bile bunun terör
örgütünün kökünün kazındığı şeklinde değerlendirilmesi doğru olmayacaktır.
Doğru olabilmesi için sınırlarımıza hâkim olmamız; ileride tekrar ortaya çıkma
ihtimali olan terörle emniyet güçlerimiz vasıtasıyla başa çıkabilmenin tedbirlerinin
alınması gerekiyor. Bunun yanında biz üzerimize düşeni yapmanın gayreti içinde
olurken terörün dış desteklerinin hangi ülkeler olduğu artık topluma açıkça
ilan edilmelidir. Terör konusunda esas üzerinde durulması ve tartışılması
gereken husus budur. Bir takım temasları vatana ihanet olarak nitelendirip
bundan siyasi çıkar ummak sağlıklı bir yaklaşım olmaz.