Esas duruş

Abone Ol

Ne zamandan beri Çeçenistan la ilgili haber duymadığınızı, okumadığınızı biliyor musunuz

Yoksa Ruslarla Çeçenler anlaştı da bizim haberimiz mi yok Çeçenler üzerine Rus bombaları her gün yağdığı halde haber verilmez mi

Bir zamanlar Türkiye nin her tarafında Çeçenistan için yardımlar toplanırken kaç senedir böyle bir yardım toplama hareketi yapılmıyor

Çeçenistan a yardım için gidip gelenlerin trafiğinde bir durma var. Sebebini hiç merak ettiniz mi

Son günlerde Filistin sorunu ve Filistin üzerine haberlerin azaldığının farkında mısınız.

Irak ta işgalcilere Demokrasi havarisi dendiğini, ülkesini savunanlara da terörist dendiğini biliyorsunuz.

Bütün bunlarda ki değişim, bizim duruşumuzdaki değişimden kaynaklanmaktadır.

Hakkın huzurunda duruş, Halkın içinde duruş, dostlarınızın yanında duruş, düşmanlarınızın karşısında duruş, eşinizin gözünde duruş, siyasi duruş, bütün bu duruşlar görüntüde farklıdırlar ama hepsinin ortak tarafı durduğunuz yer ve sizin iç dünyanızın duruşudur.

Bu duruşlarımızın ölçüsünü biz koymaya kalkarsak herkes kendi duruşunu doğru gördüğünden kendisi gibi durmayanların yanlış olduğunu söyleyecek, söylemeyle kalmayıp kendisi gibi durmaya zorlayacak, başaramazsa duruşunu kanunlaştıracak ve kanun kırbacıyla durumu düzeltecek.

"Elpençe divan duranlar" hiçbir zaman "Dolap beygiri gibi dönüp duranlar" a iyi gözle bakmazlar ve onları da oklava yutmuş gibi durdurmaya çalışırlar. "Bir dalda durmayanlar" la kafası duranları bir arada durdurmak, Ateşle barutu bir arada durdurmak gibi zordur.

Duruşumuz önemli ama durduğumuz yer de önemli. İçimiz ne kadar temiz olursa olsun tuvalette namaza durmak olmaz. Duruşumuz güzel ve temiz olduğu gibi durduğumuz yer de güzel ve temiz olmalı.

Doların karşısında esas duruşa geçersen Iraklıyı, Filistinliyi terörist görürsün. Rus gazının yanında durursan beynin bulanır, Çeçenleri terörist görür bütün yardım yollarını kapatırsın.

Güzel ve temiz ormana, ormanın içinden bakanla karşıdan bakan aynı şeyi görmez. Yüz kadar kişinin kirli çamaşırlarının teşhir edildiği bir magazin dergisinden yetmiş milyon insana bakan birisi, "Halkın yüzde doksanı zina yapıyor" diyebiliyor.

O diyebilir. Kendi çevresi öyle olabilir. Biz bulunduğumuz yerden bakınca öyle görmüyoruz ama başkalarının gördüğünü nakledebiliyoruz.

Gözü ve gönlü güzel bir profesörümüz bir gün kendi evinde bana gazeteden okuduğu bir fuhuş haberinin kötü boyutunu söylüyor ve rakam veriyor.

Ben kendisine "Bu sokakta böyle biri var mı " dedim. "Hayır yok" dedi. Benim sokakta da yok dedim. Diğerlerine sordum aynı cevabı verdiler.

O haberi verenler kendi yüz kişilerinin doksanından haber veriyorlar ve onların tamamı yüz kişi.

Eski bir Başbakanımız, lokanta ve marketleri gezdikten, lokanta ve marketleri dopdolu olduğunu gördükten sonra "Bir de ülkede fakirlik var diyorlar" diye konuşuveriyor. O lokantaya bir ömür boyu giremeyecek milyonları görmüyor.

"Ekmek bulamazlarsa pasta yesinler" diyen Fransız kralının gözüyle bakanlardır.

Durduğumuz yere göre görülen değişir ama o gördüğünü değerlendiren değerler sistemi değişmeyen bir sistem olmalıdır. Dereden baksak da,  tepeden baksak da, gördüklerimiz değişse de görüşümüz değişmemeli.

Aşağıdan bakarken "Haksız yere akıtılan bir damla kan, bütün bir dünyaya değmez" görüşünü benimserken, yukarı çıktığında dolar hatırına binlerce cana kıyılmasına yardım edersen o can alıcılar bir gün gelir önce akrabalarını yok eder, sonra senin canını da almaya gelirler.

Hangi din, dil ve ırktan olursa olsun, dünyanın öbür ucundaki bir insanın haksız yere öldürülmesine karşı çıkmak aslında bütün insanlığın öldürülmesine karşı çıkmaktır.

Durduğumuz yer, duruşumuz ve durduğumuz yerden gördüklerimizi değerlendirme ve çare üretmelerimiz hem doğru olsun hem de güzel olsun.

Onun için de gönlümüzün kandili Kur an olsun.

Esas duruşumuz, Peygamberlerin, Sıddıkların, Şehidlerin ve Salihlerin duruşu gibi olsun.