ABD ve müttefiklerinin Esad ın gitmesi ve işlediği
cinayetlerin hesabının sorulması gibi bir derdi olmadığı artık açıkça
görülüyor. Bu gerçeği görmeden Irak ve Suriye de yaşananları doğru okumak,
sağlıklı tedbirler almak ve planlar yapmak mümkün olmaz. Rusya nın da Esad ile
bir sorununun olmadığı görüldü. Bu arada açıkça görülen bir başka husus ise
başta ABD olmak üzere Batı nın Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi ne sürekli silah
sevk ediyor olması. PYD açıkça silahlandırılıyor. PYD nin değil de Esad a karşı
mücadele veren Özgür Suriye Ordusu nun (ÖSO) silahlandırılması gerektiği
yönündeki Türkiye nin çağrıları duymazdan geliniyor. Çünkü ABD ve
müttefiklerinin Suriye deki partneri PYD, Türkiye de PKK, Irak ta ise
Peşmergeler. Kısacası ABD ve müttefiklerinin Irak ve Suriye de öncelikli
dostları Kürtler. Netice itibariyle diyebiliriz ki, bölgemizde bir Kürt devleti
kurulması operasyonu Irak ın işgali ile başlatıldı. Böylece hem Kuzey Irak ta
Peşmergeye bir yönetim, hem de Türkiye ye yönelik bölücü faaliyetlerde bulunan
PKK ya Kuzey Irak ta ayak basacağı, her türlü eğitimin verilebileceği bir alan
oluşturuldu. Böylece geçen yüzyılın başlarında ilan edilmiş ve haritası
çizilmiş Kürdistan devletine giden yolda önemli bir adım atılmış oldu. Bunun
ikinci adımının ise Suriye de atılmak istendiği görülüyor ve biliniyor. Bu
bakımdan Irak ve Suriye de yaşananları bu açıdan değerlendirmek gerekiyor.
Bu noktada Kobani nin de PKK için ikinci bir konaklama ve
eğitim alanı haline getirildiğini, bunun da ABD ve koalisyon güçleri tarafından
oluşturulduğu, Türkiye nin karşı çıkmalarının dikkate alınmadığı da ayrı bir
gerçek. Dünkü yazımda da belirttiğim gibi PKK Türkiye ve Irak taki kamplarından
sökülüp atıldığında gittikleri yer Kuzey Suriye ve Kobani olduğu düşünülürse
belli ki ABD ve koalisyon güçleri PKK nın bitirilmesini istemiyorlar. Bu arada
PYD nin de bitirilmesi işlerine gelmiyor. Çünkü büyük Kürdistan hedefinin
Suriye ayağındaki elemanları PYD. PYD ile PKK nın bir bütünün iki yarısı
olduğunu göstermesi bakımdan dün medyada yer alan bir haberin sadece başlığını
aktarmam yeterli olacaktır: Şehit binbaşının katili Kobani de ağır yaralı.
Başlığın altında ise şu bilgi yer alıyor:
Lice Jandarma Bölük Komutanı Ercan Kurt un şehit
edilmesini de planlayan Çekdar kod adlı PKK lı Ahmet Talva, DEAŞ ile
çatışmalarda ağır yaralandı.
Demek ki PKK lılar için Türk askeri ile DEAŞ militanı
arasında bir fark görülmüyor.
Yani, Türkiye de TSK ile çatışıyor, Suriye ye geçiyor
DEAŞ la vuruşuyorlar. Kısacası üç devletin sınırları içinde kendilerine bir
alan oluşturmuş ya da oluşturmaya çalışıyorlar ve himaye edenleri ise ABD ve
Rusya ile birlikte Hıristiyan ittifakı. Meseleye bu açıdan bakıldığında
Hıristiyan ittifakı ya da Haçlı ruhunun ülkemize ve İslam dünyasına yönelik kin
ve intikam duyguları hafiflemiş değil. Yüzyıllar önceki zihniyet ve kin bugün
de canlılığını koruyor. Bu gerçek ortada iken ABD ve koalisyon güçleri ile
Suriye de DEAŞ a yönelik bir kara harekâtında Türkiye nin yer almasının mümkün
olabileceğini telaffuz edenlerin işin sonunu düşünmeleri gerekir. Kaldı ki,
başlangıçta hangi niyetle kurulmuş ve ortaya çıkmış olursa olsun bugün DEAŞ
denen örgütte Batılıların Irak, Suriye ve Türkiye ye yönelik planlarının
uygulanmasına zemin hazırlamış durumda. Yani, Haçlı ittifakının PKK ve PYD yi ağızlarına
almadan sadece DEAŞ ı göstermeleri ve bu örgüt ile mücadelelerinde Türkiye yi
yanlarına almak için zorlamaları manidar değil mi
Bir son haber daha. Haber de Irak yönetiminin Kürtlere
(Peşmerge) yasadışı silah taşıyan iki uçağı Türkiye ve Kuveyt teki üslerine
geri gönderdiği açıklamasına yer veriliyor. Uçakların Kanada ve İsveç e ait
olduğu da belirtiliyor. Yani, Kuzey Irak yönetimine Kanada ve İsveç Türkiye
üzerinden silah gönderiyor. Bu bir satış mı yoksa bağış mı orası net değil.
Özetle Haçlı ittifakının bölgemiz söz konusu olduğunda tek sevdikleri Kürtler.
Destekleri de sade onlara dönük. Bu desteğin neyin karşılığı olduğunu söylemeye
gerek yok.