IŞİD konusunda farklı kesimlerden farklı değerlendirmeler
yapılıyor. Özellikle İslam adına işlenen cinayetler bir kesim tarafından İslam
ve Müslümanları kötülemek üzere malzeme yapılıyor. Ancak, kimse medyaya
yansıyan birtakım infaz görüntülerinin aslını tam olarak bilmiyor. Mesela,
İsrail bir süre önce ilan edilmiş olan 3 günlük ateşkesi Gazze den İsrail e
yönelik üç füze atıldığı iddiası ile bozmuş, öldüremediği Filistinlileri
öldürmek ve yıkamadığı binaları yıkmak için hareket geçmişti. Ne var ki
Gazze den atıldığı iddia edilen füzeleri ispat edecek ortada hiçbir görüntü ve
delil yoktu. Delil sadece İsrail in iddiasından ibaretti. Bu örneği verirken
IŞİD i savunuyor değilim. Ancak, böylesine karışık dönemlerde ister istemez at
izi it izine karışıyor. Doğrularla yanlışlar iç içe giriyor ve birbirinden
ayırmak mümkün olmuyor. Hâlâ Afganistan-Pakistan ve ABD nin içinde bulunduğu
birtakım gelişmelerin gerçek yüzü anlaşılmadığı gibi.
Söz gelimi Bin Ladin in öldürüldüğüne dair sadece ABD
kanadından yapılan açıklamalar var. Cesedinin uçaktan denize atıldığı ileri
sürülüyor. Öldürülmüş olmak demek ki ABD ye yetmemiş cesedini de kaybetmek
ihtiyacı duymuşlar. 1960 darbecilerinin Said Nursi nin cesedini mezarından
alarak bilinmeyen bir yere götürmeleri ile ABD nin Bin Ladin in cesedini denize
attıkları ya da attıkları iddiası arasından bir benzerlik yok mu
Demek istediğim o ki, ABD ya da bazı AB ülkelerinin
bölgemizle ilgilenmelerini doğru değerlendirmek gerekiyor. Özellikle bölge
ülkelerine yönelik her türlü dış müdahale ve iç oluşumların harekete
geçirilmesini bölge ülkeleri ve halklarının çıkarlarını korumak adına
olmadığını artık herkesin görmesi gerekiyor. Bölge ülkelerindeki olaylarla ABD
ve AB ülkeleri ile İsrail in ilgilenmesinin çatışmaları önlemek, bölgede kalıcı
huzuru sağlamak gibi bir amacı olmadığını bilmek durumundayız. Çünkü
bölgemizdeki her türlü karmaşa ve çatışmanın ya tetikleyici ya da doğrudan
doğruya uygulayıcısıdır ABD. Böyle olunca çatışmaları çıkartanlardan
çatışmaları önlemesini beklemek akıllıca olmaz.
Bu bakımdan şu günlerde ABD nin Irak ve Suriye deki
IŞİD e karşı bölgesel ve küresel koalisyon hazırlığı içinde oluşunu da doğru
okumak gerekir. Sanırsınız ki, ABD, Irak ve Suriye nin yaşadığı karmaşadan
rahatsız ve bunun için harekete geçiyor. Böyle bir yaklaşım sadece yanılmaktan
ibaret kalmaz ABD nin uygulamaya koyduğu senaryoda gönüllü olarak rol üstlenmek
anlamına gelir.
ABD nin düşündüğü koalisyonda Esad da yer alacakmış.
Esad ın yer alması Fransa ve İngiltere yi rahatsız etmiş. Gerçekten rahatsız
olmuşlar mı o ayrı bir konu. Çünkü üç yıldır devam eden Suriye deki iç savaşa
bugüne kadar en azından seyirci, hatta silah desteği sağlayarak Esad a destek
verenler bugün IŞİD e karşı oluşturulacak koalisyonda Esad ın bulunmasına niçin
karşı çıkarlar Bunun mantığı olabilir mi Oyun içinde oyun. Aslında bir takım
detaylarla işin aslı gizlenmeye çalışılıyor. Aksi halde Suriye de 200 bin
kişinin hayatını kaybetmesi, milyonlarcasının ülkelerini terk etmek zorunda
kalmalarının suç ortağı olarak yargılanmaları gerekir. ABD ve yandaşları,
maşaları eliyle işledikleri cinayetlerin hesabını bugüne kadar hiç vermediler,
oluşturulan koalisyonu da bu suç ortaklığını kamufleye yönelik bir