Esad ve Sisi?ye destek veren demokratlar!..

Abone Ol

Suriye ve Mısır daki olaylar Türkiye deki bir takım sahte

demokratların gerçek yüzlerini de ortaya çıkardı. Ülkemizdeki bazı kesimler

Suriye de Esad ın, Mısır da ise Sisi nin yanında yer almayı anlayışlarına ve

ideolojilerine uygun buluyor olacaklar ki, hiç zorlanmadan eli kanlı

diktatörlere destek verebiliyor, mazlumların karşısında yer alabiliyorlar. Bir

başka ifade ile kendilerinden başka türlü düşünenlere tahammül edemeyenler bu

yüzden çelişkili bir tavrı içlerine sindirebiliyorlar. Söz gelimi Türkiye de

Taksim Gezi Parkı nda kesilen birkaç ağaç için günlerce ortalığı yakıp yıkmayı

özgürlük olarak takdim ederlerken Mısır da darbecilerin 3 bini aşkın insanın

katillerini protesto eden, şehitler için gıyabi cenaze namazı kılanları

eleştirebiliyorlar. Mısır daki darbecilerin 3 bini aşkın insanı katlettiklerini

hatırlattığınızda gelen haberlerin yanlı kaynaklardan ulaştığını,

öldürülenlerin sayısının o kadar olmadığı şeklinde hiçbir mantığı olmayan

savunmaya yöneliyorlar. Buna karşılık tüm dünyanın yaşananlar ve  verilen rakamlar karşısında suskunluğunu

bozmaya başlarken rakamın yanlışlığını savunmaya çalışmanın anlamı olabilir mi

Diyelim ki ölenlerin sayısı 3 bin değil de bin neyi değiştirir. Ölen insanın

sayısı mı katilleri katil olarak ilan etmemizi sağlar

Bu noktada sergilenen bu tavrın ideolojik ve inanç boyutu

olduğunu sanıyorum artık herkesin görmesi gerekiyor. Önceki gün Ankara

Sincan da Lale Meydanı nda bir dernek üyelerinin Mısır daki yönetimi protesto

mitingi vardı. Toplantıda gıyabi cenaze namazı kılınarak duanın ardından

sessizce dağılındı. Biz de eşim ve çocuğumla meydandan geçerken olayın dua

bölümüne denk gelmiş ailece duaya iştirak ederek, daha sonra yıllarca komşuluk

ettiğimiz bir esnafa selam vermeye uğramıştık. Hemen ayrılacaktık ki, arkadaş

sözü caddeden korna çalarak geçen bir düğün konvoyuna, ondan duyduğu

rahatsızlığa, arkasında da mahalle arasında yapılan çalgılı bir düğüne sözü

getirdi. Sakince dinliyor bu şikâyetlerinde haklı olabileceğini düşünüyordum

ki, esas söylemek istediği noktaya lafı taşıdı. Bir saat kadar önce bizimde

duasına katıldığımız Mısır yönetimini protesto edenleri eleştirmeye başladı.

Lafa mitinge katılan hanımların kıyafetine yönelik eleştirinin ötesinde

aşağılayıcı bir üslupla başladı. Eşim hemen Ayıp ediyorsunuz diyerek sözünü

kesmeye çalıştı ama muhatabımız duymazdan gelerek eleştirisini sürdürdü. Neymiş

mitingi düzenleyenlerin son sistem ses cihazları varmış, saatlerce gümbür

gümbür etrafı rahatsız etmişler, bunlara kimse müdahale etmemiş. Aynı meydanda

CHP liler bir miting yapsa zavallılar parasızlıktan bir megafonla seslerini

duyurmaya çalışırlarmış. Bir de meydanda gıyabi cenaze namazı kılmışlar, cenaze

namazlarını camide kılsınlarmış, Mısır daki olaylar bizi ne ilgilendirirmiş

Ne kadar direndiysem de sükûnetimi koruyamadım. Siz Gezi

olaylarını oradaki yakma yıkmaları demokrasi ve özgürlüğün bir ifadesi olarak

görüyordunuz, Mısır daki darbecilerin katliamını da belli ki demokrasinin bir

gereği olarak değerlendiriyor, direnişçileri suçluyorsunuz, bu ikiyüzlülük

değil mi Kaldı ki son rakamlara göre Mısır da darbecilerin katlettiği

insanların sayısı 3 bini geçmiş durumda: Bu da mı sizi rahatsız etmiyor diye

sorduğumda açıklanan rakamların tek yönlü kaynaklardan geldiğini, rakamın o

kadar olmadığını ileri sürünce sabrım iyice taştı. Dedim ki, Sayının 3 bin

olması ile bin olması neyi değiştirir. Cinayet cinayettir, katil katildir.

Kaldı ki, bu sayları dünyaya ulaştıran kaynaklar tek yönlü ise darbecilerin

açıklamalarını duyuran kaynaklar tarafsız kaynaklar mı

Muhatabımın araba kornasından duyduğu rahatsızlığın

yanında minareden okunan ezandan rahatsız olduğunu, bu çağda camilerde ezan

okumaya gerek olmadığını, herkesin telefonunu ayarlayarak namaza kalkabileceği

gibi düşüncelere de sahip olduğunu görünce bir kez daha gördüm ki, yeryüzünde

verilen mücadele sadece birilerinin iktidara gelme mücadelesi değil, bir inanç

ve ideoloji mücadelesi söz konusu. Diyebiliriz ki, Suriye ve Mısır olayları

ülkemizde bazı kesimlerin demokrasi ve özgürlük konularındaki ikiyüzlülüğünü

turnusol kâğıdı gibi ortaya çıkardı. Bu bakımdan artık insanımızın yalan

sözlere kanmaması, kardeşlik, sevgi, demokrasi gibi sözlerin hayata yansımadığı

sürece anlamsız olduğunu, birilerini kandırmaya yönelik söylemlerden ibaret

kaldığını görmek durumundayız. Bir başka ifade ile birileri ısrarla bana saygı

duymayana benim saygı duymamı istemekten vazgeçmelidirler.