Suriye de 120 binden fazla insan ölmüş ve katliam hâlâ
sürüyor. Buna karşılık 5 milyonu aşkın insan yerlerini terk etmek zorunda
kalmış, bunların 2 milyonu ise Türkiye, Irak, Lübnan ve Ürdün e sığınmış iken
Esad ın Suriye de iktidarını korumasına Esed giderse ne olacağı belli değil
diyerek destek verilmesi bir akıl tutulması değilse nedir Şunu hemen
belirteyim ki, daha önce İsrail den, Esad ı biliyoruz ama Esad giderse ne
olacağını bilmiyoruz. O yüzden Esad bizim için daha iyi anlamında açıklamalar
medyaya yansımıştı. Elbette İsrail Esad sonrasında Suriye de İslami bir
yönetimin oluşmasını istemez. Bunu hedeflerine aykırı bulur. Mısır da Mursi nin
Cumhurbaşkanı olmasından İsrail ciddi rahatsızlık duymuştu. Çünkü Mursi
Filistinlilere açıktan destek veriyordu. Bu da Filistin direnişine güç
katıyordu. Benzer bir durumun Suriye de ortaya çıkmasını İsrail elbette
istemeyecektir. Ayrıca, İsrail ve ABD için Suriye de kaç kişinin öldüğü çok
önemli değildir. Önemli olan ABD nin bölgedeki çıkarları ve İsrail in
güvenliğidir.
Bu sebeple klasik silahlar kullanılarak 100 bini aşkın
insanın katledilmesini sessizce izleyen, ABD, NATO ve AB kimyasal silah
kullanımı ile sanki insan hayatına önem veriyormuş gibi bir görüntü
sergileyerek Suriye de kimyasal silahların imhasını başlattılar. Buna karşılık
bir yandan BM uzmanları Suriye de kimyasal silah imha ederken öbür yandan Esad
her gün 60 70 kişiyi öldürmeye devam ediyor. Sanki, Esad cinayetlerini BM
gözetiminde sürdürüyor. Ortaya çıkan görüntü, Suriye de hayatını kaybedenlerin
önemli olmadığı, Esad ın elindeki kimyasal silahları her ihtimale karşı İsrail
yöneltebilir ya da çok sıkışında bazı terörist gruplara verirse söz konusu
silahlar sömürgeci güçlere çevrilebileceği korkusudur.
Bu bakımdan ABD, AB ve NATO açısından Esad istediği kadar
insan öldürebilir. Yeter ki bu İsrail e yönelmesin ya da terörist gruplarla
işbirliğine çevrilmesin. ABD açısından bölgeye yönelik uzun vadeli planlarının
önüne herhangi bir engel çıkmasın. Çünkü ABD nin bölgemize yönelik planları tam
olarak hayata geçmemiştir. Bölge ülkeleri içinde ufalanması düşünülenler
vardır. Kalanların ise mümkün olduğunca güç kaybetmesi Siyonist-Haçlı
ittifakının çıkarınadır.
Meseleye bu açıdan bakıldığında Esad ın varlığı
cinayetlerin devamı demek. Bu da ABD ve İsrail in çıkarlarına hizmet
etmektedir. Yani Esad ın varlığının Suriye ye ve bölgeye neler getirdiği
biliniyor, görülüyor. Kısacası katliamdır. Bu noktada Esad giderse ne olur diye
düşünmek en azından Türkiye açısından fazlaca önemli değildir. Esad giderse
ortaya çıkacak en kötü ihtimal bile şimdikinden iyidir diye düşünüyorum. Bunun
yanında sömürgeci güçlerin parçalanmış bir Suriye görmek istedikleri de
biliniyor. Yani Esad sonrasında ortaya ikiye, üçe bölünmüş bir Suriye de
çıkabilir. Elbette, bölgemizde hiçbir ülkenin bölünüp parçalanmasını Türkiye
istemez. Bilir ki, bu tür gelişmelere destek vermek, bir gün kendi başına da
gelebilecek bir sona destek vermektir. Ancak, Suriye deki cinayetlerin de
durması/durdurulması gerekiyor. Bu işi yapması gerekenler yapmıyor. Sanki
bölgeye yönelik planlarının Suriye, Irak, İran ve Türkiye ayağında Esad a özel
bir görev verilmiş gibi.
Suriye deki olaylara bu açıdan bakıldığında mevcut durum,
yani akan kanın durdurulmasına öncelik verilmesi gerekiyor. Elbette Esad
sonrasını da düşünmek ona göre hazırlıklı olmak şarttır. Netice itibariyle Esad
sonrası ne olacağı bilinmiyor diye Esad a tahammül gösterilmesi işlenen
cinayetlere ortaklık anlamına gelir. Sayın CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu nun
olaya bir de bu açıdan bakmasında fayda vardır.