Eş Seçiminde İnsanın İç Dünyası Anlaşılabilir mi?

Abone Ol

Evlilik öncesindeki ilişkilerde rol yapma, farklı kişiliğe bürünme, gerçek kişiliğini gizleme ve karşı cinsin hoşuna gidecek davranışları sergileme içgüdüsü her zaman olur.

Bu nedenle, insan denilen “esrarengiz varlığı” tanımak,  gerçekten zor.

Şairin dediği gibi:

“İnsan bu, meçhul bir varlık!”

O, iyilik ve güzellik adına her olumlu davranışı sergilediği gibi, en vahşi canavarların dahi yapmadığı canilikleri de yapabiliyor.

Evlenecek gençlerin çok güzel plânları ve umutları olduğunu var sayalım.

Kendine ve özelliklerine göre bir eş adayı bulduğunu kabul edelim.

Dış görünüşünü, tahsil seviyesini ve ekonomik durumunu anladınız  ama “iç dünyasını ve kişiliğini” nasıl anlayacaksınız ..

*

Seçtiğiniz eş adayının “iç dünyasını”, ruhsal yönlerini ve kalıcı alışkanlıklarını tespit etmek öyle zannedildiği gibi kolay bir durum değil.

Araştırmalar yapıyorsunuz, deneyimleriniz ve birikimleriniz var ama eş adayınızın iç dünyası devamlı sizi düşündürüyor.

Yaptığınız araştırmaların ve edindiğiniz bilgilerinin, “doğruluğundan” emin olamıyorsunuz.

İçinizde devamlı sorular oluşuyor.

Bir türlü karar veremiyorsunuz.

Bu durumda ne yapmanız lâzım

Hep kuşkulu mu olmanız gerekiyor

Araştırmanız ve bilgilenmeniz nereye kadar olmalı

Çağın şartları ne olursa olsun, insan doğarken tertemiz duygularla doğuyor.

İslâm inancına göre, her insan “saf ve temiz duygular” içerisinde dünyaya geliyor.

Anne-babanın, okulun ve çevrenin etkisiyle kişilik kazanıyor.

Esas itibariyle insan kötü değildir.

“İnsanı iyi veya kötü yapan şartlardır.”

Çağımızın şartlarını göz önünde bulundurduğumuzda da insanların çok değişken bir kişiliğe sahip olduklarını görüyoruz. 

İnsanlar, çıkarları uğruna çeşitli kişiliklere bürünebiliyor.

Bunu yaparken de “istenmeyen huylarını ve egolarını”  çok iyi gizleyebiliyorlar.

*

Eskiden “ikiyüzlü insanlar” vardı.

Şimdi ise “çok yüzlü insanlar” türedi.

Bu kırılmanın korkunç boyutlarına, toplumun her kesiminde sıkça rastlayabiliyoruz.

Bu olumsuzluklara rağmen hayat yine de devam ediyor.

Her dönemin kendine göre doğruları ve yanlışları vardır.

Bunu da veri olarak kabul edip “tedbir” almak için neler yapılabilir, onlar üzerinde duralım.

Bu açıklamalarımız sizleri umutsuzluk ve karamsarlığa düşürmesin.

Var olan durumun tespitini yaptıktan sonra  “nasıl” ve “ne şekilde” tedbir alınacağı hususu üzerinde durulmalı,  madalyonun iki yönü de hesaba katılmalı.

Amacımız, uzun ömürlü bir evlilik için neler yapılabileceğini ortaya koymaktır.

Bilgimiz ve irademiz dâhilinde yapılabileceklerden sonra, şartları zorlamanın da gereği yoktur.

Her şeyi en ince detayına kadar irdelemek, insanı “şüpheciliğe” götürdüğünden, “temel değerler”in haricindekiler üzerinde fazla durmamak gerekiyor.

*

Eş adayının iç dünyasını tanıyabilmek için, başta iyi bir “gözlemci” olmak gerekiyor.

Bunu gerçekleştirebilmek için de, önce “iyi bir dost, iyi bir arkadaş” olmakla işe başlanmalı.

İyi bir dost, iyi bir arkadaş olan çiftler, iç dünyalarının kapılarını birbirlerine açarlar.

Önemli olan bu kapıları açabilmek...

Kadın veya erkeğin iç dünyalarının kapıları açıldı mı, “gerçek kişilikler ve duygular”  kendiliğinden ortaya çıkmaya başlar.

Batı toplumlarında, insanların kişiliklerini tanıyabilmek için “bilimsel kişilik testleri”  yapılıyor.

Bizde böyle bir uygulama olmadığına göre, eş adayınızı kişisel gayretleriniz, dostlarınız ve tanıdıklarınız sayesinde tanımak zorundasınız.

Eş adayını tanımanın bir başka yolu da, “doğal yaşantısını” ondan habersiz gözlemlemektir.

Burada dikkat edilecek husus, bir seferlik gözlem yerine, bunun birkaç sefer ayrı ayrı kanallardan tekrarlanması.

Eş adayınız size güzel davranıyor olabilir.

Bu durum sizi yanıltmasın.

Başkalarına nasıl davranıyor

Ona bakmalı.

Hatta hayvanlara ve diğer varlıklara nasıl davranıyor, onu yakından gözlemlemeli.

Sonuçta bütün “tedbirleri” aldıktan sonra, “tevekkül” etmelisiniz.