Her rüzgârda otlar gibi eğilip bükülürsen, Dağ kadar bile olsan, bir ota değmezsin.
Hz. Mevlâna
İnsan sonsuz bir hazine... Ne kadar araştırılırsa, ne kadar üzerinde durulursa, ancak o kadarı öğrenilir. Eş seçiminde kadın ve erkeğin "kişiliğini" tanımak zor olsa da, insanın genel "karakteristik yapısı" göz önünde bulundurduğunda aşağı yukarı genel bir kanıya varılabilir.
Biz de bunu yapmaya çalışacağız. Evlenecek kişi acaba nasıl bir karaktere sahip, huyu suyu nasıl, güvenilir bir insan mı, ruh dünyasında neler var? Kötü alışkanlıkları var mı, görünümünün altında hangi kişilik gizli gibi sorular, aklımıza hep takılır. Aslında bu soruların kapsadığı alan, "psikoloji" ilminin konusu... Bizim araştırmamız, pratiğe dayalı sosyolojik alanı kapsadığından, meselenin ilmî yönüne girmeyeceğiz. Çevremizde, işyerimizde, sokakta, okulda ve yakınımızda yaşayan insanların hayatlarından yola çıkarak genele yönelik "kişilik tahlilleri" yapmaya çalışacağız.
Egoist Kişiler
"Egoizm ve çıkarcılık" modernizmle birlikte yaygınlaşma gösteren başka bir davranış biçimidir. Maddeci felsefeyle yetişen insanlarda görülür. Bu kişiliğe sahip insanlarda, duygusallık ve insanî ilişkiler çıkarlara bağlıdır. Fedakârlık, yardımlaşma, hayırseverlik, iyilik yapmak gibi kavramlar pek önemsenmez. Gelenek, görenek, ahlakî değerler ve dinî anlayışlar zayıftır. En çok önemsedikleri şey ‘paradır.‘ Evliliğe cinsel bir menfaat ilişkisi olarak bakarlar. Menfaatleri uğruna her kılığa girerler. Görünüşte insanî değerleri, hak ve hukuku herkesten daha fazla savunurlar. Tatbikatta ise, savunduklarının tam tersini yaparlar.
Güvensiz Kişiler
Kendine güveni olmayan kişilik, koruyucu aile ortamında yetişen bireylerde görülen bir davranış biçimidir. Bunlar anne ve babanın aşırı koruması altında büyüdüklerinden, kişilikleri gelişmemiştir. Bu duruma, her iki cinse mensup kişiler arasında rastlansa da, erkeklerde daha fazla görülmektedir.
Bu tip kişilik bozukluğu gösteren erkeklerde, her şey dönüp dolaşıp anneye gelip dayanır. Bu kişilerin kendilerine güvenleri yoktur. Sorumluluk almaktan sürekli kaçarlar. Kendi başlarına iş yapma cesaretleri yoktur. Anne ve babalarının, özellikle de annelerinin emirlerinden dışarı çıkmazlar. Adeta birer "kukla" durumundadırlar.
Karamsar Kişiler
Karamsar kişiliğe sahip insanlar, hiçbir şeyin iyi yönünü görmezler. Kendileriyle barışık değillerdir. Sıkıntı ve bunalım içindedirler. Sürekli başkalarını kötülerler. Devleti, idarecileri, kurumları, insanları devamlı kötüleme halindedirler. Gördükleri her şeyin, yaşadıkları her olayın olumsuz yönlerini görürler. Ruh hâlleri karmakarışıktır.
Devamlı başkalarını kötüleyen, her şeye karamsar bakan bu tip insanların mutlu olmaları çok zordur. Kendilerini mutsuz yaptıkları gibi, başkalarını da mutsuz ederler. Bu davranış biçimine, her iki cinste de sıkça rastlanmaktadır.
Sürekli Reddeden Kişiler
Her şeyi reddeden evhamlı kişilerin davranışı, koruyucu aile ortamında yetişen insanlarda görülen zayıf bir kişilik davranışıdır. Bu tip insanlar, her şeye kuşkuyla bakar, en küçük ihtimali bile hesaba katarlar. Pireyi deve yaparlar. Her şeyi ince eleyip sık dokurlar. Vesvese içindedirler. İradeleri zayıftır. Öz güvenleri olmadığından sürekli karar değiştirirler. Evlenme yaşları gelmesine rağmen çeşitli nedenlerle evlilik tekliflerini reddederler. Hayattan beklentileri yoktur. Her şeyin en iyisini aramaya çalışırken, elindekileri de kaybederler.
Hiçbir şeyi beğenmezler. Yaptıkları işi tekrar tekrar yaparak sözde daha iyisini yapmaya çalışırlar. Özellikle temizlik hususunda çok hassastırlar. Kapıların tokmaklarına varana kadar temizliğe dikkat ederler. Aşırı titizlikleri yüzünden bir türlü evlenemezler. Bu tip davranışlar sergileyen kişilere, daha fazla kadınlarda rastlanmaktadır.
Aşırı Kıskanç Kişiler
Kıskançlık, her insanın fıtratında var olan bir duygudur. Hatta hayvanlarda bile vardır. Sağlıklı bir ortamda ve normal şekilde yetişen insanlar, kıskançlık duygusunu kontrol altında tutmasını bilirler. Aşırı kıskançlık ise, bir ruh hastalığıdır. Kıskançlık duygusunu kontrol altında tutamayan, hem kendisine hem de çevresine zarar verir.
Kıskançlıkla "imrenme"yi birbirine karıştırmamak gerekir. Güzel ve faydalı olan şeylere imrenmek, güzel davranışlardan sayılır. Meselâ, başarılı insanlara imrenmek, onların güzel hasletlerini örnek almak; kişi için zararlı değil, aksine faydalıdır. Bu duruma göre, "kıskançlık kötü, imrenmek güzel"dir diyebiliriz. Evlilikte kıskançlığı aşırıya götüren kişiler, devamlı problem çıkartırlar.
Bunalımlı Kişiler
Ruhsal bunalım, çağımızın en yaygın hastalıklarından biri kabul ediliyor ve kişiyi intihara kadar götürebiliyor. Bunalıma götüren sebepler ise, saymakla bitmez. Sosyal dengenin bozulduğu toplumlarda daha fazla görülmektedir. Bu hastalığın ilerlemiş şekli "depresyon" hâlidir.
Kişi kendisi ve çevresiyle uyum sağlayamaz. Zorluklar karşısında direnci yoktur. Günümüzde ruhsal bunalımlar yoğunlukla yaşanmaktadır. Modern tıpta bunun çeşitli tedavi yöntemleri vardır. Ruhsal hastalıklar, diğer hastalıklara benzemez. Tedavisi için çok zaman ister. Hem psikolojik, hem de psikiyatrik tedavilerle iyileştirilebilir. Bunun için de "süreklilik ve sabır" ister.
Ruhsal bunalımlı insanlar, kendilerini sürekli mutsuz hissederler. Zorluklarla karşılaştıkları zaman, saldırgan olurlar. Çoğu zaman da kendilerine zarar verirler.
Kompleksli Kişiler
"Kompleks", bir davranış bozukluğudur. Bu duyguya sahip insanlar, olduklarından farklı görünerek kendilerini başka türlü göstermek isterler. Eziklik ve üstünlük kompleksi, en yaygın olanıdır.
"Büyüklük Kompleksi"ne sahip olanlar; kendilerini diğer insanlardan üstün gören, mevkiiyle, parasıyla, şöhretiyle övünen kişilerdir. Alt tabakadaki insanları küçümserler.
"Aşağılık Kompleksi" baskıcı aile ortamında yetişen kişilerde görülen bir davranış biçimidir. Başka insanlarla mukayese ederek, kendilerini küçümserler. Onlar gibi olamadıklarından aşağılık duygusuna kapılırlar. Üstelik bu durumu da kendilerine dert edinirler. Sürekli insanlardan kaçarlar. Onların esas dünyaları yalnızlıktır. Sosyal etkinliklerde bulunmak istemezler. Birçok duyguları bastırılmış ve sindirilmiştir. Cesaretleri olmadığından, ellerine geçen fırsatları değerlendiremezler. Her şeyi içlerine atarlar. Evlilik hayatlarında da, eşleriyle sorunlarını tartışıp konuşamazlar.