Gündem

Erzincan damarını kaybetmek istemiyor

Erzincan damarını kaybetmek istemiyor

Abone Ol

Özelleştirme ihalesi yapılan şeker fabrikalarında endişeli bekleyiş devam ediyor. Birçok bölgenin tüten tek bacası olan şeker fabrikaları, bu bölgelerin hayat damarını oluşturuyor. Kuruldukları yıllarda şehirlerin kültürel, ekonomik ve sosyal bakımdan gelişmelerine öncülük etmiş olan şeker fabrikaları, bugün de bu şehirlerin en önemli markalarının başında geliyor. Özelleştirme süreci, fabrikalarda çalışan işçi, tarladaki pancar üreticisi ve taşıyıcısı başta olmak üzere bölge insanını ciddi bir endişeye sevk etmiş durumda. Çünkü özelleştirme filmini bundan önce defalarca gören bölge insanları, özellikle tarım ve hayvancılıkta yapılan özelleştirmelerin sonrasında başlarına ne geleceğini çok iyi biliyorlar.

Bu bölgelerin başında Erzincan geliyor. 1956 yılında Almanlar tarafından yapılan Erzincan Şeker Fabrikası, bugün bölge ekonomisine 70-80 milyon lira sıcak para girişi sağlıyor. Yapılan araştırmalara göre Erzincan‘da dönen yıllık sıcak paranın tamamı 200 milyon lira seviyesinde olduğu düşünüldüğünde, şeker fabrikasının Erzincan ekonomisi için ne anlama geldiği daha iyi anlaşılıyor. Üretimini eski teknoloji ile sürdürmesine rağmen kendi yağı ile kavrulan ve kampanya dönemlerini karla kapatan bu fabrika, Erzincan‘ın da tüten tek bacası. 430 çalışanın bulunduğu fabrikada yıllık 28 bin ton şeker üretiliyor. Bölgedeki pancarın polar değerinin yüksek olmasından dolayı da tat bakımından en kaliteli şeker üreten fabrikaların başında geliyor.

Erzincan‘da özelleştirme "kapıya vurulan kilit" demek

Erzincanlılar, bugüne kadar yapılan özelleştirmelerin hiçbirisinden hayır görmemişler. İplik fabrikası, et kombinaları, süt fabrikası ve ayakkabı fabrikası;  hepsinin akıbeti aynı olmuş. Özelleştirmelerin ardından hepsinin kapısına kilit vurulmuş. Geçmişte birçok Erzincanlının ekmek kapısı olan bu tesislerin yerinde şimdi yeller esiyor.

Bu anlamda ‘özelleştirmenin‘ ne anlama geldiğini en iyi Erzincanlılar biliyor. Özelleştirme fay hattının yıkım şiddeti, yer kabuğundaki fay hattının yıkım şiddetinden daha ağır olmuş. Bundan dolayı özelleştirme ihalesi yapılan şeker fabrikalarının da kesinlikle kapatılacağına inanıyorlar. Kime sorarsanız ‘biz bu filmi görmüştük‘ cevabını alırsınız. Tek güvendikleri Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım ancak ondan da ‘hükümet politikası‘ gerekçesiyle gerekli desteği göremiyorlar.

Fabrikadaki işçiler, en büyük kaygıyı yaşayan onlar. Hiç birisinin yüzü gülmüyor. Ama fabrikadan içeriye girince her şeyi unutuyorlar. Pancarın ağır kokusu onlara iyi geliyor. Bütün kaygılarına rağmen üretme şevklerinden hiçbir şey kaybetmemişler. Evlatları gibi görüyorlar fabrikalarını.

Ortalama 1600-1800 lira civarında maaş alıyorlar. Ama fabrikayı bilmeyen Erzincanlılar, 5-6 bin lira maaş aldıklarını düşünüyor. Bu algı da onları kahrediyor.

İşçinin temsilcisi Şeker-İş Sendikası Erzincan Şube Başkanı Bülent Bulut‘un telefonu hiç susmuyor. İşçisi, işvereni konuyla alakalı olan herkes mahkemeden kararın çıkıp çıkmadığını soruyor. Bulut, genel merkezleri tarafından ihalenin iptali için açılan davadan umutlu. Ama sürecin uzaması tedirgin de etmiyor değil. Bulut, "Şeker fabrikası özelleşirse kimse burası çalışır diye beklemesin. 5 yıl üretim şartının da ne anlama geldiğini çok iyi biliyoruz. İplik fabrikasını da aynı şartla özelleştirmişlerdi. Ama özelleştirmenin ardından kapısına kilit vuruldu" dedi.