Savaşın kuralları vardır. İki ordu savaşır, taraflardan biri yenilir ve savaş biter. Savaş bittikten sonra kaybeden taraf galip devletin dayatmalarını kabul edip anlaşma imzalanır. Barış oldu mu yeni bir dönem başlar, yeni bir dünya kurulur, eski düşmanlıklar biter, barışın gereklerini herkes yapmaya başlar. Mağlup devlet güçlenerek yeni savaş yapabilir; galip gelirse o eski anlaşmayı ortadan kaldırıp yeni anlaşma yapar, yahut yenilerek eskisinden daha ağır bir anlaşma yapar.
Biz Ermenilerle yaşadıklarımızdan sonra yaptığımız anlaşmalarla barışa ulaşmış bulunuyoruz. Kars ve Lozan anlaşmaları ile aramızda barış tesis edilmiştir. Batılıların oyunları ve kışkırtmaları ile Osmanlı imparatorluğu yıkılmıştır. Ermeniler ve Rumlar bin yıllık tarihî gerçekleri kabul etmemiş, kendilerini güçlü görerek bizimle savaşmış; sonunda mağlup olmuş ve Anadolu yu tehcir veya mübadele ile terk etme durumunda kalmışlardı. Sonunda barış olmuş ve barış devam etmektedir...
Şimdi Ermeniler yine Batılıların kışkırtmasına kapılarak barışı bozuyorlar. Anlaşmaları tanımıyorlar. Biz kimseyle savaş istemiyoruz, ama savaşsız da Anadolu yu kimseye teslim edeceğimiz zannedilmesin.
Evet; tarihî bir olay parlamentolarda değil üniversitelerde araştırılır ve ilim adamı olan erbabınca tesbit olunur. Oysa Ermeni meselesinde hiç ilgisi olmayan şeyler yapılıyor. Parlamento tarafından tarihî bir olay elbette tesbit edilemez. Peki, parlamentolar bu kararları neden alıyor
Ermenilere diyorlar ki; Türkiye ye saldırın, biz sizin arkanızdayız!
Bize de diyorlar ki; biz size düşmanız, Ermenilerle bir olup Sevr i yeniden gerçekleştireceğiz!
Bu kararların anlamı budur.
Bu vesileyle birkaç hususu belirtmemizde yarar vardır.
BİR: Bu gibi kararları sömürü sermayesi finanse etmektedir. 1897 de yapılan plan ve alınman karar gereği 1997 de Anadolu İsrail in olacaktı; olmadı. Şimdi Ermenilerle Türkleri çatıştıracak, böylece tüm dünyayı Türkiye ye saldırtacak, sonra emellerine ulaşacaklar güya
İKİ: Malum ülke parlamentoları bu kararları inanarak almamakta, sömürü sermayesinin parasının hatırına almaktadır.
ÜÇ: Sömürü sermayesi sorun olmayan meseleleri sorun yapıyor.
DÖRT: En önemlisi, olaylardan ve fırsatlardan yararlanmalıyız. Türkiye nin ABD ile olan en büyük sorunu İncirlik Üssü dür. Sovyetlere karşı kurulmuş bulunan bu üs hâlâ devam etmektedir. ABD oradan komşularımıza saldırmakta, kanlar akıtmakta, canlar almaktadır. Irak ı işgal etmeden önce buraya ihtiyacı vardı. İran a nereden saldıracaktı Ama şimdi Irak onun işgalinde; Türkiye ye ihtiyacı yoktur. Burayı istediği yere taşıyabilir. ABD İncirlik Üssü nü boşaltmalıdır. Çekiç Güç sorununu Erbakan çözmüştü. İncirlik Üssü meselesini bir şekilde kapatmalıyız. ABD nin hâlâ Türkiye de kalmaya devam etmesi onun kötü emelleri olduğunu kanıtlıyor.