Erken seçim sinyali olabilir mi? 

Abone Ol

Bu köşenin okuyucuları hemen her ay en az bir defa özellikle sendikaların yaptıkları araştırmaları açıklamalarının ardından asgari ücretle çalışanların patlama noktasına geldiğinden, özellikle de ilan edilen asgari ücretin açlık sınırının altında kaldığına dikkat çektiğimizi hatırlayacaklardır. Bir yandan devlet olarak bir asgari ücret ilan edip ardından da milyonlarca emeklinin bu ücretin altında bir gelire mahkûm edilmiş olmasındaki çelişkiye dikkat çekiyoruz. Böyle olunca da emeklilerin ücretlerinde seyyanen bir artış sağlanması, yapılacak zammın da kesinlikle enflasyonun üzerinde olması gerektiğinin sosyal devletin olmazsa olmaz şartı olduğunu vurguluyoruz. Ülkemizde zenginler ve yoksullardan oluşan iki kesimin ortaya çıktığını, orta tabaka dediğimiz kesimin giderek yok olduğunu da dile getiriyoruz. Bunu elbette tek başımıza biz söylüyor değiliz. Özellikle muhalefet partileri bu çarpıklığa dikkat çekiyorlar. Buna karşılık iktidar kanadından yapılan açıklamalarda muhalefetin söylediği gibi ekonomide bir bunalımın olmadığı ileri sürülüyor. Bununla da kalınmıyor, cebinde bir telefonu olan vatandaşa bu telefonu bile çok görülüyor anlamına gelebilecek gerek iktidar sözcüleri gerekse yandaş medya demediklerini koymuyorlar.

İktidar, ülkenin sorunlarını muhalefetin ve dış güçlerin üzerine yıkarak bu işin sorumluluğundan kurtulmaya çalışıyor. Önceki gün medyaya iktidar kanadından yansıtıldığı anlaşılan habere göre iktidar Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT), asgari ücrette enflasyonun üzerinde artış sağlanması, ilan edilmiş asgari ücretin altında ücret almak durumunda olan emeklilerin ve çalışanların bu durumdan kurtulması için emekli maaşlarına seyyanen zam yapılması, 3600 ek göstergeyle ilgili çalışma başlatıldığı gibi konuların ele alındığı belirtiliyordu.

Şimdiye kadar hemen her gün bu konular dile getiriliyor olmasına rağmen iktidar tarafından duyulmuyor olması gerçeğine karşı birdenbire önümüzdeki 2-3 ayı kapsayacak bir çalışmanın zorunluluğunun birdenbire hatırlanmış olması gerekli bir çalışma olmakla birlikte, bu gerekliliğin şimdi iktidar sahiplerini harekete geçirmiş olması önümüzdeki senenin sonuna doğru bir erken seçimin gündeme gelebileceğini düşündürüyor. Elbette demokratik bir sistemde erken seçimin gündeme gelmesinin yadırganacak bir yanı yoktur. Birtakım sıkıntıların aşılmasının demokrasilerde yolu seçimdir. Bir diğer ifadeyle milletin oyuna başvurmaktır.

Asgari ücretli, emekli ve esnaf ile çiftçilerin ortaya çıkan sıkıntılara dayanacak gücü kalmamıştır. Her ne kadar ekonominin çok iyi yolda olduğu, muhalefetin söylediği gibi bir durumun söz konusu olmadığı sıkça dile getiriliyor olsa da, halkın arasında biraz dolaşıldığında yaşanan sıkıntıyı görmek zor değildir. Yani iktidarın çizdiği pembe tablo toplumun dar ve sabit gelirli kesimine yansımıyor, böyle devam etmesinin de mümkün olmadığı görülüyor. Hemen belirteyim ki; ister bir erken seçim sürprizi hazırlığı olsun, ister artık muhalefetten ve halktan gelen, dayanacak gücümüz kalmadı feryadını duymazdan gelmenin mümkün olmadığını iktidar da anlamış olsun, dar ve sabit gelirlilere biraz olsun nefes aldırmak için atılması gereken adımların daha fazla geciktirilmesi sorunun çözümünü daha da zorlaştıracaktır. Bu bakımdan muhalefetten gelen her eleştirinin sahiplerinin birtakım ithamlarla suçlanmasının sorunlara çözüm olmasının mümkün olmadığının anlaşılmış olması ya da bir seçim öncesi hayatını zorlukla sürdüren kesimlerin gönlünü almak için olsun haberlerin gerçeği yansıtmasını gönül arzu ediyor.