Erken seçim senaryolarının gerekçeleri

Abone Ol

Bugünlerde erken seçim senaryoları iyiden iyiye konuşulmaya başlandı. Erken seçimi terennüm edenler sadece muhalefet mi acaba? Yoksa iktidarın ali cengiz oyunları mıdır? Onu pek bilemiyoruz. Ama bildiğimiz bir gerçek var ki, siyasetçilerin zaman zaman sağ gösterip sol vurduklarını hemen hemen bilmeyen yok. “Erken seçim istemiyoruz” veya “erken seçim yok” diyerek ani kararlarla baskın seçim yaptıklarını da yine bilmeyen yok, dersek yanılmış olmayız. Hemen her kararı anında alabilecek pozisyonda olan iktidarın ne zaman ne yapacağını kestirmemiz de kolay değil. Hele de Bahçeli gibi bir ortağı varsa...  Ülkemizin devasa sorunlarını çözmede aciz kalan iktidar, erken seçimi neden düşünmesin ki? Bu düşüncemizi haklı çıkaracak bazı doneler yok değil. Son zamanlarda AK Parti’nin stantlar kurarak üye kayıt çalışmaları yapması, teşkilat çalışmalarını hızlandırması ve İçişleri Bakanı Soylu’nun her gittiği yerde, “Tayyip Bey’in, Devlet Bahçeli’nin sizlere selamları var” diyerek, toplumda bir sempati algısı oluşturma gayretleri acaba neyi çağrıştırmaktadır?

Burada sorgulanması gereken bir husus da hükümetin üyesi olan bir bakanın böyle bir postacılığa soyunması ve siyasi parti başkanlarının adeta sözcüsü gibi davranmasıdır. Bu işgüzarlık; kadim demokrasilerde görülmemiş bir örnektir.

“Erken seçim olabilir” gerekçelerinin bir ayağı da ekonominin kötü gidişine çözüm bulamamaları; işsizliğin, enflasyonun azalma göstermeyerek, aksine artması, 2023’e kadar iktidarın tahammül edemeyeceği düşünüldüğünde kaçmanın bir yolu olarak da görülebilir.

Erken seçim senaryolarının bir diğer ayağı da ittifaklar teorisidir. “Kaç ittifak olacak? Kim kiminle ittifak yapacak?” söylemleri bize göre erkendir. Ülkemizin asli gündemini saptırma gayretlerine çanak tutmaktır. Evet, ittifaklar olmalı. Ama şimdi yeri ve zamanı değil. Hele de ülkemiz ateş çemberi içinde iken, dış politikada şahsiyetli milli bir duruşa ihtiyaç varken; sağlık problemleri çözülmemiş aksine artmışken, suni gündemlerle meşgul olmanın kimseye bir yararı yok.

Evet ateş çemberi dedik de sadece etrafımızda değil, içimizde de bazı bölgelerimiz ne yazık ki alev alev yanıyor. “Bu yangınları PKK çıkarttı” deniyor. PKK gerçekten yapar mı? Evet yapar, yapmıştır da... Zaten PKK’nın sicili bozuk. Her taşın altından o çıkıyor. Ama bir de madalyonun öbür yüzüne bakmak gerekmez mi? Bu yanan ormanlardan ve açılan arazilerden kimler menfaat sağlıyor? Bugüne kadar yakılan, yıkılan ormanların yerinde şimdi neler var? Bunlar gizli saklı, bilinmeyen şeyler değil. Beş yıldızlı oteller, villalar yani rantiyecilerin vurgunları... Tekraren söylemek gerekirse yangınları kimlerin çıkardığını bilmiyoruz. Ama bunlar da kafamızı karıştırmıyor değil... Cenab-ı Hak yurdumuzu, milletimizi yangınlardan, depremlerden ve her türlü afetten korusun (Âmin)... Vesselam...