Erken seçim ister misiniz?!

Abone Ol

Meclis’te temsil edilen 4 siyasi parti hâlâ 7 Haziran seçimlerindeki mesajı okuyamamış görünüyor. Halk, bu seçimlerde hiçbir partiye tek başına iktidar yetkisi vermedi. 4 siyasi partiye dedi ki: Bir araya gelin. Beraber çalışmayı öğrenin. Uzlaşın, anlaşın, Türkiye’yi yönetin. Kavga, polemik, ağız dalaşı yok!

Bugün hükümetin kurulması gecikiyorsa, bunun 1. derecedeki sorumlusu bu 4 siyasi partidir.

Daha seçim günü akşamından itibaren çözüme kilitlenecek yerde, erken bir seçimde nasıl olur da halkın oyunu alabilirim, düşüncesiyle dördü de tribünlere oynadılar. Birbiriyle restleştiler. “Kırmızı çizgilerimiz” diyerek yeni taleplerde bulundular.

Halk size vaatlerini yerine getirsinler, problemleri çözsünler, diye oy verdi. Yoksa seçimin hemen arkasından “erken seçim” korosuna katılsınlar diye değil.

Bu 4 siyasi parti önce “samimi” olmalı! Hükümeti kurma görevi verilen AKP Genel Başkanı Davutoğlu, koalisyon görüşmeleri sürerken teşkilatlarına “erken seçime hazır olun” talimatı verdi. Müstakbel ortağı CHP durur mu Kılıçdaroğlu da onu takip etti. Baykal süre bile verdi: “Kasım’da seçim var. Bugün oynanan bir tiyatro!” Bu söz ve tavırlar bir samimiyet eseri olabilir mi, dersiniz

Seçimlerde bol keseden vaatlerde bulunanlar, şimdi hükümet kurmakta “isteksiz” davranıyorlar. Vatandaş da yeni bir seçimde görev kaçkını siyasilere karşı “isteksiz” davranacak!

Farklı görüşten olanlarla iletişim kurma ve uzlaşma becerisi olmayanlar niçin siyasete girerler ki!..

ERBAKAN’I ÖRNEK ALIN!

Türkiye bir ateş çemberinin içine çekilmek isteniyor. Bombalar patlıyor. İnsanlar ölüyor. Asker ve polisimiz şehit oluyor. Terör durmak bilmiyor. Ahlâk tahribatı had safhada! Halk faiz kıskacında! Enflasyon yükseliyor. İşsizlik artıyor. Türkiye yangın yerine döndü. Beyler ise birbirine laf yetiştirmekle meşgul.

Siyasilere bir tavsiyem var: Lütfen, Millî Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın üslup, uzlaşma, çalışma azmi ve Türkiye sevdasını bir araştırsınlar!

Muhterem Erbakan; Bülent Ecevit, Süleyman Demirel, Alparslan Türkeş, Turan Feyzioğlu, Tansu Çiller gibi farklı görüşlerin temsilcisi olan liderlerle koalisyon hükümetlerinde bulundu. Samimiyeti ve çalışkanlığıyla Büyük Kıbrıs Zaferi, Türkiye ekonomisinin iyileştirilmesi, denk bütçe yapılması, D-8’lerin kurulması gibi pek çok hayırlı karara imza attı. Uzlaşma ve birlikte çalışma konusunda örnek oldu.

Erbakan Hoca Türkiye ve İslam âlemine karşı sorumluluğunun şuurundaydı. Türkiye’nin öncü bir ülke olması için söyleyecek sözü vardı.

Dünya barışına hizmet etmek de gündeminden düşmedi. O, “Biz gelecek seçimler için değil, gelecek nesiller için çalışıyoruz” diyordu.

Erbakan Hoca, siyasetin güler yüzü; çözümün adresiydi. Youtube’den izleyin: 1991’de TRT’de “Liderler Zirvesi” yapıldı. S. Demirel, B. Ecevit, E. İnönü gibi liderler TV’nin makyaj odasına ilk gelenler oldu. Birbirleriyle konuşmadılar. Ortam buzdolabı gibi! Sonra Erbakan Hoca geldi. İnönü ve diğer liderler üzerinden espriler yaptı. Orası gül bahçesine dönüştü, muhabbet ve uzlaşma ortamı oluştu.

UZLAŞMA VE FEDAKÂRLIK ZAMANI

Hepimiz olup bitenin farkındayız. Türkiye’nin hassas bir süreçten geçtiği belli! Dost düşman bütün dünyanın gözü üzerimizde! Millî meseleler söz konusu olunca 4 parti de her şeyi bir kenara bırakıp Türkiye’nin menfaatlerini her şeyin üstünde tutmalı ki, dostlar sevinsin, düşmanlar yerinsin!

Vatandaş olarak isteğimiz şu: Hükümeti oluşturacak partiler, bugünkü süreçte “Türkiye’nin güvenliği ve bütünlüğünü ilgilendiren konularda kesinlikle taviz vermeyeceğiz” maddesini hükümet protokolünün başına yazmalı. Muhalefeti oluşturacak partiler de, “Biz bu konuda hükümetin sonuna kadar destekçisiyiz” kararını deklare etmeliler.

Siyasi partiler bugün fedakârlık yapmayacak da ne zaman yapacaklar Türkiye’yi ilgilendiren bir konuda uzlaşmayan partilere Türkiye partisi denilir mi Şimdi millȋ mutabakat ve görev yapma günü!

Hükümet bir an önce kurulmalı ki, belirsizlik sona ersin. Dışa karşı daha güçlü olalım. Konu Türkiye olunca, iktidarı ve muhalefetiyle tüm Türkiye Hükümet’in arkasında yer almalı!

Dostlarımız bize güvenmeli, düşmanlarımız bu ülkeye diş bilemeye cesaret edememeli.

Bülent Arınç’ın “erken seçim” korosuna katılanlara güzel bir cevabı var: “Biz maceraperest değiliz.”

Maceracılar, vaatlerini yerine getirmeden, adil olmayan seçim kanunlarını düzeltmeden, siyasi partilere adil tanıtma hakkı vermeden; hele ve hele bugünkü ortamda Türkiye’nin güvenliği için üzerlerine düşeni yapmadan ne işe yaramış olurlar, dersiniz