Gündem

Erişkinliğe geçiş

Erişkinliğe geçiş

Abone Ol

Ergenlikten yetişkinliğe geçmek, her toplumda önemli bir dönem olarak görülmüştür.

Farklı toplumlarda farklı gelenekler ve bazı ritüeller vardır. Mesela ilkel toplumlarda erkek çocuk ergenlik dönemine geçtiğinde, tören yapılır burada adet üzere dövülür, çeşitli hareketler yaptırılır ve onun dayanıklı olup olmadığı anlaşılmaya çalışılır. Bu ritüellerde başarılı olan gençler başarılı olarak tanımlanır ve ileride güçlü bir kişi olabileceğine inanılır.

(Haluk Yavuzer, Çocuk Psikolojisi, Remzi)

Anna Freud‘a göre ergenlik dönemi, 2,5 yaş döneminin tekrarı gibidir. Bu yaştaki bireyler tıpkı çocukluğun ilk yıllarında olduğu gibi içe dönük bir yaşama geçebilirler. Bedenlerindeki farklılaşma ve gelişimle ilgili değişimler bireyi iç dünyası ile baş başa bırakabilir.

Yine Anna Freud‘a göre ergenler bu dönem özdeşim mekanizmalarını devreye sokarak içinde bulundukları durumdan kurtulmaya çalışırlar. Bir yerde özdeşim olayı onların yaşadıkları sorunun çözümüne katkıda bulunuyor. Dolayısıyla erkek bir yerde ergen bir babayla kız da ergen bir anneyle özdeşim kurarak bu sıkıntılı durumdan kurtulabilmektedir. Yeni bir sürece giren ergen çok karmaşık bir durum yaşamaktadır. Bir yandan beğendiği kişilerle  özdeşleşim kurmaya çalışıyor, diğer yandan, ebeveynine ciddi eleştiriler yöneltiyor. Genç arayışlarını sürdürüyor, çevrenin etkisinde kalıyor ve  arkadaş grubuna yoğun bir ilgi duyuyor. Bir yandan anne babayla özdeşim kurarken diğer yandan onlarda arayıp da bulamadıkları şeyleri  arkadaşlarında bulmak istiyor ve arkadaşlarına yakın olmaya çalışıyor. Bu dönem, ebeveyninde eksik bulduğu şeyleri arkadaş çevresinde arayan burada da aradığını bulamayan ergenler, sık sık arkadaş değiştirerek bu arayışlarını sürdürürler.

Özdeşim ihtiyacı gencin hayatında önemli bir dönüm noktasıdır. Genç birine  benzemeye çalışmakta ve buradan da kendisine ulaşmayı arzu etmektedir. Bu konuda aradığı en önemli şey güçtür. Güçlü olana benzemeyi arzu eder. Benzemeye çalıştığı kişinin resimlerini odasına asar, onun gibi davranmaya çalışır. Bu süreçde doğru kişilerle özdeşim kuran gençler zaman içinde benzemeye çalıştıkları kişinin dünyasından çıkarak kendilerini bulurlar. Bu dönem aile gencin özdeşim modellerini doğru kişilerden seçmesi için ona  yardımcı olmalıdır.

Zaman içinde kendi potansiyellerinin farkına varmaya başlayan genç, artık ebeveynden ayrışarak hayatına devam edecektir. Onları uzaktan da olsa yanlarında hissedecekler ama kişisel yeteneklerini de aktif hale getirebileceklerdir.

Mahler‘e göre ergenlik, birinci bireyselleşme sürecinin ardından gelen ikinci bireyselleşme çabasıdır. İkinci bireyselleşmeden amaç bireyin bağımsızlığını kazanarak, yani anne babadan ayrışarak kendi yapıtaşlarını oluşturmasıdır. Genç bu dönem de, çocuklukta olduğu gibi geçiş nesnelerine ihtiyaç duyabilir.

Geçici bir durum

Birkaç ay önce on sekiz yaşındaki bir danışanım "çok beğendiğim yabancı bir artist var, onun fotoğraflarını odama asmıştım, annem yırtıp atmış çok kızdım o gün evden kaçmayı düşündüm ama babaannemi çok sevdiğimden onun hatırı için bu fikrimden vazgeçtim..." demişti. Oysa bu geçici bir durumdur ve aile bir süre sonra gencin bu tür şeylerle meşgul olmak istemediğini görecektir.  Genç  bu dönem, özdeşim ihtiyacının bir sonucu olarak toplum tarafından beğenilen sanatçı, politikacı, siyasetçi vb, kimselere benzemek ve onları örnek almak istiyor. Aileler çoğu zaman gencin özdeşim kurduğu kişileri ya da arkadaş gruplarını eleştirerek onların kendi hayat görüşlerine uygun kişilerle özdeşim kurmalarını isterler.  Bağımsızlığını kazanmaya aileden ayrışmaya çalışan genç ise, bu durumu ailenin bir müdahalesi olarak algılıyor ve onlardan tamamen uzaklaşabiliyor.

Ebeveynler, gencin beğendiği kişileri tercih ettiği arkadaş gruplarını dışlamak yerine onları altarnetif arkadaş gruplarına, alternatif rol modellerine ve sosyal faaliyetlere, spor ve sanatsal çalışmalara teşvik etmeli ve onlarla birlikte vakit geçirmeyle çalışmalıdır.