Sabah Gazetesinin Genel Yayın Yönetmenliği görevinden olaylı bir şekilde ayrılarak Star Gazetesinde yazmaya başlayan Ergun Babahanın yazılarını ve genel bakış açısını çoğunlukla beğenirim. Ama bakar mısınız, Babahan antidemokratik 28 Şubat sürecine neredeyse toz kondurmuyor!O dönemde gazetelerin attığı yalan yanlış manşetlere neredeyse sahip çıkacak!Tüm zamanların en büyük asparagas manşeti olan uyduruk Kuran Kursu yemini Sabahta manşet yapıldığında gazetenin jeneriğine bakıyorsunuz, Genel Yayın Yönetmeni koltuğunda oturan isim zatıalileri...28 Şubatın failleri ile birlikte medya ayağının da hesap vermesi gerektiği gündeme geldi ya, hani Babahan, tanıdığımız, bildiğimiz pozisyondan anında sıyrılıp, köşesinde şunları yazabilyor; "28 Şubat soruşturmasına gelince...Eğer 28 Şubat dönemi sorgulanacaksa, başta dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan ve o dönemin kabinesinde görev yapan Refah Partililerden başlamak gerekmez mi Sonuçta o kararları imzalayan, uygulamaya koyanlar onlardı.."
Hoppalaaa!Biraz ağır ol.. diyesi geliyor insanın..28 Şubat antidemokratik sürecinde yaşananlar dün kadar belli...O kararların nasıl bir ortamda alındığı da, Refahyol Hükümetinin istifaya nasıl zorlandığı da, asker ha geldi ha gelecek teranelerinin toplumda nasıl bir infial ve kaygı meydana getirdiği de...Bütün bunları masaya yatırıp bir daha benzer ortamların oluşturulmaması için adımlar atılmasını önermesi gerekirken olmayana ergi metodunu zihinlere kazımak hangi amaca hizmet eder Ergun Babahana düşen, aynen Mehmet Ali Birandın yaptığı gibi, açıkça şunu dile getirmesi: Evet biz o zaman yanlış yaptık. Birileri manşeti şöyle atacaksınız dedi, öyle attık. İnanmasak da öyle yapmak zorunda kaldık, ama hataydı...Ne demişti sevgili Birand; "Biz her şeyi unutuyoruz. Neler yaşanmış. İnanamazsın. Nasıl kandırılmışız. Nasıl oyunlar içinde kendimizi yutturmuşuz. Medya ne haltlar karıştırmış, Allahım. Ben de şey olmuşum. Dikkat ediyorum. Bir takım yazılarıma bakıyorum. Benim de zaman zaman kafam karışmış. Yani 28 Şubatta ben de zarar görmeme rağmen, acaba onların dedikleri, askerin dedikleri doğru olabilir mi diye sormamışız. Bir takım şeyleri kabul etmişiz. Bu böyledir ve doğrudur."Dinç Bilgin de "28 Şubat döneminde askeri bürokrasi, yargı ve basın rejimin 3 ayağı olmuştu. Çok büyük kabahatlerimiz oldu. askerler nasıl gazete çıkarılacağını tarif ediyorlardı. O dönemde çok yanlış yaptık" demişti. Deniz Harp Okulu Komutanlığı yapan E.Tuğamiral Türker Ertürk ise, "28 Şubat korkunç bir hataydı. Fikirlerini paylaşmasanız da Erbakan antiemperyalisttir, asla işbirlikçi değildir" ifadesini kullanmıştı.Merhum Yıldırım Aktunanın söylediklerini ne yapacaksınız, peki; "28 Şubat sürecinde kullanıldık. Bize denildi ki irtica. Sonra baktık ki irtica bunun bahanesiymiş. Asıl olan hükümetin gitmesiymiş. Bizi kandırdılar" O dönemde DSP milletvekili olan Hikmet Aydın da, "D-8ler dünyanın, havuz sistemi de Türkiyenın egemenlerini rahatsız etti. 28 Şubatin irticayla kesinlikle bir ilgisi yoktu. Erbakan, "Havuz Sistemi"nden vazgeçip rantiyecileri memnun etseydi 28 Şubat Süreci hiç yaşanmayabilirdi belki" demişti.Bu örnekleri çoğaltmak mümkün..Bütün bunlar ortada iken Ergun Babahanın bazı sayfaları kapatmak istercesine, "Eğer 28 Şubat dönemi sorgulanacaksa, başta dönemin Başbakanı Necmettin Erbakandan başlanmalı" demek, kusura bakmayın halt yemekten başka bir şey değil. Babahan, bir aynaya baksa.. Neler görecek, neler...Yeni bir umut; İKEV
İKEV...İlim Kültür ve Eğitim Vakfı..Geçenlerde kapılarını çaldım, çaylarını içtim...1984lü yıllardan bu yana tanıdığım, Üsküdar Belediye Başkanlığı sırasında yaptığı hizmetlerle haklı olarak unutulmazlar arasında sayabileceğim Yılmaz Bayat şimdi İKEVin Genel Müdürü.. Yılmaz Bayat, bilgisayar başında harıl harıl çalışıyor.. Vakfın eğitim sorumlusu, eski parlamenter Hasan Öz de hemen yanı başında...İKEV olarak ikisi yükseköğretim, ikisi de ilköğretime dönük hizmete girecek 4 öğrenci yurdunun son rütuşları yapılıyor.. Satın alınarak yeniden restore edilen Bahçelievler-Şirinevlerdeki üniversite öğrenci yurdu kısmen açılmış, öğrenci almaya başlamışlar bile..Ama ne yurt..Beş yıldızlı otel konforunda..Banyolu, VRV sistemi ile kaloriferli, klimalı odalar...Ayrıca ders çalışma mekanları olmasına karşılık öğrenciler odada da ders çalışabiliyor...24 saat internet...Modern ışıklandırma sistemleri...Deniz manzaralı yemekhane...İlköğretime dönük Pendik Erkek Öğrenci Yurdu da neredeyse hazır...Bundan sonraki hedef ise üniversite...Yalan yok, bu yurt binasını ve ortamını görünce yeniden öğrenci olasım geldi..
Kısaca Vakfın neler yaptığını da anlatmak gerekirse; * Yurt içinde ve yurt dışında Kreş, Ana okulu, İlk, Orta ve Yüksek Eğitim ve Öğretim gibi Özel kurumlarını kurmak, çalıştırmak, ortak olmak, açmak ve yaşatmak.* Yurt içinde ve dışında aynı amaçlarla kurulmuş veya kurulacak vakıflarla ve uluslararası kurum ve kuruluşlarla işbirliğinde bulunmak; vakıf amacına uygun yurt içinde ve dışında şirketler kurmak, kurulmuş olanlara iştirak etmek.* Yurt içinde ve dışında yerli ve yabancı fikir ve sanat eserleri sahipleri ile bunları üretenlere ayni ve nakdi yardımlarda bulunmak, fikir, sanat, kültür, fen ve teknoloji sahalarında, ulusal ve uluslar arası yarışmalar tertip etmek ve ödüller vermek.* Yurt içi ve yurt dışında fikir, sanat, kültür, fen ve teknoloji sahalarında uygun görülen, bilimselliği kabul edilen, eserleri basmak,çoğaltmak; yazılı görüntülü ve sesli yayın yapmak ve bu faaliyetlerle ilgili gerekli tesisleri kurmak, işletmek.* Gerek vakfımız bünyesindeki her seviyedeki eğitim kurumlarında, gerek resmi ve özel sair eğitim kurumlarında okuyan veya mezun olanlara yurtiçi ve yurt dışı bursları vermek veya temin etmek; her kademede okuyan üstün kabiliyetli ve başarılarıyla temayüz etmiş öğrencileri ödüllendirmek.
NOT: Bu akşam (8 Ocak Pazar) Topkapı 1453 Sosyal Tesislerinde saat 19:00da yemekli bir toplantı ile bu yurt ve hizmetlerin tanıtımı yapılacak. İKEV Mütevelli Heyeti Başkanı Doç. Dr. Nedim Urhan, Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Abdullah Sevim ile Genel Müdür Yılmaz Bayat sunum yapacak...