Yetişkinliğe ermek, aklı başında olmak Çocukların en çok
olmayı arzu ettikleri şey bu aslında! Ah bir 18 yaşına basayım siz o zaman
görün beni. Büyüyecek kocaman adam/kadın olacak ve kendisini anlamayan
büyüklerinden bu sayede kurtulacaktır. Budur kafasındaki düşünce. Her nedense
büyükleri bir türlü kendisini anlamamaktadır. Ne yapsa kusur, ne söylese
kabahat sayılmaktadır. Ödevini yapmaz azarlanır, sabah okula gitmek istemez
paylanır, gezmek ister yasaklanır, biraz harçlık ister kıyametler kopar, eve geç
gelmek istediğinde dünyasını başına yıkarlar, sürekli engeller engeller
engeller İşler istedikleri gibi gitmeyince büyüklere göre hemen kendisinde bir
problem olduğunu düşünüp sürekli psikolog psikolog gezdirirler sanki tek derdi
buymuşçasına.
Oysa biraz düşünseler büyükleri anlayacaklar kendisini.
Tek istediği büyümek! Büyüyerek kendini hem çevresine hem de dünyaya ispat
etmek. Artık bir yetişkin olduğunu ve kendi başına hareket etmenin nasıl bir
şey olduğunu göstermek zamanı gelmiştir. İlk önce büyüklerinin fikirlerine ters
fikirler sunmakla başlar işe. Onları anlamamakla ve bilmemekle suçlar. Sonra
her şeyin en doğrusunu kendisinin bildiğine büyükleri de inandırmak ister. Her
zaman en mükemmel bakış açısı onundur. Hem büyükleri nerden anlayacak, cahiller
topluluğundan başka bir şey değiller onlar. Kendisinin neler çektiğini, hangi
şartlarda yetiştiğini nereden bilecekler ki Artık ergendir kendisi. İstediğini
yapmakta ve söylemekte özgürdür. Hesap sorulamaz biridir o. Büyükleriyle
anlaşamadığı gibi yaşıtları ile de arası pek iyi sayılmaz. Oysa herkes
tarafından sevilen ve saygı gören biri olmak istemektedir. Bu yüzden özellikle
büyüklerine karşı ne kadar ters davranırsa kendi grubunda o kadar itibar
göreceğini düşünmektedir. Bu yüzden saygıdan ödün verir, büyüklerini üzer
sürekli olarak.
Tek derdi büyümek dedik ya bazen büyüdüklerinin de
farkına varmazlar. Hem ergen olmak isterler hem de ergenliğin verdiği
sorumluluklardan kaçmak. Karşılarındaki büyüklerin yaşadığı onca senenin, hayat
tecrübelerinin farkında değillerdir. Bir iki bilgi kırıntısını okyanus
zanneder, iki üç kitap okumakla allame olduklarına inanırlar. Hele bir de
ağızları iyi laf yapıyorsa çene de yarıştıramaz kimse onlarla. Neticede en çok
onlar bilir her şeyi.
Zaman hızla akıp gider ve ergen bunun farkına bile
varamaz. Her geçen yıl biraz daha olgunlaştıkça kendisi de kavrar bu değişimi.
Eskiden horladığı büyüklerinin pek çok konuda haklı olduklarını anlamıştır
artık. Anlamıştır anlamasına o büyüklerini de onlar ya ahirete göçmüştür ya da onarılmayacak
derecede incinmişlerdir. İncitmiştir onları adına ergenlik dediği o deli fişek
zamanlarında. Kırmıştır, küstürmüştür. Şimdi gönül alması ve onlara haklı
olduklarını söyleme zamanıdır ama heyhat sadece kabirlerinin başında dua
okumaktan başka yapacak bir şeyi yoktur dünün ergeninin. Eğer şanslı ise
yaşayanlardan özür dileme ve kendisinin hata ettiğini söyleme şansı vardır ama
bu sefer de gururu buna engel olur çoğu zaman.
Şimdi kendisi ergenlere nasihat etme ve yol gösterme
derdine düşmüşse de onların kendisini anlamadığını gördükçe için için
üzülmektedir. Oysa o sadece gençlerin doğruyu görmesini ve daha güzel bir hayat
sürmesini istemektedir
Minik bir tebessüm
Bugün ne
Sabahleyin karı koca kahvaltı masasındadırlar. Kadın:
- Eminim bugünün ne olduğunu hatırlamıyorsun bile der.
Koca:
- Aaa Hatırlamaz olur muyum hayatım. Tabi ki
hatırlıyorum.
Der ve adam işe gider. Bir müddet sonra evin kapısı çalar
ve çiçekçi harika bir buket kırmızı gül demeti bırakır kadına. Öğlene doğru
kapı yine çalar ve bu sefer lüks bir pastaneden bir kutu çikolata gelmiştir.
Akşamüzeri ise gelen harika bir elbisedir. Akşam işten dönen kocasını kapıda
karşılar kadın ve boynuna sarılır. :
- Teşekkür ederim kocacığım. Önce çiçekler sonra çikolata
ve daha sonra elbise. Bu hayatımdaki en güzel cumhuriyet bayramıydı. Der. Adam:
- Hadi beee.
İlgilisine Notlar:
En zorlu düşman kendini daima en sona saklar sakın
aklınızdan çıkarmayın!
Aldanmayın etrafınızdaki kalabalığa, ölünün de
etrafında çok insan olur ama yalnız gider toprağa.
Önceden insanlar bankaları soyardı, şimdi bankalar
insanları soyuyor.
Bulunduğu kıyıyı terk etmeyenler okyanusun öte yanına
geçmeyi ancak hayal edebilirler.
Bir bakış bir bakışa neler neler anlatır. Bir bakış bir
bakışı bazen senelerce ağlatır.
Çayın iyisi odun ateşinde insanın iyisi gönül ateşinde
demlenir.