Erdoğan ve Baykal arasında devam eden restleşme ve söz düellosu Türkiye halkının yabancısı olduğu bir olay değil. Türkiye kamuoyu 5 senedir bu talihsiz horoz dövüşü ile meşgul ediliyor. Konuyu derinlemesine inceleyip olayın perde arkasını öğrendiğiniz zaman şaşırtıcı sonuçlarla karşılaşıyorsunuz.
Son olarak, Başbakan Erdoğan ın CHPyönetimi için söylediği "Bunlar halkçı olamaz. Bunlar ülkenin kaymak takımıyla birlikte yürüyorlar" sözlerine CHP den düşündürücü ve üzerinde mutlaka durulması gereken bir cevap geldi. CHPGrup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu 21.11.2007 günü TBMM de düzenlediği basın toplantısında şu ilginç sözleri söylüyordu: "Eğer Sayın Erdoğan, bugün Başbakan olarak o koltukta oturuyorsa, unutmasın ki, bunu CHP ye borçludur. Kendi yakın tarihini bile bilmeyen bir kişinin cehaleti üzerine ancak bu kadar söylenebilir."
Peki, Sayın Başbakan ın cevap vermediği bu sözlerin ne anlama geldiğini hiç düşündünüz mü Yoksa, Türkiye halkı sanal ve kurgulanmış bir siyasî mücadeleye mi alet ediliyor, diye düşünüyor insan.Çünkü oyalama ve geleceğimizin ipotek altına alınmasına yönelik tehlikeli bir oyun bu.
Zülfü Livaneli nin 5 senedir ara ara dile getirdiği, fakat pek yankı bulmamış bir iddiası var. Bu iddia, 22 Temmuz seçimlerinden sonra biraz ses getirmişse de, Cumhurbaşkanı seçimi gibi yoğun yaşanan gündemler içinde kaybolup gitmişti.
Sayın Livaneli, CHPkurmaylarının da tanıklık ettiğini söylediği şu ilginç olayı naklediyor:
"Deniz Bey lütfen hatırlayın: 19 Aralık 2002 tarihinde karlı bir Ankara gününün akşamında Mehmet Sevigen in evindeydik. Ben Cumhurbaşkanı ile görüşmeden geliyordum. Abdullah Gül Başbakan dı. Tayyip Erdoğan ın ise, Meclis e girme umudu kalmamıştı. Cumhurbaşkanı Sezer bir gün önce, Tayyip Erdoğan ın "milletvekili olmadan başbakan olma" önerisini reddetmişti. Türkiye nin kaderi o akşam o evde değişti. Çünkü siz "Tayyip Erdoğan başbakan olacak!" diye tutturdunuz. Sizi "Çok tehlikeli bir oyun diye uyaran parti dışından önemli şahsiyetlere kızdınız" "Hayır!" dediniz."
(...) Deniz Bey, düşünün; Meclis grubunda "Erdoğan ı başbakan yapıyor diyorlar. Evet yapıyorum.Var mı itirazı olan!" diye bas bas bağırmanıza değdi mi " (Vatan, 24.07.2007)
Erdoğan-Baykal ikilisinin, kendilerine oy veren milyonları, hatta Türkiye halkını hiçe sayarak, gizlice buluştukları ve gizli anlaşmalar yaptıklarını anlatan Sayın Livaneli nin bu tür söyleyip yazdıkları karşısında Necip Fazıl ın şu dörtlüğünü hatırlamadan edemiyorum:
"Bu nasıl bir dünya hikâyesi zor
Mekânı bir satıh, zamanı vehim
Bütün bir kâinat muşamba dekor
Bütün bir insanlık yalana teslim."
Bu anlatılanlar beni, Sayın Erdoğan ın Millî Görüş ten ayrılma işareti verdiği günlere götürüyor. Sayın Erdoğan ın RPBeyoğlu İlçe Başkanı iken, ABD Büyükelçisi Morton Abramowitz ile tanıştırılmasını ve o günlerde basına da yansıyan ve Sayın Abramowitz in Erdoğan için söylediği "Türkiye nin geleceği için çok önemlisiniz" sözlerini hatırlatıyor ve bu olay sonrası yaşanan gelişmeler... ABD li ve Yahudi kuruluşlarla görüşmeler...Ancak, Yahudi asıllı olanlara verilen "üstün cesaret ödülleri"... Bugün yaşadıklarımız... Türkiye ye layık görülen ABD, AB ve İsrail endeksli politikalar...
Türkiye yi idare edenler, Türkiye gerçeklerini dikkate almalı ve yalnız Türkiye halkına karşı sorumlu olmalıdırlar.Türkiye halkını, dış mihrakların da desteğini alarak, bir şekilde idare edip çeşitli komplimanlar içine girenler varsa, bu anlayıştaki ihtiraslı kişiler çok iyi bilinmelidir.
Türkiye, tarihî misyonu ile yüzleşmeli, bütün insanlığa huzur ve barış getirecek dinamiklere sahip olduğunu çok iyi bilmelidir. Bunun için de yerli, millî ve bağımsız politikaların uygulanmasına ihtiyaç vardır. Başkalarının çizdiği kulvarda koşanlar, onların varmak istediği hedeflere ulaşırlar.
Peki, ya bizim hedeflerimiz, bizim geleceğimiz Türkiye başkaları adına kendi geleceğinden vaz geçemez. İşte bu nedenle, Türkiye yi lâyık olduğu mevkiye taşımak ve "lider ülke" haline getirmek isteyen "Millî Görüş Çalışma Modeli"nin önemi her geçen gün daha fazla kendini hissettiriyor. Değilse, daha çok "horoz dövüşleri" seyretmeye devam ederiz.