Erdoğan Samimi mi?

Abone Ol

Erdoğan’ın söylemlerinde samimi olup olmadığı çokça tartışılmakta. Sebep gene kendisi; çünkü yola çıktığı 2001’deki söylemleri ile şimdikiler taban tabana zıt şeyler.

Enteresan bir şekilde bazıları; Erdoğan’a kurtarıcı gözüyle bakıyor. Birçokları ise önceden yaptıklarından hareketle onu inandırıcı bulmuyor. Ama sanırım Tayyip Bey, bu ikisinin ortasında bir yerde duruyor. Pragmatist, bir kişiliğe sahip ve o, kendisini oynayan ayrı bir şahsiyet.

Ayrıca, Sayın Erdoğan, Cumhurbaşkanı seçildiği andan itibaren alışılmışın dışında hareket etmeğe başladı. Bu haliyle, Cumhurbaşkanlığından ziyade, sadece, parti başkanı görüntüsü verdiği dikkatlerden kaçmamaktadır.

Sayın Cumhurbaşkanı makineli tüfek gibi; hareket eden her şeye ateş ediyor. Trump , Merkel, Barzani, FETÖ , CHP ve lideri Kılıçdaroğlu... Herkes hedefinde. Önüne kim gelirse... İç politika, dış politika fark etmez.

Konuşmalarının içeriğine bakıldığında; Batı›yı ve insanlığa dayattığı Batı sistemini yerden yere vuruyor. Ama yerine bir şey önermiyor. FETÖ ve işbirliği yaptığı egemen dünya da hedefinde. CHP ve bu partinin temsil ettiği Batı›cılık düşüncesi vs. Bir NATO üyesi ülkenin Reis-i Cumhuru olarak, Rusya ›dan almayı planladığı S-400 Füzeleri de işin ayrı bir boyutu.

Burada merak edilen iki konu öne çıkmaktadır:

1- Sayın Cumhurbaşkanının samimi olup olmadığı.

2- Bu söylemlere milletin tepkisi.

İzin verirseniz ikincisinden başlayalım. Resmî ve de derin devlet ricalini bilemeyiz amma; millet, yani seçmen, adeta bayılıyor, duyduklarına.

Ve şöyle bir soru daha akla gelebilir:

Bütün bunlar oy uğruna mı?

İşte, milletin yıkılacağı yer, tam da burası. Çünkü Erdoğan›ın bugüne kadarki iş tutuşuna bakılacak olursa, bunları da oy uğruna yapabilecek potansiyele sahip olduğu hemencik fark edilebilir.

Erdoğan›ın bütün bunları ülke menfaati için yapıp yapmadığı kısa bir zamanda anlaşılacaktır. Çünkü, bu gidişat uzun sürmez; ya, muhataplar silahla cevap verir, ya da, uzlaşma yoluna giderler.

Yalnız, şu tespitimizi de aktaralım:

Sanki millet, her iki durumu da onaylıyor gibi. Daha açık bir ifade ile seçmen her iki ihtimali de kabullenip, Tayyip Bey›in arkasında duracak. İki ihtimal de Sayın Erdoğan›ın siyasi ömrünü uzatır. Hâlbuki bunların ikisi aynı şey değildir. Hatta her ikisi de birbirine taban tabana zıttır.

Tabii, burada, seçmene de söyleyecek sözümüz var:

Dosdoğru yol dururken, dolambaçlı yollara sapmak ve de çıkmaz sokaklara dalmak, hem süreyi uzatır, hem de birçok tehlikeyi bünyesinde barındırır. Seçmen kararlı olursa, iktidardakiler de bu duruşu dikkate almak mecburiyetinde kalırlar.

İşte, yönetenlerin yönetilenlerin hali üzere olmaları bundandır.

Erdoğan›ın samimi olup olmadığını bilemiyoruz. Ama Batı›nın Türkiye ›yi sıkıştırdığı, hatta bunalttığı, vatandaşı da canından bezdirdiği kesin.