Evvelâ şunu unutmamamız lâzım.Bush, ikiz kuleler vurulduktan hemen sonra, Afgânistan a saldırı emrini verdiği esnada "Bu bir haçlı savaşıdır," demişti. Arkasından ilâve etmişti, "bu savaş enaz 10 sene devam edecek" diyerek, "Bu savaşta sadece bizden yana olanlar ve bizim karşımızda bulunanlar" yer alacak, şeklinde bir açıklamada bulunmuştu.
Bush yine eski Bush. Hatta daha da ileri gidiyor, Müslümanların tümünü, "İslâmo-Faşist" olarak itham ediyor.
Ayrıca, yalnız ABD halkını değil, bütün hıristiyanlık âlemini İslâm a karşı kışkırtmak için, Peygamberimiz aleyhinde el altından, karikatür kampanyası açtırıyor. Haçlı dünyasının, İslâma karşı husûmeti artsın diye, "efendim İngiltere ile Amerika arasında uçacak uçaklara Taliban tarafından bomba konulacak, tehlikeden kaçının" diye yeni yeni tahrik ve tehdidler ortaya atılıyor.
Kaldıki bu kadar izaha bile hacet yok. Bush; "başlattığımız savaş, haçlı savaşıdır" demekle kalmıyor, bu savaştan sonra Türkiye dahil bütün İslâm ülkelerinin, siyasi haritasını değiştireceğiz diyerek, savaşın niteliğini ve hedeflerini dahada açıklığa kavuşturuyor.
Sayın Erdoğan ise, dünkü beyanatında "keşke, 1 Mart tezkeresi, TBMM de red edilmeseydi de, biz ABD nin 62 bin askeriyle, Türkiye olarak, Kuzey Irak a, birlikte girseydik çok iyi olurdu" diye, gerçek niyyetini bir kere daha kamuoyumuza ilân etmek ihtiyacını duyuyor.
Bu ne demektir Bu düpedüz "Türkiye Haçlı safında yer almalıdır mânâsına gelir."
Bu beyanlara ilâveten Sayın Erdoğan, hâlâ Bush un kendisine tevcih etmiş olduğu, Büyük Ortadoğu Projesi nin EŞBAŞKANLIĞI görevini ısrarla sürdürüyor.
Görüldüğü gibi bu haçlı savaşı iki cephede başlatılmıştır. Birisi "Irak cephesi", diğeri "Afgânistan cephesi". Afganistan cephesinde işler kötü gitmeye başlayınca NATO bizden daha fazla Türk askeri istedi. Göreceksiniz bu zihniyette olan Erdoğan, bu talebi de kabul etmek isteyecektir.
Özal zamanında da, Türkiye yi böylesine bir haksız savaşa itmek istediler. Amma muhterem eski Genel Kurmay Başkanımız Necip Torumtay Paşa, Turgut beyin milletimizin nefretle karşılayacağı böyle bir savaşa girişimini önlemek için, görevinden istifa etti. Bu istifa, o zamanki hükümete sert bir tokat tesiri yaptığı için Özal, ABD ile birlikte Kuzey Irak ı işgal girişiminden vazgeçti.
Aslında 1 Mart tezkeresinin reddi de Erdoğan için Torumtay ın istifa etmesi kabilinden sert bir tokat idi.
Ama ne yazıkki, Erdoğan bu ikazlardan asla etkilenmiş gözükmüyor. Lübnan a asker gönderilmesi işinde de, aynı zihniyet ve niyetle hareket ettiğini açıklıyor. 1 Mart tezkeresinin red edilmiş olmasından duyduğu üzüntüyü hiç unutmadığını ifade ediyor. Bilindiği gibi Sayın Gül ise, 1 Mart tezkeresi red edilince Erdoğan dan daha da ileri giderek ağlamıştı.
Uzmanlaşmış stratejistlerimiz ve köşe yazarlarımız ise, Bush un başlattığı savaşın, İran ı ve diğer İslâm ülkelerini kapsayacak şekilde genişleyerek devam edeceğini beyan ediyorlar ve Lübnan a asker gönderme kararı ile Türkiye nin ABD nin safında yer alacağını belirlemiş olduğunu kabul ediyorlar.
Halbuki, Türkiye, Anayasası na göre Lâik bir Cumhuriyettir. Bush un başlattığı ve devam ettirdiği savaş ise, bir haçlı savaşıdır. Üstelik savaşın hedefi, siyonist İsrail ile Evangelist kilisesinin bir müridi olan Bush un, hurafelerden kaynaklanan emellerini gerçekleştirmektir. Nedir bu emeller Kabbala nın, Evangelist kilisesi mensuplarının, itikat ve inançlarına göre, Hazreti İsa nın gökten yere inmesinin zamanı gelmiş, onun için Fırat tan Nil vâdilerine kadar olan, bu geniş sâhânın, Müslümanlardan, derhal boşaltılması gerekiyormuş.
Bu uğurda bilhassa Olmert daha sabırsız davrandığı için gördüğünüz gibi saldırdı. Hiç-bir insani ve vicdani kural dinlemeyerek, rasgeldiği insanları, kadın, çoluk, çocuk demeden kanlı katliamlara tabi tuttu. Hatta bu, fanatik ve hurafelere dayalı, itikat sahiplerine göre ne kadar Müslüman katledilirse, o kadar sevab işleneceği düşüncesi hâkim idi.
Haydi diyelimki onlar böylesine bir kör taassubun peşinden gidiyorlar. Fakat bize ne oluyor Bizim inanç ve itikadımız evangelist ve siyonistlerin batıl inanç ve itikatlarını asla kabul etmez. Buna mecbur da değiliz. Ve üstelik yukarda da açıkladığımız gibi "lâik Türkiye nin siyasi prensipleri" de böylesine sapık bir haçlı yığınağında yeralmamıza kesinlikle izin vermez.
Sayın Erdoğan ı bu abes ve yanlış politikadan vazgeçmeye davet ediyoruz.