Gündem

Erdem Başçı: "Özel kesim tasarrufu pek de sevmiyor"

Erdem Başçı: "Özel kesim tasarrufu pek de sevmiyor"

Abone Ol

İSTANBUL - Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, fiyat istikrarı ve finansal istikrarın değerini sokaktaki vatandaşın gayet iyi bilmesinin Türkiye‘ye sağladığı avantaja işaret ederek, ‘‘Bu avantajı biz kaybetmeden, bu alanda dikkatli olmaya devam ederek, diğer alanlarda da hükümet ve diğer sivil toplum kuruluşları bazında reformlarımızı, yatırımlarımızı yapmaya devam etsek, geleceğe güvenle baksak 2023 gerçekten Türkiye için çok iyi bir 100. yıl olabilir‘‘ dedi.

Başçı, Forum İstanbul 2012‘de yaptığı konuşmada, Maliye Bakanlığı‘nın katıldığı bir çalışmaya değinerek, finansal sektörün vergilendirilmesi ile ilgili önemli eksiklikler, girişimciliğin önünde bir takım vergi engelleri olduğunun tespit edildiğini söyledi.

Özellikle risk ve girişim sermayesi ile ilgili Türkiye‘de birtakım vergi dezavantajlarının olduğunun ortaya çıktığına dikkati çeken Başçı, ‘‘Maliye Bakanlığımızdan Merkez Bankası olarak rica ettik. Maliye Bakanlığımız buradaki toplantılara katılarak, detaylı bir şekilde buradaki engellerin nasıl kapatılabileceğini tespit etti‘‘ diye konuştu.

-‘‘Özel kesim tasarrufu pek sevmiyor‘‘-

Türkiye‘deki tasarruf açığına değinen Başçı, ‘‘Özel kesim tasarrufu pek de sevmiyor. Çok da fazla tasarruf yapmıyor. Bu yüzden Türkiye‘de özel kesimin, bireysel emeklilik sisteminin reformuyla tasarrufları nasıl güçlendirdiği konusu da Finansal İstikrar Forumu‘nda yer aldı. Burada açılan tavsiye kararları ile büyük ölçüde gerçekleşebilecek gibi görünüyor. Bu, çok önemli bir reform‘‘ şeklinde konuştu.

Başçı, Türkiye‘nin geçmişte hem fiyat istikrarı, hem de finansal istikrarın olmamasından çok muzdarip olduğunu ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

‘‘Çok büyük maliyetler üstlendik. Fakat bunun şöyle bir faydası oldu; kamuoyunda artık bir farkındalık var. Fiyat istikrarı ve finansal istikrarın değerini sokaktaki vatandaş gayet iyi biliyor. Bu avantajı biz kaybetmeden, bu alanda dikkatli olmaya devam ederek, diğer alanlarda da hükümet ve diğer sivil toplum kuruluşları bazında reformlarımızı, yatırımlarımızı yapmaya devam etsek, geleceğe güvenle baksak 2023 gerçekten Türkiye için çok iyi bir 100. yıl olabilir.‘‘

-‘‘Bankacılık denetimsiz bırakılmamalı‘‘-

Finansal istikrar açısından sadece kamu değil, finans sektörü açısından da dikkatli olunması gerektiğini vurgulayan Başçı, şunları kaydetti.

‘‘En son krizde ‘aşırı borçlanmaktan zarar gelmez. Enflasyon 1980‘li yıllardan bu yana kontrol altına alındı. Özel sektör iyi çalışıyor. Biz kamu olarak denetime gözetime önem vermesek de olur‘ görüşü vardı. Hiçbir zaman bankacılık kesimi denetimsiz gözetimsiz bırakılmamalıdır. Bir yandan onların para basma hakkı var. Para basma hakkı kanun ile merkez bankalarına verilmiştir. Bir kamu imtiyazı kullanıyorlar. Bankalar bir nevi para basabiliyor. Bankalarda mevduat toplanıyor. Bu mevduat, kredi olarak veriliyor. Doğru yere yatırılmadıysa, doğru yere kredi açılmadıysa aslında karşılıksız para basmış oluyor. Gözetim, denetim, lisanslanmanın ve bankacılık yapma yetkisinin mutlaka kamu denetiminde olması şarttır. Dünyadaki krizden bu ders çıkarılmıştır.‘‘

-Finansal İstikrar Kurulu çalışmaları...-

Başçı, G-20 ülkelerinin, krizi önlemek adına küresel bazda neler yapılacağı ile ilgili de biraraya geldiğini, bu tür çalışmaları özetleyen bir kitap yayınlandığını ve G-20 ile Finansal İstikrar Kurulu (FSB) reform çalışmalarının anlatıldığını kaydetti.

Kitapta, finansal sektör reformunun dört ana yaklaşımının bulunduğunu belirten  Başçı, şöyle devam etti:

‘‘Bunlardan biri bankacılık kesiminde döngüselliğin azaltılmasıdır. Gözetim ve denetim nasıl güçlü hale getirebilir? Piyasa altyapısı nasıl güçlendirilir? Bir de kriz çözümlemede etkili çözümleme nasıl yapılabilir? Bununla ilgili gerçekten çok yoğun bir çalışma var. G-20 çatısı altında 2009 yılında FSB kuruldu. Türkiye de buraya üye ve söz sahibidir. Küresel çapta birçok kurum ve kuruluş var. Onun dışında pekçok çalışma grupları var. Standart belirleyici kuruluşlar var. Sermaye piyasası standartları, sigortacılık, muhasebe standartlarını belirleyen kuruluşlar var. FSB çatısı altında çalışıyor ve oraya bütün raporlar geliyor. G-20 liderler zirvesinde bunlar kabul edildikten sonra, bütün dünyada yeni bir standart belirlenmiş oluyor. FSB‘de Türkiye‘yi burada merkez bankası temsil ediyor. Türkiye‘de de SPK, BDDK, TMSF var. Bütün bu kurumlar yeni mevzuat çerçevesinde Finansal İstikrar Komitesi‘nde biraraya geliyorlar. FSB gündemi konuşuluyor. Türkiye‘nin uyum sağlama açısından eksiklikleri nedir? Bunlar konuşuluyor.‘‘

-‘‘Krizin Amerika için özeti olan kitap...‘‘-

Birkaç yıl önce toplantı için gittiği ABD‘de gördüğü bir kitaba değinen Başçı,  kitaba ilişkin şunları anlattı:

‘‘2006 yılında basılmış bir kitap... Raflarda kalmış. 2007, 2008 yıllarında satılmamış. Neden? Çünkü konut fiyatları düşmeye başlamış. Kitabın başlığının tercümesi şöyle; ‘Gücünüz yetmediği halde nasıl bir konut satın alabilirsiniz?‘ Eğer bir mali sistem, böyle kitapların basılmasına imkan sağlıyorsa ortada bir problem olduğu aşikar. Kitabı açıp sayfaları karıştırdım. İçinde bir analiz var. Diyor ki ‘konut fiyatları düşebilir.‘ Elinizde para yok, işiniz, geliriniz yok. Gidiyorsunuz konut alıyorsunuz, gelecek sene konut fiyatları artarsa ne ala birdenbire zengin oluyorsunuz. Düşerse ‘ben bunu ödeyemeyeceğim‘ diyorsunuz ve anahtarları bankaya teslim ediyorsunuz. Bankanın zararı oluyor. Banka iflas ederse devletin zararı oluyor. Kamu borcu artıyor. Krizin bir yerde Amerika için özeti bu...

Kitapta ‘‘Tarih boyunca Amerika‘da hiçbir zaman hiçbir yıl ortalama konut fiyatları düşmedi, büyük buhranı saymazsanız‘‘ şeklinde bir tavsiye de bulunduğunu belirten Başçı, bu tür kitapların satılmasının aslında krizi daha kolay anlamaya yol açtığını söyledi.

-‘‘Lale soğanı fiyatı iki at arabası kadar‘‘-

Tarihte bu tür mantıksız durumların aslında oldukça sık görüldüğünü ifade eden Başçı, ‘‘Tarihte fiyatlardaki anormal artışlar ve daha sonraki çöküşler, finans sektörünün zor duruma düştüğü dönemler, tarih boyunca pekçok kez gözlendi. Lale fiyatları biliyorsunuz... Hollanda‘da Osmanlı‘dan laleyi alıyorlar. Daha sonra çok popüler oluyor. Nadir bulunan lale soğanları olağanüstü bir şekilde değerlenmeye başlıyor. Öyle bir noktaya geliyor ki bir lale soğanıyla iki atlı araba alacak şekilde fiyatı yükseliyor‘‘ şeklinde konuştu.