Erbakan Hocamızın kurduğu DESİYAB yani Devlet Sanayi ve
İşçi Yatırım Bankası A.Ş. ye sonraki yıllarda yapılan İHANETLER üzerinde durmaya
devam ediyoruz
Önceki yazıda anlatılan yasal düzenlemeden yaklaşık
olarak altı ay sonra, 20.1.1989 tarih ve 89 / T-2 sayılı Yüksek Planlama Kurulu
Kararı ile TC Turizm Bankası A.Ş. bütün aktif ve pasifleriyle birlikte Türkiye
Kalkınma Bankası A.Ş. ye (DESİYAB a) devredilmiştir. Kalkınma formülleri
arandığı bir dönemde, böyle bir devir, gerek devir alınan banka gerekse de
devir alan banka açısından son derece sürpriz bir gelişme (ihanet) olarak
karşılanmıştır. Bu operasyon ile işin içine turizm de katılınca, artık eski
DESİYAB, yeni TKB, başlangıç amaçları açısından tanınmaz hâle getirilmiş ve
İHANETLER devam ettirilmiştir.
5.1.1990 tarih ve 89/14929 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı
ile 500 milyar liraya yükseltilen banka sermayesi, 12.2.1990 tarih ve 401
sayılı KHK ile de 1 trilyon liraya, 23 Ekim 1995 tarih ve 95/ 7365 sayılı
Bakanlar Kurulu Kararı ile 10 trilyon liraya ulaşmıştır. Adı geçen 401 sayılı
KHK yalnızca sermayeyi yükseltmekle kalmamış, ayrıca da bankanın amaç ve
görevlerini de yeniden düzenlemiştir. Bu düzenlemeye göre bankanın amacı;
Türkiye nin kalkınması için, anonim şirket statüsündeki teşebbüslere kârlılık
ve verimlilik anlayışı içinde kredi vermek, iştirak etmek suretiyle finansman
ve işletme desteği sağlamak, yurtiçi ve yurtdışı tasarrufları kalkınmaya dönük
yatırımlara yöneltmek, sermaye piyasasının gelişmesine katkıda bulunmak,
yurtiçi ve yurtdışı ve uluslararası ortak yatırımları finanse etmek ve her
türlü kalkınma ve yatırım bankacılığı işlevlerini yapmaktır denmektedir.
401 sayılı KHK marifeti ile gerçekleştirilen tadilatla
bir anlamda merkezi iktisat politikaları ile senkronize bir biçimde Kalkınma
Bankacılığı misyonu geriletilerek, banka piyasa sinyallerine duyarlı hale
getirilmeye çalışılmıştır. Daha sonra 54. Erbakan Hükümeti döneminde yaşanan
bir hadise, bu piyasa sinyalleri nin ne olduğunu hakkında bizlere kuvvetli
ipuçları vermektedir. 1996 yılında Erbakan, 54. Hükümet i kurunca, eski DESİYAB
yeni Türkiye Kalkınma Bankası nın ne durumda olduğunu anlamak için brifing
ister ve İHANETLER ortaya çıkar: TKB, yurtiçi ve yurtdışı finansman kurumları
ile işbirliği içinde on milyonlarca doları yabancı tahvillere yatırarak zarar
etmiştir. Hatta kaynak paketleri çerçevesinde TKB kaynaklarını da denetime
almak isterken, Başbakan Erbakan, TKB nin on milyonlarca dolarını sentetik
Brezilya bonolarında yüzde 3-4 faizle tuttuğunu da büyük bir üzüntü ile
öğrenmiştir. İHANETİN vahametini anlamak için, o sıralarda Türkiye deki
faizlerin yüzde 120 ler mertebesinde olduğunu hatırlatalım. Yani, yüzde 120 ler
ile borçlanacaksınız ve aldığınız paraları da yüzde 4 ler ile yabancı bonolara
yatıracaksınız! İHANETİN bu seviyesine ne denir !.
Erbakan ın iktidardan uzaklaştırılmasından yaklaşık 4 ay
sonra, Sermaye Onarım Projesi hazırlanarak bankanın sermaye yapısı dahi
değiştirilmiştir. DESİYAB, sanayi sektörlerine ve ülkenin kalkınma çabalarına
azımsanmayacak oranda destek vermiştir. Ancak; daha sonraları yapılan HAİNCE
düzenlemeler ve değişiklikler ile DESİYAB yani TKB amacından saptırılarak
tanınmaz hâle getirilmiş, İHANETLER silsilesi devam etmiştir.
SONUÇ: DESİYAB ile başlayan hamle sürdürülseydi ve bu
çerçevede ÇOK ORTAKLI ŞİRKETLER MODELİ daha da geliştirilseydi, bugün
KALKINMADA bir TÜRKİYE MUCİZESİNDEN söz etmek mümkün olabilirdi. Hem
yurtdışında çalışan işçilerimizin küçük birikimleri devlet garantisinde büyük
yatırımlara dönüşür, hem de sermaye diye ele güne IMF ye muhtaç olmaktan
kurtulurduk. O zaman başlayıp hâlen yaşanan birçok mağduriyetler de yaşanmamış
olurdu. Eğer DESİYAB gibi güvenilir bir kuruluş var olsaydı, bu yaşanan
mağduriyetler ortaya çıkmayacak, her şey devletin kontrolünde ve Anadolu nun
kalkınmasına yönelik cereyan edecekti. Türkiye de FAİZSİZ SANAYİLEŞME VE
KALKINMA yeniden ele alınacak ise; 30-40 yıllık bir tecrübe ile test edilmiş
çok ortaklı yatırım modeli vardır. Bu ORTAKLIK EKONOMİSİ yeniden ele alınmalı
ve Sömürü Sermayesi esaretinden kurtulmalıdır.