Erbakan markasını sömürenleri nasıl tanırız?

Abone Ol

Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamız, 27 Şubat 2011 tarihinde Hakk’a irtihal etti. Ancak ne hikmetse onun ardından Millî Görüşçü, Erbakancı olduğunu iddia eden milyonlarca mübarek türedi. Peki gerçekten herkes kafasına göre Millî Görüşçü veya Erbakancı olabilir mi? Buyurun bunu birebir Erbakan Hocamıza soralım… Onun ölçüleri ile ayrıştıralım sapla samanı…

1- Her kim ki ben Erbakancıyım diyorsa, derhal salonu terk etsin kardeşim… Erbakan ölümlüdür. Baki olan davadır. Baki olan yoldur. Baki olan Allah’tır.

Madde 1 - Erbakancıyım ifadesini kendine yakıştıran hiç kimse Erbakan Hoca’yı anlamamıştır. Sadece onun markasını kullanmaktadır. Gördüğünüz yerde yolunuzu değiştirin.

2- Allah’a kul olmayan, davasına er olamaz!

Madde 2 - Namazına niyazına, haram helal hassasiyetine, ilmine, ibadetine, cihadına, infağına hasılı eylemine, söylemine bakın… Maneviyatçı olmayan, maneviyatında en ufak problem olan bir zat Millî Görüşçü olamaz. Erbakan Hocamız ile uzaktan yakından alakası yoktur. Sahtekârdır. Çünkü Erbakan Hocamız bırakın sıradan bir Müslüman’ı aynı zamanda mücahit ve mutasavvıftır. Son nefesinde dahi teyemmüm ile ibadetlerini yapmaya devam etmiştir.

3- Erbakan hem âlim hem de akademisyendir.

Madde 3 - Okumayandan Millî Görüşçü olamaz. Merak etmeyenden, araştırmayandan Millî Görüşçü olamaz. Kendini geliştirme gayreti içerisinde olmayandan Millî Görüşçü olamaz. Cahil adamdan Millî Görüşçü olamaz, Erbakan Hocamızı anlayamaz da zaten… İlim tahsil etmeyenden Millî Görüşçü olamaz.

4- Herhangi bir Millî Görüşçü kuruluşta aktif görevi olmayandan Millî Görüşçü olamaz! Millî Görüşçünün emeklisi olmaz. Rahmetlisi olur.

Madde 4 - Erbakan Hocamız vefat ettiğinde 84 yaşındaydı ve Saadet Partisi genel başkanıydı… Oğuzhan ağabeyimiz vefat ettiğinde 86 yaşındaydı ve Yüksek İstişare Kurulu başkanıydı.

Recai ağabeyimiz vefat ettiğinde 94 yaşındaydı ve ESAM’ın başındaydı. Düzenli gidip geliyordu. Gerçek bir Millî Görüşçü kuruluşta görevi olmayandan Millî Görüşçü olamaz. Laf ebesi olur. Ciddiye almaya değmez.

5- Saadet Partili olmayandan Millî Görüşçü olamaz! Millî Görüş’ün tek partisi Saadet Partisi’dir. Saadet Partili olmadığı halde ben Millî Görüşçüyüm diyen palyaçoya benzer.

Madde 5 - Getireceksiniz anahtarları teslim edeceksiniz. Millî Görüş hareketi bir cihat hareketidir. Cihadın zirvesi ise Saadet Partisi’dir. Millî Görüş hareketinin 1969 yılından süregelen bir eğitim müfredatı vardır. Bir Millî Görüşçü kuruluşlar sistemi vardır. Bir hak ve batıl mücadelesi anlayışı vardır. Siyonizm’e karşı saf tutmaya yemini vardır. Faizsiz ekonomi hedefi vardır. İslam Birliği ve Adil Düzen hayalleri vardır. Diğerlerinde bunların hiçbiri yoktur. Bunlar olmadan Millî Görüş olamaz. Bunların olduğu yegâne adres Saadet Partisi’dir.

6- Erbakan’ın oğlu Erbakan değildir. Erbakan’ın damadı Erbakan değildir. Erbakan’ın yaramaz talebeleri Erbakan değildir. Temsil, asıl olana tercih edilemez!

Madde 6 - Erbakan Hoca’nın şahsından dolayı mana yüklenilen şahısları, Erbakan Hoca’nın bizzat kendi kurduğu düzene tercih etmek akıl kârı değildir. Mantık hatasıdır. Ahlak yoksunluğudur. İzan tutulmasıdır. Göz kararmasıdır. İdraksizliktir. Gaflettir. Hatta ihanettir.

7- Erbakan’ı entelektüel muhafazakâr bir aydın konumuna yerleştirip; cihatsız, Siyonizmsiz, toza toprağa bulaşmadan, ot gibi bir akademik Millî Görüşçülük olmaz.

Madde 7 - Bir de bir akademisyen güruhu var. Sorsan hepsi anadan doğma Millî Görüşçüler… Ama gerçeğe baktığınızda ne bir teşkilatta görevleri var… Ne Allah için beş kuruş aidat verirler… Saadet Partisi’nden nefret eder. Evlatlarına sahip çıkamadıkları için AGD güzellemesi yaparlar. Arada bir Cansuyu’na bağışta bulunurlar ya da bulunmazlar. Hükümete tapar. Halife gözüyle bakarlar. Ama sorsan bunlar çok kral Millî Görüşçüler… Hadi ordan! Hadi ordan!

Erbakan Hocamızın sosyalizm ile kapitalizmi bir tutarak tüm akademik kabulleri yerle yeksan ettiği, Millî Nizam Partisi kuruluş beyannamesini dahi zerre miskal okumayan, anlamayan; Batı’nın, Siyonizm’in zihinsel işgaline şeksiz şüphesiz teslim olmuş entel abiler sizi…

Hasılı

İçinizden şunu geçiyor olabilirsiniz. Yav tamam da Millî Görüş ölçütlerini konuşmak sana mı kaldı? Yaşın kaç, çapın kaç, kaç kalibrelik adamsın… Hakikaten ben de size hak veriyorum. Ben de bu yazıyı yazarken kendime aynı soruyu soruyorum. Bizim Erbakan Hocamızın dizi dibinde yıllarca bulunmuş, onun yolunda nice çilelere göğüs germiş, nice fedakârlıklar yapmış abilerimiz neden mahalleyi, ev sahipliğini bırakmış da… Gurbette kirada kalıyorlar… Neden çektiklerinin bedelini ahirette değil de dünyada tahsil etmek için, hem kendilerini hem yolu murdar ediyorlar… Hem dünyalarını hem ahiretlerini heder ediyorlar… Bu nasıl bir gaflettir… Ne diyordu şair… “Yazık oldu Süleyman efendiye…” Sonra dönüyorum kendime mahzun mahzun bir mısra daha mırıldanıyorum. “Eyvah eyvah Sakarya’m! Sana mı düştü bu yük? Bu dava hor, bu dava öksüz, bu dava büyük…” Farkındayım hadsizliğimin… Ama bir şekilde bunların konuşulması gerekiyor. Bu yüzden son mısra… “Ustada kalırsa bu öksüz yapı, onu sürdürmeyen çırak utansın.” Benim hadsizliğime gelene değin utanması gereken o kadar çok çırak var ki…

Uzun lafın kısası… Prof. Dr. Necmettin Erbakan hayattayken Millî Görüş davası ile ilgili çizdiği sınırlar bellidir. Bunlara aykırı davrandığı halde ben Millî Görüşçüyüm diyen herkes bir menfaat peşindedir. Markayı kullanmanın derdindedir. Vicdanlarını rahatlatmak için çabalıyorlardır. Ama olmaz… Yok öyle üç kuruşa beş köfte… Bugün ben Millî Görüşçüyüm diyen adam en yakında MİLKO şubesine gidip acele biat edecek. Tövbe istiğfar çekecek… Usule uyacak ki esasa kavuşabilsin… Haydi Allah’a emanet olunuz.