Hanım KADEM’de
Kız TÜGVA’da
Oğlan Yedi Hilal’de
Ben de Erbakan’ın yolundayım…
Bizim ailenin hâl-i pürmelali dostlar!..
Fethullah Hoca “FETÖ” olunca büyük bir boşluğa düştük.
Önceleri “Kimse yok mu?” dediklerinde ilk biz koşardık.
Hem de ailecek.
CANSUYU’nun varlığını unutmuştuk.
Samanyolu’na bakar, ailecek ağlaşırdık.
Mekke’nin Fethi programlarına, İstanbul’un Fethi programlarına da gitmeyeli o kadar çok oldu ki; ancak “Türkçe Olimpiyatları”ndaki anılarımızı hatırlayabiliyorum.
Zira çocukları AGD’den alalı epey olmuştu, hanımın da sosyal çevresi farklılaştı.
Hanımın çevresinde deri çantalar dahi önem kazanmıştı.
Kız, yeni arkadaşlar edindi.
Ben de akşamları WhatsApp gruplarında, Facebook’ta Erbakan Hoca’dan veciz sözler paylaşıyorum...
Erbakan Hoca’nın yolundayım demişken boşa konuşmuyorum, birlikte yol yürümüşlüğümüz var. Arşivi karıştırsam resimlerimizi de bulurum.
Erbakan Hoca’nın yolundan giderken bir ara yol sarpa sardı.
Engebeler çoğaldı; taşlık, kayalık oldu.
Baktım asfalt yola sapanlar var, ben de onlara takıldım. Ama Erbakan Hoca ile yol arkadaşlığı yapmışlığım vardır.
Biz büyük bir kalabalıkla asfalt yola sapsak da Erbakan Hoca ve yanındaki arkadaşları ısrarla bildikleri yoldan şaşmadılar.
Bizim asfalt yol, aslında çok konforluydu. Hızla yol alıyorduk, yolda bıraktıklarımızdan da epeyi uzaklaşmış, hatta onlardan haber de alamıyorduk.
Belli ki; doğru yolu bulmuştuk! Bir elimiz yağda, bir elimiz balda yuvarlanıp gidiyorduk…
“İflas eden bakkal, veresiye defterini karıştırırmış” derler ya, bizimki biraz da o misal oldu.
Sandığı görünce aklımıza yine Erbakan Hoca geldi.
Biz bütün bunları yaparken rahmetlik Memiş Balcı amca 103 yaşında evinin duvarlarına Saadet bayrakları asıyordu.
Hatta afişini astıkları cepheyi terk etse de o elinden bayrağını hiç düşürmeyenlerden olmuştu.
Memiş amcayla yolumuz hiç kesişmese de ben hâlâ ERBAKAN’IN YOLUNDA yürüyordum!..
ÖN SAFTAKİLERE VAAZ VERMEKTEN ÖTEYE GEÇİN!
Son yılların en büyük felaketi “ateizm” ya da “deizm”…
10-15 yıl önce sadece adını duyduğumuz bu “felaket” durum, artık kapılarımızı çalıyor.
Hepimiz gücümüz nispetinde vebal altındayız… Hepimiz gücümüz nispetinde dert edinmeli, sorumluluk almalı.
En büyük sorumluluk da hocalarımızda, sosyal medyada etkin olan imam efendilerde.
Hocam! Asli görevleriniz arasına sokakları, kaldırımları da ekleyin…
Kimi nerede yakalarsanız tebliğ görevinizi yapın. Ama kolaycılığa kaçmayın. Son yıllardaki tavrınız belli ki etkili olmuyor, hatta ters tepkiye sebep oluyor. Kendinizi de gözden geçirin.
Camide ön safta vakit namazlarını kılan cemaate namazın faziletlerini elbette anlatın ama sokakların daha fazla size ihtiyacı var.
Gençlere dokunun; söylemedikleriniz nedeniyle dinden bihaber yaşayan her bireyin üzerinizde, üzerimizde hakları vardır.
Söylediklerinizle cami cemaatini coşturmak nefsinizi okşuyor olabilir ama o söylediklerinizle dinden uzaklaştırabileceğiniz gençleri de düşünün.
Bin kişi, on bin kişi hatta yüz bin kişi yetmez; sizin hedefiniz milyonlar hatta milyarlar olmalı.