Erbakan Hoca, Türk siyasi hayatında 50 yıl, eğitim,
sanayileşme ve otomotiv sanayii konusunda da 60 yıldan fazla hizmet vermiş bir
şahsiyettir. O, üniversite hocalığından Odalar Birliği Başkanlığı na, oradan da
aktif siyasete geçerek dünya çapında hizmet ortaya koydu.
Onun iki şeyi hayatının meselesi haline getirdiğini
görüyoruz. Birincisi Anadolu insanının söz hakkının siyasette, sermayesinin de
sanayi ve ticarette ülkemize hizmet imkânı bulması İkincisi ise İslâm
ülkelerinin de Hıristiyanlar gibi kendi aralarında bir birlik oluşturması
Bunlar için de münferit çalışmalar değil, şuurlu siyasi parti çalışmaları
gerekiyordu. İslâm a bağlı olan bu milletin ahlâk ve maneviyatının hayatımıza
hâkim olması gerekiyordu.
Motor üzerine hem İTÜ ve hem de Alman üniversitelerinde
yaptığı çalışmalardan sonra Erbakan Hoca ülkemizin sanayileşmesini zaruri
gördü. Kuruluşuna öncülük ettiği 1956 Gümüş Motor un çeşitli yollardan
engellenmeye çalışılması, 1961 yılında Devrim Otomobili teşebbüsünün
ciddiyetsiz yürütülmesi, Erbakan Hoca yı 1969 yılında bağımsız bir siyasi parti
kurmaya yöneltti. 1969 yılında kurduğu Milli Nizam Partisi dinî söylemlerinden
ötürü Anaya-sa Mahkemesi tarafından kapatıldı. 13 kişilik kurucu kadronun hepsi
de samimi insanlardı.
12 Mart tan sonra ve 1973 seçimlerinden önce kurulan MSP,
Siyasal İslâm anlayışının bütün dünyada seslendirilmesine ve büyük yankı
uyandırmasına sebep oldu. Böylece, 19. ve 20. yüzyıllar boyunca İslâm dünyasını
etkileyen jakoben siyaset anlayışı, yerini halkın içinden çıkan insanların
aldığı, seçimle iş başına gelmeyi ve çeşitli siyasal güçlerle koalisyon kurmayı
benimseyen yeni bir siyaset anlayışına bıraktı. Bu çok önemli bir değişim ve
gelişimdi; İslâm dünyasının demokrasi ile gerçekten buluşmasına ve Batılı
sistemlerle mücadelesine yol açtı.
Tarih ve kültür mirasımıza Milli Görüş diyen Erbakan
Hoca nın kurduğu bütün partiler-de önce ahlak ve maneviyat sloganı bütün söylemlerin
önüne geçti. Siyaset yoluyla kalkınma ve sanayileşme mümkün görüldüğü için de
ülkenin bütün inanmış kadroları seferber edilerek yetişmiş insan gücünden
faydalanılmaya çalışıldı ve İslâm ülkeleriyle her fırsatta iş birliği imkânı
arandı. MSP ve RP Genel Başkanı olarak, CHP, AP ve DYP ile koalisyon kurup
hükümet olabildiği her fırsatta Kıbrıs Harekâtı ve D-8 İttifakı gibi büyük
atılımlar yapıldı; Türkiye hem kendi bölgesinde aktif hale getirildi, hem de
Batı karşısında ittifakların öncüsü oldu.
20. yüzyıl boyunca İslâm dünyasının demokrasiden uzak bir
siyasi hayatla yaşaması, bu türden gelişmelerin önlenmesiyle mümkün olmuştur.
Çünkü Batılı Emperyalistler ancak kral ve diktatör yöneticilerle kolay
anlaşabiliyor, büyük kitlelerin iradesine ancak böyle egemen oluyor. Sonra da
kendi ülkelerinde tam bir kâfir zihniyetiyle hareket ederek, Hak ve hakikat
arayıcılarının yolunu kesmek ve Müslümanlığı tanımasını önlemek için menfi
propaganda yapıyorlar. Böylece İslâm ı terörle ve baskıyla özdeşleştirerek akıl
almaz iftiralar atıyorlar.
Kötü idare yüzünden hem ham madde kaynaklarının, hem de
insan kaynaklarının idare-sini Hıristiyanlara kaptıran İslâm dünyasının pek çok
ferdi, ekmek parası için Avrupa ve Amerika kapılarına dayanmaktadır. Bunlarla
vatandaşlarımız ve Müslümanlar hakkında
fikir sahibi olan Batılılar, elbette fakir veya zengin köle gördükleri
insanlara saygı duymuyorlar.
Hocanın yerli düşmanları yanında yabancı düşmanları da
onu gerçek yüzüyle görüyor, yeni nesle çarpıtarak tanıtıyor ve onun başarılarıyla
hizmetlerini yanlış anlatıyor. Başbakanlık görevinden uzaklaştırmak için
elinden geleni yapan TSK gibi bütün dünya onun için iyi şahitlik yapıyor. Bu
bir hakkın teslimidir ve dünyanın tanıdığı gibi şahitlik yapması da önemlidir.
Öldüğü günlerde Times gazetesi Erbakan ın Türkiye de
İslamcı hareketin siyasi ba-şarısının en büyük mimarlarından biri olduğunu
yazdı. Economist dergisi ise, Erbakan ın cena-zesine çok sayıda kişinin
katıldığına dikkati çekerek, Arap dünyasının bir örnek olarak Tür-kiye ye
baktığı bugünlerde, Erbakan ın mirası yeni bir önem kazandı değerlendirmesi
yaptı.
Bu ülkede üç büyük neslin unutulmaz yeri olduğu malum.
Birincisi Selçuklu ve Osmanlı devletlerine destek veren Alperenler, ikincisi
Batının yeniçerileri olarak Osmanlı yı yıkan İttihatçılar, üçüncüsü de bu
milleti tekrar İslâm dünyasına öncü yapan Milli Görüş neslidir. İlim, fikir ve
sanat adamlarının yetiştirdiği bu nesil, siyasetçilerle hizmet imkânı
bulabildi.
Erbakan Hoca ya rahmet dilerken, içinde olduğumuz bu
neslin başarısına da dua edelim.