Erbakan Hoca’mızın Mücadelesi ve İdealleri-3

Abone Ol

Erbakan Hoca’mızın mücadelesinin ve ideallerinin, hedeflerinin temelinin ne olduğuna geçtiğimiz hafta giriş yapmış ve Erbakan Hoca’mızın tüm hayatını insanın dünyada bulunma hikmeti olan imtihan çerçevesinde “hak ile batıl mücadelesinde” yeryüzünde, “Hakkın hâkim olması” ve “batılın ise yeryüzünden kaldırılması” üzerine kurduğundan bahsettik.

Erbakan Hoca’mızın düşünce yapısında, ortaya koyduğu dünya görüşünde imtihan “hak ile batıl” arasında geçen mücadeledir. Hakkı üstün tutanlar ile batılı üstün tutanların kendilerine dayanak olan mücadele kaynakları vardır. Hakkı üstün tutanların mücadele kaynakları şunlardır: “1. İnsan olmaktan dolayı sahip olunan Temel İnsan Hakları (yaşama hakkı, aklın korunması ve düşünme hakkı, ırz/namus hakkı, mülkiyet hakkı, inanç hakkı), herkes için eşittir. 2. Emek karşılığı doğan haklar. 3. Karşılıklı rızaya dayalı anlaşmalardan doğan haklar. 4. Adalet gereği doğan haklar.”

Hakkı üstün tutanlar, dünya imtihanında hedefleri bu dayanakları hâkim kılmak için çalışmaktadırlar. Tarihi sürecinde de bu böyle olmuştur. Hakkı üstün tutanların en büyük temsilcileri olan peygamberler olmuştur. Hakkı üstün tutanlar, nebevi yolun yolcularıdır.

Erbakan Hoca’mızın tedrisinden geçen birinin/birilerinin vatandaşlarını, insanlarını asgari ücrete mahkûm edemez. Asgari ücret uygulaması temel insan haklarına aykırı bir uygulamadır. Erbakan Hoca’mızın tedrisinden geçen biri sandık başında insanların katledilmesine göz yumamaz. İnsanın yaşam hakkının ihlalidir. Erbakan Hoca’mızın tedrisinden geçen birisi Amerika’nın Irak işgalinde “konjonktür gereği” Amerika’ya ülkenin hava alanlarını, deniz limanlarını Amerikan ordusuna açıp 4900 küsur sorti yapmasına müsaade edemez. Erbakan Hoca’mızın tedrisinden geçen birisinin Avrupa Birliği uyum süreci diyerek milletimizin inanç değerlerine aykırı kanunları çıkaramaz ve bunları uygulayamazdı. Avrupa Birliği’nin fonladığı bir takım sivil toplum çalışmaları altında sunulan ifsat çalışmalarına izin vermezdi. Ve bunlar gibi binlerce örnek. Hakkı üstün tutanların mücadele kaynakları maddeleri çerçevesinde bütün olayları ele alabiliriz. Maddeleri ortaya koyarak yapılan işleri değerlendirdiğimizde tablonun ne olduğu net şekilde çıkar. Milli Görüş’ün önünün kesilmesi ile milletimizin ve ümmetin neleri kaybettiğini daha iyi anlarız.

Hakkı üstün tutanların mücadele kaynakları olduğu gibi batılı üstün tutanların da mücadele kaynakları vardır. Erbakan Hoca’mız batılın mücadele kaynaklarını da şöyle sınıflandırmıştır: “1. Kaba kuvvet, 2. Çoğunlukçuluk, 3. Menfaat ve 4. İmtiyaz (ayrıcalık)” Erbakan Hoca’mızın batılı üstün tutanların yanlış hak anlayışı sebebiyle zalim olduklarını konferanslarında anlatırdı. Amerika’nın başta coğrafyamız olmak üzere tüm dünyada (Vietnam’dan Hiroşima’ya, Afganistan’dan Somali’ye, Güney Amerika kıtasının balta girmemiş ormanlarından Irak’ın petrol kaynaklarına kadar) yaptığını, işgalci İsrail’in Filistin’de yaptıklarını bu yanlış hak anlayışı sebebiyle yaptıklarını, tüm insanlık tarihi boyunca da batılı üstün tutanların bu mücadele kaynakları sebebiyle nefislerine uyarak başta kendileri olmak üzere tüm insanlara zulmettiklerini vurgulardı. Dünyadaki faizci kapitalist sömürü sisteminin temelinde de bu yanlış inanç değerlerinin olduğunun altını çizerdi.

Şimdi kendi ile ailesinin ‘menfaati ve çıkarı’ için kendinde bir ‘imtiyaz’ hakkına sahip olduğunu düşünen ve eylemlerinde bunu koyan/koyanlar nasıl Erbakan’ın yolundan gitmiş olur. Elindeki siyasi, ticari, yargı, askeri gücü elinde tuttuğunu düşünerek mazlum insanlara hayatı dar edenler nasıl Erbakan’ın hedeflerini gerçekleştirdiklerini iddia edebilir? Kaba kuvvete sahip olduğu için dünyanın jandarması Amerika’ya “stratejik müttefik” diyenler nasıl Erbakan’ın çizdiği yoldan gittiğini iddia edebilir?

Erbakan Hoca’mız, Milli Görüş’ü tanımlarken Milli Görüş’ün kimyası olarak üç temel esastan bahseder: “1. Kaba kuvveti değil, hakkı üstün tutmak. 2. Nefse esareti değil, nefis terbiyesini esas almak. 3. Maneviyatçı olmak; menfaatçi ve materyalist olmayıp ahirete inanmak.” Erbakan Hoca’mız tüm derslerinde ahiret inancına “çift dikiş gidiyoruz” diyerek Müslüman’ın ve Milli Görüş’ün dünya görüşünü esas olarak ahiretin belirlediğinin altını çizerdi.

Şimdi akıl sahipleri olarak değerlendirelim, “Artık Milli Görüş gömleğini çıkardık” diyenler gerçekte ne demişlerdir? Türkiye olarak tüm dünyadaki sömürü sistemini yıkıp adalete dayalı Yeni Bir Dünya kurma fırsatımız varken bunu engelleyenleri tarih nereye koyacaktır? “Bundan sonra içinde Erbakan’ın bulunduğu hiçbir oluşumda yokum. Erbakan’ın gölgesi dahi olsa ben orada olmayacağım” diyenlerin Ayasofya üzerinden Erbakan edebiyatı yapmasını nereye koyup, değerlendirelim?

Milli Görüş’ün tek temsilcisi Saadet Partisi siyasi alanda birilerinin kınamasından korkmadan, “Hakkı üstün tutanların mücadele kaynaklarını” kendine kıstas belirleyerek çalışmaya devam etmektedir. Saadet Partisi, “kaba kuvveti” üstün tutup kibirlenen ‘organize kötülük hareketine’ karşı “hakkı üstün tutarak” Kur’an’da hakkın temsilcilerinin özelliğini kuşanarak milletimizin, ümmetin ve insanlığın iki dünya saadeti için Türkiye siyasetine format atmaktadır.

Meselelere de öyle bakılmaz…