Erbakan Hocamızı örnek alsaydınız!

Abone Ol

İİTO’nun hazırladığı Yabancılar için Mülk Edindirme Rehberi’nde yabancılara yatırım çağrısı yapılırken, Türkiye’deki işgücünün nitelikli ve ucuz olduğu acı biçimde itiraf edildi. Dünya emek ligindeki ahvalimizi gösteren utanç belgesi rapor, küresel sermayeye çalışanlarımızı peşkeş çekerek “Yatırım yapın, işçilerimizi sömürün” çağrısı yapıyor. İşçi maliyetlerinin Almanya’nın 9 kat altında olduğu kaydediliyor ve “İmalatta saatlik işçi maliyeti Türkiye’de 5.6 dolar iken, Almanya’da 47,2 dolar” deniliyor. Bu ucuz işgücü algısı, aklımıza Amerika’ya götürülüp köle olarak emekleri sömürülen, karın tokluğuna çalıştırılan milyonlarca zavallıyı ve kölelik düzenini getirdi. Ülkemizde de asgari ücretle çalışanlar da  modern köledir, emekleri sömürülmektedir, karınlarını doyuramamakta, sofralarına kuru ekmek koyamamaktadır. Türkiye’de açlık sınırı 2 bin 439 TL, yoksulluk sınırı ise 8 bin 437 TL.  Çalışma Bakanı’nın “Enflasyona ezdirmedik” dediği 2 bin 850 TL’lik asgari ücretle geçinen 7,5 milyon kişi açlık sınırının altında ve ucuz işgücü olarak bu sınırın altında çalıştırılmakta. Türkiye 27 Avrupa ülkesi içinde asgari ücret liginde ne hazindir ki 23’üncü sırada. Türkiye’de asgari ücret 2016’da 513 avroyken, 2020’de 383 avroya kadar düştü. 2021 asgari ücreti de sefalet ücretidir... Bu sefalet rakamıyla insanlar nasıl geçinecek, kirasını faturasını nasıl ödeyecek, çocuğuna hanımına nasıl harçlık verecek?  Asgari ücretle ilgili yazımızda “Erbakan hocamızı bari bir kez örnek alın ve asgari ücretlinin yüzünü güldürün” demiştik. Boşuna bir beklentiydi bizimkisi. Siz kim Erbakan’ı örnek almak kim? Erbakan hocamızı örnek alsaydınız,  Havuz projesini uygular, emekliye, asgari ücretliye, memura, çalışana yüzde 100’leri aşan zamlar yapardınız. Çiftçiye, hayvancıya, esnafa, yatırımcıya, KOBİ’lere destekler verirdiniz. Faizciye, rantiyeciye, dolar baronlarına, ülke kaynaklarını sömürenlere “dur” derdiniz. 175 milyar faiz ödemesi, 245 milyar açık her tarafı yamalı bütçe değil, denk bütçe yapardınız. Geçilmeyen köprü, otoyol, gidilmeyen hastane, uçulmayan havaalanı müteahhitlerine garanti ödemeyle milyarlarca lira akıtmaz; bu tufeylilelere sırtımızdan ödenen paralarla asgari ücretlinin üzerindeki vergi yükünü kaldırırdınız. “Evime ekmek götüremiyorum” diyen vatandaşa, “Tepkin abartılı, al keyif çayı iç” deyip üstüne çay paketi fırlatmazdınız. Stratejik kamu kurumlarımız üç otuz paraya peşkeş çekmez; yeni yatırımlar yapar; ülkede işsiz bırakmazdınız. İşadamlarının kredi batıklarını tek çizikle silmezdiniz. Borç alıp borcun faizini  ödemek için bile borç alma garabetini uygulamazdınız. Merkez Bankası’nın rezervlerini eritip eksiye düşürmezdiniz. Millet iş-aş bulamazken arpalıklara torpille, kayırmacılıkla liyakatsizleri atayıp üç-beş maaş verme kayırmacılığını ve torpilini yapmazdınız. Çiftçileri faiz yüküyle ezen, Ali kıran baş kesen Tarım Kredi Kooperatiflerinin gariplere haciz kıskaçları uygulamazdınız. Asgari ücretliye, memura her dönemde yapılacak yüzde 100’lük zamlarla emeğin değerini yükseltir; ülkemiz çalışanlarını ucuz iş gücü olarak yabancı yatırımcıya  peşkeş çekmezdiniz. Hocamızın hakkaniyetli politik duruşunu, İslam ümmetini diriltmek için siyasetini örnek alsaydınız: “Gönül istiyor ki İsrail’le ilişkilerimiz iyi noktalara gelsin” ifadeleriyle Filistinli kardeşlerimizin yüreğini inciten cümleler kurmaz; terörist Siyonistlerle normalleşmeye kalkışan kukla İslam ülkelerine Türkiye’nin duruşunu gösterirdiniz. Türkiye’ye ayar veren Siyonist kuklası ABD’ye, “Bana ne Amerika’dan” derdiniz, İncirlik’teki üssü bir saniyede kapatırdınız. “Geleceğimizi Avrupa’yla kurmayı tasavvur ediyoruz” demez;  D-8 idealini hayata geçirir, İslam birliğinin kurulması ve ümmeti diriltmek için çabalardınız. Nerede sizde o duruş? Siz ancak çalışanlarımızı dünya emek liginde komedi gibi zamlar yaptığınız sefalet asgari ücretiyle yabancı yatırımcıya sömürülecek ucuz işgücü olarak peşkeş çekersiniz!