Erbakan Hoca’mız ve Kurban Bayramı

Abone Ol

Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

Müslümanlar olarak 2024 yılı Kurban Bayramı’na buruk ve hüzünlü bir şekilde giriyoruz. Bütün dünyanın gözü önünde ABD ve Batı destekli Siyonist İsrail’in Gazze’de yürüttüğü insanlık dışı soykırımın kahrı ve hüznü, bu Kurban Bayramı’nı sevinçle geçirmeye engeldir. Müslümanlar cihat şuurundan uzak olduğu için, bu zulmü engelleyecek hidayet, feraset ve dirayetten yoksundurlar. İslam’ın temel esaslarına ters düşerek, zalimleri sırdaş ve stratejik müttefik edindiklerinden, mazlum Filistin halkını, İsrail soykırımından kurtarmak için kıyam etmeyi akıllarından bile geçiremiyorlar. İşte böyle bir dönemde Kurban Bayramı’nı idrak ediyoruz. Müslümanlara Allah tarafından ikram edilmiş iki bayramdan birisi olan Kurban Bayramı’ndan çıkaracağımız dersler vardır. Bu dersleri Erbakan Hoca’mızdan dinleyelim. Millî Görüş lideri merhum Erbakan Hoca’mız, 2009 yılında Saadet Partisi Ankara İl Teşkilatı’nın bayramlaşma programında yaptığı konuşmada Kurban Bayramı’nın önemi hakkında özetle şunları söylemiştir: “Kurban Bayramı’nda Müslümanlar için 5 ders vardır. Bunlar: 1. Ümmet olma şuuru, 2. Cihat şuuru, 3. Fakirleri gözetme şuuru, 4. Hakkı üstün tutma şuuru, 5. Ve teslimiyet şuuru dersleridir. Bu dersleri alıp ne yapacağız? Cebimize mi koyacağız! Hayır. Gereklerini yerine getireceğiz. İnsanlığın kurtuluşu ancak ve ancak Saadet Partisi ile mümkündür. Bunun için de Müslümanlar olarak 3 görevimiz bulunmaktadır. Önce şuurlanacağız. Bunun yolu İslam dinini doğru bir şekilde öğrenmektir. İslam dini, sadece abdest ve namazdan ibaret değildir. Elbette namaz ve abdest olmadan iman olmaz, ancak İslam’ı bunlardan ibaret görmek büyük bir yanlışlık olur. İslam dini her şeyi tanzim etmiştir. Bundan dolayı İslamsız saadet olmaz. Cihat şuuruna sahip olup gereğini yapmadan kurtuluşa eremeyiz. Şuurlanma, Çelikleşme ve Üretim görevlerimize önem vermeliyiz. İnsanlığın saadeti, ancak Saadet Partisi'nin iktidarı ile mümkündür. O zaman ne yapacağız? Önce şuurlanacağız, çelikleşeceğiz ve üretim yapacağız. Bunları yapmadan başarılı olmamız mümkün değildir. Saadet Partisi, vücudun sağlam hücreleridir. Bu sağlam hücreler ne kadar çok çalışırsa vücut o kadar sağlıklı olur. Eğer Saadet Partisi olmasaydı, yani sizler, Türkiye çoktan İsrail'e vilayet yapılmıştı. Allah’ın izniyle buna hiçbir zaman müsaade etmeyeceğiz.” Erbakan Hoca’mız, hayatı boyunca insanlığa ve Müslümanlara İslamsız saadet olamayacağı gerçeğini anlatmanın mücadelesini vermiştir. Dünya hayatının bir imtihan olduğunu ve bu imtihanın bir hak-batıl mücadelesi şeklinde tanzim edildiğini anlatmıştır. Dünya hayatının iman ve cihat olduğunu telkin etmiş ve ömrü boyunca yukarıda zikredilen beş dersin, şuurlu İslam’ın örneği olmuştur. Allah rahmet eylesin.

ÜMMET OLMA ŞUURU

Ümmet; bir imamın, liderin başkanlığı altında sağlam bir topluluk oluşturup düzenli bir şekilde faaliyette bulunan ve diğer insanlara önderlik yapabilen bir topluluktur. Hayra çağıran, marufu; Adil Düzeni emreden, münkeri; faizci kapitalizmi, materyalizmi önlemeye çalışan, Allah’a iman edip güvenen ıslah ümmeti, insanlığın saadeti için mücadele eden hayırlı bir ümmettir. Bu ümmet tek bir ümmettir ve ittifak halinde olurlar. Ümmet olmak; İslam disiplinine bağlı kalarak “itaat ve biat” esasıyla bir lider etrafında kenetlenmek ve insanlığa karşı sorumlulukları kuşanmaktır. İnanalar kardeştir esası, ümmet olmanın ruhudur. Bu da kendiliğinden olmaz. Ümmet olmak; hak-batıl mücadelesinde Adil Düzenden ve İslam Birliğinden yana saf bağlamaktır.

CİHAT ŞUURU

İslam’ın bir esası olarak cihat; “Hakkın hâkim yani Allah'ın sözünün en üstün olması, batılın zail kılınması ve tüm insanlığın huzur ve hürriyete kavuşması, barış içersinde yaşaması için bütün gücümüzle ve hiçbir dünyevi karşılık gözetmeksizin çalışmaktır. Aziz milletimize, İslam ümmetine ve tüm insanlık alemine karşı sorumluluklarımızı kuşanmaktır. Cihat; fert, cemaat, toplum ve kurumsal olarak iyiliklerin yaşanır hale gelmesi, kötülüklerin kaldırılması için, bütün gücümüzle, hep beraber ve teşkilatlı bir şekilde çalışma mecburiyetini üzerimize yükleyen farzdır.

FAKİRLERİ GÖZETME ŞUURU

Mülk Allah’ındır, insanlar mülkün emanetçileridir. Allah’ın verdiği nimetlerden infakta bulunmak müminlerin temel özelliklerindendir. “Komşusu açken tok yatan bizden değildir” esası fakirleri gözetmeyi gerektirir. Bunun için İslam, infak görevini sürekli olarak hatırlatmakta ve emretmektedir. Rabbimiz Allah, kuluna, tasarrufu altındaki malda muhtaçların hakkının bulunduğunu bildirmiş ve bu hakkın ödenmesini emretmiştir.

HAKKI ÜSTÜN TUTMA ŞUURU

Hak: Her zaman ve her şart altında isabetli olan ve değişmeyen gerçektir. Millî Görüş: Temeli sevgi ve şefkat olan, milletimizin inancını, kimliğini, tarihini, ruh kökünü, kültürünü temsil eden, düşüncenin adıdır. Üstün tutulması gereken hak, İslam’dır. Hak üstün tutulmadığı zaman iman da olmaz, nizam da olmaz. İslam; insanların dünya ve ahiret saadetine ulaşmaları için Allah tarafından gönderilen düzenin adıdır. İnsanlık ne zaman bu asıl yolda yürümüşse saadet bulmuştur. Günümüzde bu asıl ve sağlam yolu Millî Görüş temsil etmektedir. İslam; Allah’ın rızasıdır.

TESLİMİYET ŞUURU

Bütün peygamberlerin tebliğ ve telkin ettiği İslam’ın hakikati, “Hakk’a ve O’ndan gelene tam bir teslimiyet”ten ibarettir. Bu teslimiyet, körü körüne bir teslimiyet değil, hidayet, feraset ve dirayet ile şuurlu bir şekilde Allah ve Resulünün emirlerine tam bir teslimiyettir. Allah’a ve Resulüne teslimiyet, Kur’an ve sünnete teslimiyettir. Müslümanlık, teslim olmaktır. Teslimiyetin ölçüsü ise “işittik ve itaat ettik” esasıdır. Bu Kurban Bayramı’nın ümmet olma, cihat, fakirleri gözetme, Hakkı üstün tutma, İslam’a teslimiyet şuurunun gelişmesi ve “Yaşanabilir Bir Türkiye, Yeniden Büyük Türkiye, Yeni Bir Dünya”nın kuruluşunun zemini olmasını Allah’tan niyaz ederiz. Bayramımız mübarek olsun. Selam hidayete tabi olanlara…