Erbakan Hoca ve Uğur Dündar

Abone Ol

Uzun yıllar önceydi…

1991 seçimleri önsesindeydi…

Milli Görüş Lideri Refah-Yol Hükümeti Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan, Uğur Dündar'ın TRT’de hazırlayıp sunduğu "İşte Hayatınız" isimli programa katıldı.

O program hafızalarda, özellikle Milli Görüş geleneğindeki siyasetçilerin hafızasında önemli bir yer edindi.

Özellikle Erbakan Hoca o programı çok sevdi.

Erbakan Hoca, hem TV ekranlarında hem de yakın çevresine ömrünün sonuna kadar bu programdan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. 

***

19 yıl sonra, 2010 yılında, yeniden Uğur Dündar'ın programına katıldığında dahi 1991’de yayımlanan “İşte Hayatınız” programından şu şekilde bahsetti, Erbakan Hoca;

“Sizinle yıllarca önce tekrar bir röportaj yapmıştık. İşte Hayatınız... Bu Türkiye sathında çok yaygın ve meşhur bir röportajdır. Bu röportajı yaptık, arkadan başbakan olduk…”

Milli Görüş Lideri, Uğur Dündar'ın, “Tekrar başbakan olma iddianız mı var?” sorusuna ise şöyle cevap vermişti:

“İddia değil, zarureti görüyoruz. Bu zaruretten dolayı, başbakanlığın yolu buradan geçtiği için buraya geldik. İnşallah bu röportaj da yeni başbakanlığın kapısını açacaktır latifesiyle söze başlamak istiyorum…”

***

TV’de, Binali Yıldırım, Ekrem İmamoğlu tartışma programının moderatörlüğü Uğur Dündar’a teklif edildi.

Üstelik teklif AK Parti’nin adayı Binali Yıldırım tarafından yapıldı. 

Dündar’ın muhalif kişiliğinin bilinmesine rağmen…

Uğur Dündar, teklifi önce kabul etti, sonrasında vazgeçti.

Benim aklımda beliren 3 soru ise şunlar;

1) Uğur Dündar bu programı sunmaktan son anda neden vazgeçti?

2) Bu programı kim sunacak?

3) Bakalım, bu programa Saadet Partisi adayı Necdet Gökçınar da davet edilecek mi?

Soruların cevabı çok değil, bugün yarın belli olur…

 FARUK ÖZÜDOĞRU’NUN MERAK ETTİĞİ ANEKDOT!

Faruk Özüdoğru…

İzmirli işadamı…

Faruk Bey, başından bu yana Milli Gazete’yi takip eden işadamlarından…

Daha önce de yazmıştım; esasen “takip eden” argümanı zayıf kalır; Milli Gazete’yi satır satır okumakla kalmayıp bir de “arşiv”leyen isimlerden…

Faruk Özüdoğru geçenlerde maaile İstanbul’daydı…

Milli Gazete’yi de ziyaret etti.

Milli Gazete Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Kurdaş’ın odasında sohbet ederken, cebinden bir Milli Gazete küpürü çıkardı, altını çizdiği o satırları gösterdi ve sordu; “Epey bir süredir sormak istiyordum. Şimdi tam sırası. Ne anlama geliyor bu cümle!”

Faruk Bey’in, “Ne anlama geliyor?” dediği cümle, bu köşede yayımlanan bir yazımdan…

30 Ocak 2019 tarihli Milli Gazete'de, "İşte cepsiz ceketli iki kahraman!" başlıklı yazımın küpürünü göstererek, "Kibiroğlu’nun ‘Millî Gazete aboneliği ve faks’ üzerinden anlattığı fıkra hâlâ dillerde…" cümlesine dikkat çekti, Faruk Bey. “Nedir bu fıkra?” sorusuyla birlikte...

Faruk Bey’in merak ettiği, merhum Kibiroğlu'nun zaman zaman anlattığı, güldüren ama güldürürken aynı zamanda düşündüren cümleleri şöyleydi;

"Ben iki hususu anlayamıyorum; birincisi buradan makineye bir kâğıdı koyuyorsunuz, dünyanın öteki ucundan aynı yazılar makineden çıkıyor. Bu fax sistemini bir türlü anlamış değilim.

Anlayamadığım bir şey daha var; ben Milli Görüşçüyüm diyen bir kişi nasıl olur da Milli Gazete’ye abone olmaz! Bunu da bir türlü anlayamıyorum…"

***

Peki, o yazıda neler yazdım merhum Lütfi Kibiroğlu hakkında;

“Siyasi yönünün yanı sıra sanatçı ve nüktedan bir kişiliğe sahip olan Lütfi Kibiroğlu, yoğun çalışmalarına rağmen şiir yazmayı bırakmadı. Kibiroğlu’nun kendi sesinden yayınlanmış bir şiir kaseti ve bir şiir klibi de bulunuyor. Kibiroğlu’nun ‘Millî Gazete aboneliği ve faks’ üzerinden anlattığı fıkra hâlâ dillerde… Milli Görüş davasından milim taviz vermedi…”

BU VASIFLAR SANA NE KADAR DA YAKIŞIYORDU BE AĞABEY!

Kadriye Kibiroğlu…

Merhum Lütfi Kibiroğlu’nun eşi…

Milli Selamet Partisi (MSP) mahalle teşkilatlanmasından başlayıp, efsane Eminönü Belediye Başkanlığı’na uzanan yolda Lütfi ağabeyin dert ortağı oldu, sıkıntılara beraberce göğüs gerdi.

“Bir olmak bize iyi gelecek” sloganı ile her ay Milli Gazete ile birlikte okuyucuya sunulan Maaile dergisinden Elif Tinbek, Kadriye Hanımefendi ile röportaj yaptı.

Peki, o röportajda Kadriye Kibiroğlu merhum eşi Lütfi Kibiroğlu hakkında neler anlattı? Kulak verelim mi;

“Çocuklarımızın arkadaşları Lütfi Bey’in partiden aylık olarak ne kadar ücret aldığını sormuştu. ‘Ne aylık alması biz bu kutlu dava için bir de aylık veriyoruz’ diye cevap vermişti ve arkadaşları çok şaşırmıştı. Milli Görüşçü olmayan bir insana bu adanmışlığı anlatmak biraz zor oluyor. Lütfi Bey, son nefesine kadar ‘cihat’ diye diye bize en büyük öğüdü vermiştir.”

“O sırada altı aylık olan torunu Lütfi Kerem etrafa gülücükler saçıyordu. Dedesi onu görmüş, kulağına ezanını okumuş fakat doyasıya kucağına alamamıştı. Ama Lütfi Kerem’e hayatı boyunca yetecek büyük bir dava adamlığı bırakmıştı.”

“Karnım aç bile demezdi. Yemek seçmezdi. Dolaptan yemeğini bile alıp yediği olurdu. Beni yormazdı. Ama kahve yapıp götürsem, ‘Senin heykelini dikeceğim’ derdi. Çok güler yüzlü, esprili bir eşti. Oldukça nazikti. ‘Eline sağlık, teşekkür ederim’ gibi cümleleri çok kullanırdı. 42 sene böylece geçip, gitti…”

***

Nezaket, letafet, nüktedanlık, espiritüellik, şairlik, edep ve adap o yöneticilik vasfının yanında ne kadar da yakışıyordu be ağabey!

Bu vesile ile Milli Görüş’ün efsane belediye başkanlarından Lütfi Kibiroğlu’na bir kez daha rahmet diliyorum…