Erbakan Hoca Bakanlar Kurulunu nasıl açtı?

Abone Ol

Yarın, 29 Ekim 2013…

Cumhuriyet Bayramı’nın yıldönümü…

29 Ekim gününün anlamlı bir başka yanı daha var;

Milli Görüş lideri, Refahyol iktidarının Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın doğum günü…

Erbakan hocamız 29 Ekim 1926 günü dünyaya geldi.

***

Bu vesileyle Refahyol iktidarının Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan’la ilgili bugüne kadar bilinmeyen bir anekdotu sütunlarımda aktarmak istiyorum…

Biliyorum, sizin de ilginizi çekecek.

Kısa zamanda efsane hizmetlere imza atan Refahyol Hükümeti’nin ilk günleri…

İlk Bakanlar Kurulu…

Erbakan Hoca’nın sağında Başbakan Yardımcısı, DYP Genel Başkanı Prof. Dr. Tansu Çiller, sol yanında Devlet Bakanı Fehim Adak…

Başbakan Erbakan, basın mensupları salondan ayrıldıktan sonra şu duayı yapıyor;

“Euzübillahimineşşeytânirracîm, Bismillâhirrahmânirrahîm.

Elhamdülillâhi Rabbil Âlemîn, Vesselâtü Vesselâmü Alâ Seyyidinâ Muhammedin ve Alâ Âlihî ve Sahbihî Ecmaîn...

Cenabı-ı Hakka bugünleri bizlere gösterdiği için şükürler olsun.

Bakanlar Kurulumuz yüce milletimize hayırlı olsun…”

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Tansu Çiller bembeyaz kesiliyor…

Daha sonraları, “28 Şubat kararları uy-gu-la-na-cak-tır” kararlı vurgusunu yapan, bir ara da Demirel marifetiyle Başbakan olmayı hayal eden, şimdilerde nedense hesap vermeyen, Çiller’in A Takımı’ndan Sanayi ve Ticaret Bakanı Yalım Erez kıpkırmızı oluyor.

Milli Savunma Bakanı, DYP’li Turhan Tayan hop oturup hop kalkıyor…

Ama Başbakan Erbakan, o her zamanki sakinliğiyle ilk Bakanlar Kurulu’nu bu dua ile açıyor.

Bu anekdotu bana aktaran kaynağım, “Bu sahneyi, o toplantıda bulunan merhum Bakanlardan Necati Çelik’e de sağlığında doğrulattım.” dedi.

İktidarda kaldığı kısa dönemde, unutulmaz hamlelere imza atan Refahyol’un bu başarısında nasıl bir başlangıcın yattığını hâlâ anlamayanlar var mıdır

Vardır, vardır!..

Mustafa Sarıgül “Boş”ta kalabilir!..

Hürriyet’ten Ayşe Arman’a mülakat veren Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, kendisini son derece kalın hatlarla bağlayan ifadelerde bulundu. Önce bir okuyalım, Sarıgül neler demiş;

ARMAN: Hakkınızda en çok konuşulan şeylerden biri de, Fethullah Gülen hareketiyle bir ilginiz olduğu… Doğru mu

SARIGÜL: Ben, bölgemdeki cemaatlerin yurtlarına, okullarına, elimden gelen desteği veriyorum. Çünkü Türkiye’de bir cemaat gerçeği var. Evet, o cemaat okullarındaki gençlerinin iftar yemeğine ya da sahurlarına yardımcı oluyorum ama Ermeni ve Musevi yurttaşlarımızın okullarına da oluyorum. Camilerimize, cem evlerimize destek verirken, kilise ve sinagoglara da destek veriyorum. Hiçbirini ayırmıyorum.

ARMAN: Fethullah Gülen’le görüşür müsünüz Siyasi alışverişiniz olur mu

SARIGÜL: Yok, öyle bir şeyimiz olmadı.

ARMAN: Hiç mi tanışmadınız

SARIGÜL: 25 sene önce, bir dostumuzun evindeki bir iftar yemeğinde bir araya geldik. Ondan sonra bir daha hiç görüşmedik. Ama görüşürüm. Ben medeni bir insanım, düşüncesini beğeneyim, beğenmeyeyim, herkesle görüşürüm.

ARMAN: Hakkınızda bunca şey söyleniyor olması; yok cemaat ilişkisi, yok yolsuzluk dosyası sinirinizi bozmuyor mu

SARIGÜL: Hayır. Siyasetçi olmak böyle bir şey. Siyasilerin, her şeyinin açık ve net olması lazım. Yurttaşlarımızın da bilgilenme hakkı var, buna saygı duyuyorum. Tabii ki sen de gazeteci olarak bunları soracaksın.

ARMAN: Bir başka söylenti de Başbakan’ın elinde, hakkınızda acayip kasetler olduğu. O yüzden Şişli Belediye Başkanlığı’nı terk edemezmişsiniz, öyle söyleniyor…

SARIGÜL: Hayır. Önümüzdeki dönem, kesinlikle Şişli Belediye Başkanı olmayacağım. Şişli’deki yurttaşlarıma bugüne kadar bana verdikleri destek için çok teşekkür ediyorum ama artık Şişli’de ben yokum…

***

Sarıgül, kesin ifadelerle, gelecek dönem Şişli Belediye Başkanı olmayacağını açıkladı.

Acaba diyorum;

Mustafa Sarıgül, 2014 mahalli seçimlerinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adaylığını ıskalarsa ya da aday olur da seçilemezse bu kez Şişli’den de olur mu

Evdeki, eldeki bulguru da kaybeder mi

Yoksa yaptırdığı son anketlerde Şişli sakinleri “yeter artık Başkan!” mı dediler

Sizce, hangisi

Gezi eylemcisi memurlar hakkında 7 bin ihbar!

Gezi Parkı eylemlerine devlet memurlarının da, özellikle öğretmenlerin yoğun destek verdiği biliniyor.

Kimi öğretmenler twitter ve facebook’ta suç unsuru olarak nitelenebilecek paylaşımlarda bulunurken bazı öğretmen ve idarecilerin de öğrencileri Gezi Parkı eylemlerine teşvik ettiği, eylemlere katılmayan öğrencilere kırık not verdiği, dışladığı, horladığı hep konuşuldu.

Peki devlet mekanizmasının bu noktada yapması gereken ne

Suç işleyenleri tespit edip yargıya havale etmek…

Devletin savcısı, hakimi, polisi, istihbaratı… var.

Tüm güç devleti yönetenlerde.

Dolayısıyla suçluyu bulup mahkemeye intikal ettirmek de bu mekanizmanın işi.

***

Bu vesileyle bana ulaşan bazı ayrıntıları da paylaşmak istiyorum;

Gezi Parkı eylemleri Türkiye’nin birçok farklı noktasında gerçekleştirildi.

İstanbul’da da farklı okullarda Gezi Parkı soruşturmaları sürüyor.

İstanbul’da birçok öğretmen Gezi Parkı gösterilerini teşvik etmekten soruşturmaya uğrarken bazı öğretmenlerin Gezi Parkı olayları sırasında sosyal medyadan suç oluşturabilecek mesajlar yazdığı ve paylaştığı ifade ediliyor.

Bu kapsamda sadece İstanbul’da 7 bin dolayında dosya bulunduğu bana ulaşan bilgiler arasında.

Bu işlemlerin hızla tamamlanması ve sonuçlarının da gerekli makamlara iletilmesi şart.

***

Bir şey daha…

Bu ülkede Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK),var…

Sahi, bu kurum ne işe yarıyor

Kurum, ilgili mevzuatla kendisine verilen görevler kapsamında internetin güvenli, bilinçli ve etkin kullanımına yönelik çalışmalar yürütüyor…

İyi, güzel…

Peki, başka görevi yok mu

Örneğin bir devlet memuru ya da bir başkası, sosyal paylaşım sitelerinde bir suç işliyorsa, devletin mahkemesi bu kurumdan bu kayıtları isteyebilir mi, isteyemez mi

Bunun fişlemeyle bir alakası var mı

İyi de o zaman neden bu mekanizma işletilmiyor

NOT: Bugün 28 Ekim 2013 Pazartesi… İktidar ve TBMM’de grubu bulunan partiler, 2012 yılında yeni ve sivil anayasa vaadini yerine getiremedi. Sınıfta kaldı. Umutlar bu yıla sarktı. Cemil Çiçek, liderlerle görüşerek yeni bir süreç başlattı. Son hazırlanan Demokratikleşme Paketi sanki yeni ve sivil Anayasa çalışmalarını sekteye uğrattı, yavaşlattı. Du bakali n’olacak Her şeye rağmen yine de takipteyiz…