Geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen Pakistan Tanıtım Günleri ile kamuoyunun dikkatini çeken Büyükelçi Shaukat ile Keşmir‘den, Türkiye Pakistan ilişkilerine kadar birçok konuyu görüştük.
Röportaj-Mustafa Yılmaz
Fotoğraf-Ramazan Kaya
TÜRKİYE İLK GÖREV YERİMDİ
İlk görev yerim Türkiye idi. 1982 yılında gelmiştim. O zamanki Türkiye ile şimdi gördüğüm Türkiye arasında inanılmaz bir fark var. O zaman sadece tek bir kanal vardı. Şimdi televizyonların sayısını bilmiyorum. O zaman yurtdışında faaliyet gösteren Türk şirketleri veya alış veriş merkezleri yoktu. Türkiye‘deki görev sürem dolunca başka ülkeye gittim ve 25 yıl kadar bir daha Türkiye‘ye gelme fırsatı bulamadım. Şimdi Türkiye‘ye büyükelçi olarak görevlendirilmek benim için gerçekten büyük bir şeref.
BİZ İKİ ÜLKE AMA TEK MİLLETİZ
Biz her zaman için şunu söylüyoruz. Türkiye ve Pakistan iki ülke, ancak tek bir milletiz. Türkiye Avrupa‘ya çok yakın ve hızla yükselen bir ülke. Pakistan 180 milyon nüfusuyla güney Asya‘da çok büyük bir ülke. Tabi bu iki ülkenin en önemli ortak özelliği ise her ikisinin de İslam dünyasına mensup olması ve bu dünyaya mensup en önemli iki ülke olmasıdır. Bu iki büyük ülke bölgelerinde ve İslam coğrafyasında, hatta bütün dünya için istikrar vesilesi olabilirler. Bu açıdan bakıldığında her iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin çok güçlü olması lazım. Çünkü gerçekten iki ülkenin halkları arasında çok ama çok büyük bir sevgi ve kardeşlik bağı oluşmuş, ancak bu kadar mükemmel bir ekonomik ve ticari işbirliği henüz sağlanabilmiş değildir.
TÜRKİYE EKONOMİDE ÖNCÜLÜK YAPABİLİR
Türkiye ekonomisindeki büyümenin en önemli faktörü hiç şüphesiz ki özel sektördür. Türkiye‘de gördüğümüz kadarıyla özel sektör inanılmaz derecede gelişmiş ve çok organize bir durumda. Pakistan da ise özel sektördeki ve bunun paralelindeki devletteki gelişme ve büyüme çok daha yavaş yavaş gerçekleşiyor. Henüz özel sektörümüz kendini kurtarabilmiş ve kendi içerisinde hiçbir devlet müdahalesi olmadan organize olabilmiş durumda değil. O nedenle Türk ve Pakistan özel sektörlerini bir araya getirerek Pakistan özel sektörünün Türk özel sektöründen olumlu etkileşmesini sağlamak istiyoruz.
GÜMRÜK BİRLİĞİ İLİŞKİLERİMİZİ ENGELLİYOR
Burada büyükelçilik olarak tıkandığımız bir nokta var. Biz Türkiye ile Serbest Ticaret Anlaşması yapamıyoruz, imzalayamıyoruz. Bunun sebebi ise; Türkiye Avrupa Gümrük Birliği‘ne üye, Pakistan ise üye olmadığı için Türkiye ile Serbest Ticaret Anlaşması yapamıyor. Ancak önümüzdeki iki ay içerisinde Türkiye ile Tercihli Ticaret Anlaşması gerçekleştirmek istiyoruz. Bu yolla Türkiye ile Pakistan arasındaki ticaret hacmini artırmayı ve işbirliğini geliştirmeyi hedefliyoruz. İşte bu yolla özel sektör alanında da büyük işbirlikleri gerçekleştireceğimize inanıyorum.
ÇOK FAZLA ZAMAN KAYBETTİK
Enerji, inşaat, madencilik, ulaştırma, bankacılık, telekomünikasyon, hizmet sektörü, tarım ve hayvancılık gibi bütün alanlardaki özel sektörü buluşturmak, bir araya getirmek istiyoruz. Karşılıklı ticari fuar organizasyonlarının yapılması ve karşılıklı olarak heyetlerin kurumları aracılığıyla bir araya getirilmesi gerekiyor ve biz şimdiden bu daveti yapıyoruz. Benim şahsen en büyük kişisel hedefim; beş yılda yapılabilecek işlerin tamamını bir yıl içerisinde gerçekleştirmektir, bir yıla sığdırmaktır. Bütün bunları çok hızlı olarak, ışık hızında gerçekleştirmek istiyoruz. İki ülke arasında kaybedilmiş zaman çok fazla. O nedenle yapılacak işlerimizin fazlalığı da göz önüne alınırsa, bütün işleri çok hızlı halletmemiz gerekiyor. Yoksa kaybedilmiş zamanların telafisi asla mümkün olmayacaktır.
PARA TAKASI ANLAŞMASI YAPTIK
Buradaki en önemli nokta ise tabii ki para takas anlaşmasını imzaladık. Bu şu demektir; Türkiye ile Pakistan arasındaki iş yapanlar ister Türk Lirası ile isterlerse Pakistan Rupisi üzerinden yapabilirler ticaretlerini. Dolara veya başka herhangi bir kura bağlı kalmadan. İsterlerse dolarla da yapabilirler. Ayrıca birbirimizin yatırımlarını korumaya yönelik anlaşmalar yapmamız gerekiyor.
KEŞMİR BİZİM KIRMIZI ÇİZGİMİZ
Keşmir sorunu, bizim için hiçbir zaman unutulan veya unutulacak bir şey değildir. Siyasi olarak adil, kanuni olarak düzenli ve dış dünya açısından da politik olarak yapılabilir olmalı bizim için. Bu çok önemlidir. Biz elbette ki sürekli olarak dünya gündeminde tutuyoruz. Terörle mücadele adı altında tabii çok farklı şeyler yapılıyor, pek çok sıkıntılar yaşanıyor. Bu yalnızca Keşmir‘le ilgili değil, Kıbrıs‘la ilgili olabilir, Filistin‘le ilgili olabilir. Tabi bunlar zaman zaman bazı olayların gölgesinde kalıyor. Ancak bu sorunların dünya gündeminde çıktığı anlamına gelmez. Baktığınızda Bu saydığımız konular her daim dünya gündeminin başlıca konularını teşkil etmektedir. İki gün önce Cumhurbaşkanımız Hindistan‘da idi. Cumhurbaşkanımız orada, Hindistan toprakları üzerinde Keşmir meselesinin barışçı yollardan çözülmesi gerektiğini bir kez daha vurguladı. Keşmir meselesi bizim Hindistan‘la çözmemiz gereken en önemli meseledir. Ve biz bu meseleyi hiçbir zaman gündemimizden düşürmedik.
ERBAKAN BİR DÜNYA LİDERİYDİ
Öncelikle şunu söyleyebilirim ki; Merhum Erbakan çok büyük bir liderdi. Kendisi ve fikirleri gerçekten İslam dünyası için yol gösterici, olmuştur. Kendisine çok büyük bir saygımız var. Bu çerçevede D-8 fikri çok değerliydi. İslam dünyasını bir araya getirip tek bayrak altında toplamak son derece değerli bir fikirdi. Ancak maalesef bunlar tam anlamıyla hayata geçirilemedi. D-8 bir örgüt olarak var olmasına rağmen maalesef daha çok bir forum gibi işliyor.
GÜÇLÜ TÜRKİYE DEMEK GÜÇLÜ PAKİSTAN DEMEKTİR
Biz Pakistanlılar olarak Türk halkını gerçekten samimi olarak kalpten seviyoruz. Her iki ülke arasında oluşturulacak güçlü birliktelik, hem dünya barışına, hem bölge barışına büyük katkı yapar. Mutlaka Türkiye ve Pakistan arasında her alanda işbirliği gerçekleştirilmeli ve dünya arenasında iki ülke birlikte hareket etmelidir. Her iki ülke de birbirinin güçlenmesi için birbirine ekonomik, ticari ve siyasi olarak mutlaka destek vermelidirler. Çünkü biz güçlü bir Türkiye‘nin güçlü bir Pakistan anlamına geldiğini, güçlü bir Pakistan‘ın ise güçlü bir Türkiye anlamına geldiğini biliyoruz. Hem İslam dünyası için, hem de bütün dünya ve insanlık için her iki ülkenin de yapabileceği pek çok şey olduğuna inanıyorum. Bölgemizde ve dünyadaki barış ve istikrar için kalkınmış Türkiye ve kalkınmış Pakistan çok önemlidir. Bütün Türk halkını seviyoruz ve hem Türkiye‘nin hem de vatandaşlarının kalkınmasını Pakistan‘ın ve halkımızın kalkınması olarak görüyoruz.
Muhammed Haroon Shaukat kimdir
Pakistan Büyükelçisi Muhammed Haroon Shaukat, Ankara‘nın en aktif ve en renkli diplomatlarından. Türkiye‘ye büyükelçi olarak geleli 9 ay oldu. Ama Türkiye‘nin O‘nun için özel bir anlamı var. Çünkü diplomasi hayatına 1982 yılında yine Türkiye‘de başlamış ve 3,5 yıl boyunca Türkiye‘de kalmış. Şimdi Büyükelçi olarak Türkiye‘de göreve başlayan Shaukat, Türkiye‘deki değişimi bir yabancı gözüyle en iyi yaşayanlardan. Ve bir Türk kadar Türkiye‘yi benimseyenlerden. Öyle ki; en sevdiği yemek Konya Tandırı ve Acılı Adana Kebabı. Oldukça sempatik bir Türkçesi var. Gençliğinde, Pakistan‘da 6 ay Türkçe kursuna gitmiş ama asıl Türkçeyi, çok sevdiği Türkçe şarkılardan öğrenmiş. Büyük oğlu Bilkent Üniversitesi‘nde işletme okuyor. İkinci oğlu ise Hacettepe Üniversite‘nde İngilizce tıp...