ocak Medya yazarı Sinan Eskicioğlu’nun “Erbakan Ödülleri, Adil Düzen ve İnsani Sistemler” başlıklı yazısını değerlendirmeye devam ediyoruz.
Yazarımız, önceki yazımızın en sonunda aktardığımız bölümünde şöyle demişti: Bana göre Erbakan daha farklı etkenlerle İzmir’de ortaya çıkan “Adil Düzen” çalışmalarıyla ilgilendi ve bu çalışmalara katıldı, anladı ve dünyaya anlatma derdine düştü.
Yazarımız, “Bence bu etkenler şunlar:” deyip devam ediyor…
1. Avrupa’da yaşadığı dönemde kazandığı tecrübeler: Bunlar hem yaşanan hayata dair, hem İslam’a dair ve hem de görmek istediği İslam’a dair.
Yaşanan hayat, savaş sonrası dönem. Yani 1951. Bu dönemdeki toparlanmayı, kalkınmayı gördü. İnsanların savaştan sonraki arayışlarını müşahede etti.
İslam’ın manevi yönünü yaşarken aldığı haz, mutluluk ve güç, örmek istediği İslam konusu tamamıyla benim yorumumdur: İnandığı, kutsal din ve metin olarak kabul ettiği İslam ve Kuran’ın yaşanan çağa da diyecekleri olması gerektiği düşüncesi.
2. Zaman geçtikçe Avrupa’ya gidip-gelmeleri, dostluklarını devam ettirmesi. Ve bu dönemde Avrupa’da yaşanan gelişme, bolluk ve topluma etkisi. Zamanla insanların alternatif yaşam arayışları ve bu konudaki çalışmaları.
Bunu nereden çıkarttın diyebilirsiniz. / Açıklayayım. / Erbakan’ın (İşte hayatınız programını izlerseniz, göreceksiniz) Almanya’nın akademik çevrelerinden çok tanıdığı var. Bu insanların çocukları ve torunları da var. Gidip geldiği her dönemde onları ziyaret de etmiştir. İşte o ziyaretlerinde kesinlikle yeni kuşakları da gözlemlemiş ve onların hayatlarını, hayattan ne beklediklerini ve düşünce yapılarını irdelemiştir.
İşte bu zaman zarfında neler oldu. / Hippi Zamanı, kapitalizmin yükselişi ve AVM dönemi, tüketim hırsı ve çılgınlığı. Bütün bunlardan çabuk doyan bazı kesimlerin alternatif arayışları. / Bütün bunlardan sonra, bence, sorular zihninde oluştu.
‘İslam, yaşadığımız hayat için ne diyor?’
Bir şey demesi gerekiyor mu? Evet, demesi gerekiyor.
Sadece Yaratıcı’ya iman ve öbür dünya endeksli bir din olsa, neden bu kadar çok ayet var. Madem en son ve mükemmel bir mesaj, bunun bugüne de bir şeyler demesi gerekli.
Bu soruların cevaplarını ehl-i tarik yolunda bulamaz, çünkü onlarda yok.
O zamanki statükocu Diyanet teşkilatında bulamaz, çünkü onlar zaten bu gözle bakmıyorlar.
O zamanki ilahiyat fakülteleri desek, daha o zaman onlar da İslam Enstitüsü olarak faaliyet gösteriyorlar ve araştırmalar sadece Türk-İslam sentezi çevresinde olmakta.
Kuzey Afrika ve diğer sömürü ülkelerindeki bağımsızlık hareketlerindeki İslam algısına baksa, onlarda sistem fikri ile çözüm sunma yok.
Peki, nerede buldu bu cevapları?
İzmir’de çalışmalarda bulunan Adil Düzen ekibinde.
Çünkü (bu ekipte olanlar / RNE) alternatif sistem fikri, ayetlerin bugüne diyeceği olduğuna inanan ve onları bulma gayretinde olan insanlar ve bilimsellikten yanalar.
Ödül töreninin siyaset tarafı da önemli. Ama siyaset şahıslara bağlı yapıldığı sürece geleceğe ışık vermesi çok zor.
Önemli olan sistemler üzerine durmak.
Önemli olan alternatif sistemler geliştirmek.
Önemli olan çocuklarımıza ve gençlerimize sistem fikrini aktarmak, sistem çalışmalarını aşılamak.
Önemli olan dünyaya diyecek sözü olmak. Bu söz de, alternatif sistemler ve insani sistem denemeleridir.
Bugün dünyanın ihtiyacı olan alternatif insani sistemlerdir.