Er veya geç Adil (Ekonomik) Düzen gelecektir

Abone Ol

‘Burada tarif edilen “küfretmiş olanlar” Ay yılını Güneş yılı ile birleştirenler, Kur’an’ın söylediklerini hepten terk edenler, faizi meşru kabul eden kimselerdir. / Bunlar sömürü sermayesini temsil eden 200 kadar Amerikan Yahudisidir, onların dünyadaki tabileridir, onların işbirlikçileridir, onların peşinde giden devletlerdir. Kur’an onların dalalete gittiğini söylemektedir. / Şimdi Kur’an’ın bu âyetlerini (Tevbe Sûresi 36 ve 37. âyetler) okuduktan sonra “ADİL DÜZEN, ADİL EKONOMİK DÜZEN”e karşı cephe alıp onların arkasından koşan, AB’nin kapılarında yalvaran AK Parti’nin başaracağını mı söyleyelim ! / Evet, duamız AK Parti’nin bir gün tevbe edip “Adil (Ekonomik) Düzen”e dönmesi ile kendilerini de, ülkeyi de, insanlığı da bu beladan, bu musibetten kurtarmalarıdır. / Yanlış mı söylüyoruz Yanlış söylüyorsunuz diyenlerdenseniz; o zaman buyurun, tartışalım... Ama tartışmazlar, tartışamazlar; çünkü onlar da günahlarını çok iyi biliyorlar...’

‘Sermaye terakümü (birikimi) de böyledir. Halkta bulunması gereken paranın birleştirilerek tek elde zenginlerde toplanması da böyle muvataadır. Oysa para halkta dolaşmalıdır. Üreticiler ücret olarak almalı, sonra onunla gidip mal alıp tüketmelidirler. Para durmadan ve eksilmeden dolaşmalıdır. Faizli işlemler, zekât verilmemek suretiyle yani sermaye vergisi alınmadan paraları tekelde toplamak dalalet demektir. Tekelleşme ve merkezilik sistemi burada dalalet olarak gösterilmektedir.’ (s.13)

‘Bugünkü Batı uygarlığı sermaye terakümüne dayanmaktadır ve o da faizle gerçekleşmiştir. Sermaye Ay yılını terk etmekle bunu yapmıştır. Onlara o süslenmiştir. Ne var ki onların yaptıkları Allah’ın düzeninin gelmesi için bir hazırlıktır, bir aşamadır. / Onlar bunları yapacak ve o yaptıklarının kötülüğü görünecek, müminler ona bakarak yenilik yapacaklar ve böylece “YENİ DÜZEN VE YENİ MEDENİYET” doğacaktır. / Gece olur, gündüzün yeniden hayatın başlaması için. Kış olur, daha iyi bir yılın gelmesi için. Bu şekilde yenilene yenilene önce yeryüzü canlıların yaşayacağı hâle getirilmiş, sonra canlılarda evrim meydana gelerek bugünkü ileri canlılık âlemi oluşmuştur. İnsan da bunların arasında en ileri canlıdır. / Yine böyle eyyamın devri iledir ki insanlık mağara devrinden bugünkü uygarlığa ulaşmıştır. Mikropların görevi ve gayesi de budur; işe yaramaz canlıları ortadan kaldırıp ilerlemeyi sağlamak. Kâfirlerin görevi de budur; yaşlanmış ve işe yaramaz hâle gelen kurumları ortadan kaldırarak daha ileri bir uygarlığın gelmesine vesile olmak. / Allah kâfir kavme hidayet etmez. Allah mikropları başarıya ulaştırmaz. Ulaştırsaydı, şimdi hayat olmazdı. Mikroplar hayatı yok etmek istiyorlar. Diğer varlıklar ise hayatı sürdürmek istiyorlar. Diğer varlıklar mikroplara karşı galip geldiler ki bugünkü hayat vardır. Kâfirler ile müminler de devamlı savaş içindedirler. Ama daima müminler galip gelmekte, kâfirler yenilip hayattan çekilmektedirler. Onlar silsile-i mükezzibîn, biz ise silsile-i musaddikîniz. Onlar yıkarlar, biz ise yaparız.’

‘Kur’an “yerinden yönetimli halk düzenini ve halk ekonomisini” önermekte, “merkezî sistemleri” reddetmektedir. Buna kaşı şeytanın merkezî sistemi vardır, tekelden yönetmek istemektedir. Günümüzde tüm insanlara merkezî sistem ziynetli yani süslü görülmektedir. Avrupa Birliği’nin peşinde koşuşanlar işte bunlardır.

Biz de diyoruz ki; er veya geç “ADİL DÜZEN” gelecektir, “ADİL EKONOMİK DÜZEN” gelecektir, “Hak/Halk Düzeni” gelecektir, “Yerinden Yönetim” gelecektir. / Birinci dönemdeki hamlemiz ve mücadelemiz zaferle bitmiştir. Siyasi bakımdan merkezî sistem kalkmıştır veya tamamen kalkmak üzeredir. Sovyetler dağılmış ve ABD’nin hükümranlığı sona ermiştir. Sömürü sermaye artık ABD’ye bile hâkim değildir. / Ama karşılıksız faizli kâğıt para piyasada hâlâ revaçtadır, insanlar kullanmaktadır. / İkinci hamlemiz bu karşılıksız parayı ortadan kaldırmak olacaktır. / Bunu nasıl yapacağız / “Mal Senetleri” ile yapacağız. Bir gün insanlar bize kulak verecek ve “Mala-Mal Sistemi” gelecek, sonunda sömürü sermayesinin karşılıksız doları ortadan kalkacaktır.’ (s.15; KUR’AN VE İLİM, 741. hafta, Tevbe Sûresi 36-37. âyetleri tefsir çalışmamızdan...)