Bismillahirrahmanirrahim. Âlemleri yaratan, yaşatan, yöneten, terbiye eden Rabbimize hamd; her şeyi tanzim edici, âlemlere rahmet Peygamberimize salât ve selam olsun.
Dünya imtihan dünyasıdır. İnsan sosyal bir varlıktır. Beşeri münasebetler bir toplumun sahip olduğu ahlak ölçülerine göre farklılık gösterir. Yardımlaşma, haklara riayet, merhamet duygusu, başkasını kendisine tercih etme, Müslümanların birbirleri ile ilişkilerinde öne çıkardıkları güzelliklerdir. Bizim örneğimiz Peygamberimiz ve Ashabı Kiramdır. Onlar ellerine geçirdiği her şeyi dağıtırlardı, Başkalarını kendilerine tercih ederlerdi. Hatalı davranış yapanı gördüklerinde de kim olursa olsun nasihat eder, uyarır ve düzeltirlerdi.
Enes (r.a.) anlatıyor: "Hz. Peygamber yiyecek dağıtırken, O‘nun yanına Üseyd b. Hudayr geldi. Allah Resulüne Beni Zafer kabilesinden bir ailenin ihtiyacı oldu-ğunu hatırlattı. Bu ailenin ekserisi kadındı.
Hz. Peygamber Üseyd‘e: "Geciktin, ey Üseyd, elimizde bir şey kalmadı. Yeni bir ganimet geldiğini duyarsan bu aileyi bana hatırlat," buyurdu.
Daha sonra Beytülmal‘e Hayber‘den arpa ve hurma geldi. Hz. Peygamber bunları halka paylaştırdı. Ensar‘a da bolca verdi. Bu aileye de fazlasıyla verdi. Üseyd b. Hudayr, teşekkür ederek: "Ey Allah‘ın Nebisi, Allah seni en güzel mükâfat ile mükâfatlandırsın," dedi.
Allah Resulü: "Siz, ey Ensar topluluğu! Allah da size en güzel mükâfatı versin. Sizin iffetli ve sabırlı olduğunuzu biliyorum. Benden sonra, işlerde ve ganimet taksimlerinde, başkaları size tercih edilecek. Benimle Havzım başında buluşmaya kadar sabredin" buyurdu.
Üseyd b. Hudayr anlatıyor: Bana kavmimden, Zafer kabilesinden bir aile ile Beni Muaviye‘den diğer bir aile geldi ve: "Bizim hakkımızda Allah Resulü ile konuş. Bize ganimetten bir pay versin veya Beytülmal‘den bir şeyler versin,‘ dediler. Allah Resulü ile konuştum. O‘da bana "Tamam, ganimetten her birine bir pay vereceğim. Yeni bir ganimet geldiğinde de onlara hisse ayıracağım," dediler. Ben de Ona: "Ey Allah‘ın Resulü Allah seni hayırla mükâfatlandırsın," dedim, Cevaben: "Allah sizi de hayırla mükâfatlandırsın. Biliyorum ki, siz iffetli sabırlı insanlarsınız. Ve benden sonra başkaları size tercih edilecek geri plana itileceksiniz," buyurdu.
Üseyd b. Hudayr anlatıyor: Ömer b. Hattab, halka ganimet taksim ederken, bana da bir elbise gönderdi. Bense bu elbiseyi beğenmedim. Kureyşli bir genç namaz kılarken bu elbiselerden birini, sürüyerek gidiyordu. O zaman Allah Resulü‘nün şu sözünü hatırladım: "Benden sonra başkaları size tercih edilecek, geri plana itileceksiniz". Kendi kendime, Allah ve O‘nun Resulü asla yalan söylemez, dedim.
Bunu duyan birisi, Ömer‘e gidip, durumu anlatmış. Ben namaz kılarken Ömer çıkageldi ve: Ey Üseyd, namazını bitir,‘ dedi. Namazımı bitirdiğim zaman bana: "Söylediğin nedir?" dedi. Durumu ona anlattım. Hz. Ömer de: "O gencin üzerinde gördüğün elbiseyi ben ganimet payı olarak falana göndermiştim. O, Bedir ve Uhud savaşlarında ve Akabe biatlerinden birisinde bulunmuştur. Bu genç ise o elbiseyi bu zattan satın alıp giymiştir. Sen o tercihin benim zamanımda olacağını mı san-dın?‘ dedi. Ben ise O‘na: "Ey müminlerin halifesi! Yemin olsun ki, ben bu hadisenin, senin hilafetin zamanında cereyan etmeyeceğini zannetmiştim, diye cevap verdim."
Muhammed b. Mesleme (r.a.) anlatıyor: Bir gün Mescidi Nebeviyye‘ye doğru yönelmiş gidiyordum. Kureyş‘ten bir adam gördüm, sırtında bir elbise vardı. "Bunu sana kim giydirdi?" diye sordum. Müminlerin emiri, karşılığını verdi. Geçip gittim. Kureyş‘ten birini daha gördüm, onun sırtında da elbise vardı. Bunu sana kim giydirdi?‘ diye sordum. "Müminlerin emiri," karşılığını verdi.
Bunun üzerine Muhammet! b. Mesleme hemen mescide girdi, yüksek sesle: "Allahu Ekber" diyerek tekbir getirdi ve "Allah ve Resulü doğru söylemiştir" diye söylendi.
Hz. Ömer (r.a.) onun sesini duyunca kendisine bir adam göndererek: "Söyle bana gelsin" diye emir verdi. Muhammed, b. Mesleme (r.a.): "İki rekât namaz kılayım, sonra" dedi.
Elçi ısrarla: "Muhakkak gelmelisin," dedi.
Muhammed b. Mesleme (r.a.): "Kararım kesin, iki rekât namaz kılmadan gelmeyeceğim," de-yip namaza başladı. Ömer (r.a.) geldi ve yanı başında oturdu. Namazını bitirince: "Bana haber ver Allah Resulü‘nün mescidinde neden tekbir getirerek sesini yükselttin? "Allah ve Resulü doğru söylemiştir" sözü-nün anlamı nedir," diye sordu.
Muhammed b. Mesleme (r.a.): Ey Müminlerin emiri! Mescidi Nebeviye‘ye geliyordum. Ku-reyş‘ten filan oğlu filana sırtında bir elbise ile rastladım. Bunu sa-na kim giydirdi?‘ dedim. -‘Müminlerin Emiri‘ dedi. Yoluma devam ettim. Bu kez karşıma Kureyş‘ten falan oğlu falan çıktı, onun sırtın-da da bir elbise vardı. "Bunu sana kim giydirdi?" diye sorduğumda "Müminlerin emiri," cevabını verdi. Geçip yürüdüm, Ensar‘dan falan oğlu falan ile karşılaştım. Onun sırtında bir elbise vardı, ama önceki iki elbiseden değersizdi. Bunu sana kim giydirdi?‘ dedim. "Müminlerin emiri‘ cevabını verdi. Bunun üzerine ben, Allah Resulü‘nün: "Benden sonra, başkalarının size tercih edileceklerini görecek-siniz, " sözünü hatırladım. Ey Müminlerin Emiri! Bu işin senin za-manında olmasını istemezdim‘ dedi.
Hz. Ömer (r.a.) ağladı ve: "Allah‘a istiğfar ediyorum, bir daha böyle bir şey yapmayaca-ğım,‘ dedi. Bu hadiseden sonra Hz. Ömer‘in Kureyş‘ten birini Ensar‘a tercih ettiği görülmedi.
Onlar yöneticisi ile halkı ile böyle oldukları için âleme sultan oldular. Bizler ise onlara değil de İslam düşmanlarına benzemeye çalıştığımızdan dolayı tanınmaz haldeyiz.
Kaynak: Muhtasar Hayatüs Sahabe



