HER yıl geleneksel olarak 3 Aralık Dünya Engelliler
Günü nde Cumhurbaşkanı Türkiye nin çeşitli illerinden gelen bir grup engelliyi
Saray da kabul eder ve onlara ikramda bulunurdu.
Bu yılki 3 Aralık Engelliler Günü nde söz konusu kabulde
ben de bulundum. Doğrusunu söylemek gerekirse ikram, izzet istemediğimiz kadar
fazla, hatta biraz daha aşırı ölçüde idi. Ne var ki engellilerin rahat ve
hoşnut olacağı bir salon dizaynı yoktu. Bunu sadece ben söylemiyorum, aynı masa
etrafında konuştuğumuz çeşitli engelli gruplarını temsil eden arkadaşların
serzenişlerinden anlamak mümkündü.
Böylesi güzel bir toplantı engellilere danışılmadan
organize edilmiş. Engelliler adına bu organizasyonu yapanlar da engellilerin
konumunu, durumunu yakından bilmiyorlar belli ki. Masaların göğüs hizasında
olması, ayakta yeme içme, kısa boylu engellilerin masaya yetişememesi, uzun
süre, takriben dört saat ayakta kalma gibi sıkıntıları yaşadılar ve kendi
aralarında da bunu dile getirdiler. Ama şunu da söylemeliyim ki, salonun bir
köşesinde tekerlekli sandalyede olan engelli arkadaşlarımız için bir-iki masa
tahsis edilmişti.
Evet, geleneksel olarak 3 Aralık Dünya Engelliler
Günü nün bu şekilde kutlanması engellilerin Cumhurbaşkanını yakından görmesi
açısından kendi aralarında bir mutluluk oluşturdu. Ama biraz daha aklı selim ve
ileriyi gören engelli arkadaşlar ise, bunun resepsiyon şeklinde değil de, yani
batı usulü değil, masalarda oturarak, sıcak yemeklerin verilmesi, yani Osmanlı
usulü olması daha uygun olurdu dediler. Bize göre de öyle olmalıydı, ama AB ye
girme gayreti içerisinde olan bir ülkenin Batı usulü bir organizasyonu yapması
beklenirdi!
Bundan şunu anlıyoruz ki, bugüne kadar her fırsatta dile
getirdiğimiz gibi engellilerin yönetimlerin her kademesinde görev alması ve
yetki sahibi olması gereği bir zorunluluktur. Hatta Cumhurbaşkanının bile
engelli danışmanlarının olması gerekmektedir. Şayet yoksa Eğer olsaydı bu
organizasyonun böyle olmaması gerekirdi. Çünkü engelliye yapılan hizmetin nasıl
olması hususunda engellinin kendisi kadar iyi bilen kimse yoktur, diye
düşünüyorum.
Engelliler için en önemli sahne ise, Cumhurbaşkanının
engelli milletvekillerini çağırarak kendilerini tanıtmasını istemesi idi. Söz
konusu milletvekilleri kendilerini kısa cümlelerle tanıtarak her engellinin de
günün birinde milletvekili olabileceği hususunda moral ve motivasyon sağladı.
İktidar partisinin üç tane engelli milletvekili çıkarması, az olmasına rağmen
bizim için hiç yoktan iyidir.
Daha sonra Sayın Cumhurbaşkanı herkes tarafından bilinen
üslupla engellilerin nabzına göre şerbet veren konuşmalarını yaptı ve kendisinin
ifadesiyle engellilerin gazını almış oldu!..