Engellilerin de meclislerde temsil edilme hakkı yok mudur?

Abone Ol

Beyaz Baston Haftası münasebetiyle siyasi partilerden birisi engellilere yönelik bir program düzenleyerek, birçok engelli dernek temsilcilerini bu programa davet ettiler. Katılım beklediklerinden çok daha fazla oldu ve bu programda bir görme engelliyi belediye meclis üyesi adayı yapacaklarını açıkladılar. Yani olması gereken de bu. Hemen hemen seçime giren her partide bu tür çalışmaların yapılmasını engelli camiası beklemektedir. Sebebine gelince engellilerin birinci derecedeki problemi olan ulaşım ve erişimle alakalı sorunlar, eğer belediye meclislerinde yeterince engelliler var olmuş olsaydı, görme engelli yollarındaki yapılan aksaklıklar, rampaların standartlara uygun olmaması söz konusu olmazdı. Genelde özellikle belediye meclislerinde hemen her meslekten, her kesimden temsilciler alınarak homojen bir yapı oluşturulmasına dikkat edilir. Lakin her nedense engelliler bazında şimdiye kadar bu yeterince düşünülmedi. Hiç yok demiyoruz. Bazı illerde az da olsa var. Ama arzu edilen seviyenin çok uzağında. Geçmişe göre şartlar engellilerin lehine çok değişti. 31 Mart Yerel Seçimleri’nde artık yeterince engellinin belediye ve il genel meclislerinde temsil edilme fırsatı doğmuştur. Engellilere ciddi anlamda değer veriyorlarsa siyasi partiler bunun gereğini yapmalıdırlar. Engelliler de seçildiklerinde bulundukları yerin hakkını vermeliler. Yani liyakatli olmalılar ve engellileri layıkıyla temsil etmeliler. Sadece seçilmek için değil, üretken olmalı, proje, program ortaya koymalı ve engelli haklarını her platformda savunmalılar.

Sadece engellilerde değil, bütün alanlarda liyakat ve ehliyet esaslarına çok dikkat edilmesi gerekiyor. Son yıllarda ne yazık ki “ahbap-çavuş” ilişkileriyle bir yerlere gelenler bir hayli fazla. Bu da ülkemizin gerek ekonomisinde ve gerek de diğer alanlarında geriye gitmesine sebep oluyor.

Bütün bunlar olurken, iktidar ise kendi icraatlarına muhalefet ediyor. Sanki genlerinde muhalefet var. On altı yıldır bir türlü iktidar olmaya alışamadılar. Bir de kaybederim korkusuyla vatandaşa, “Biz gidersek ülke mahvolur, başörtülüler sokağa çıkamaz, esnafın huzuru kalmaz, ikinci bir vergiye tabi tutulurlar, silahlı çeteler yine sokaklarda peydahlanır” diyerek bir korku imparatorluğu oluşturma çabası içindeler. Bütün bunları kim yapar? İktidar yapar. Yani bu yerel seçimlerde iktidar gidiyor mu? Hayır, iktidar yine yerinde. İktidar değişmeyeceğine göre bundan ne anlaşılıyor? Yani, “Bizi seçmezseniz, bunları size yaşatırız haa” denmek istenmiyor mu yani? Bu söylemden bunun aksini anlamak mümkün mü? Gel de sen sakallı Hüsnü’ye anlat.

Sakallı Hüsnü böyle de diğerleri farklı mı? Milli gelirin arttığını bas bas bağırarak söyleyenler; çocuğuna okul kıyafeti alamayıp da intihar eden babaya, okulda beslenme çantası olmayan çocuğa, gıda ve kömür yardımı alacağım diye saatlerce kuyrukta bekleyen yoksul vatandaşa söyleyeceği ne olabilir? Artık vadedecekleri bir şey kalmadı. Yalan sermayesi de bitti. Ama şairlik ve edebiyat bitmedi. Hani Anadolu insanı şairi de şiiri de çok sever ya. Hele bir de gurbet türküleri olursa...

“Gurbet o kadar acı ki ne varsa içimde;

Hepsi bana yabancı, hepsi başka biçimde...”

Gurbet türkülerimiz var da manilerimiz yok mu?

“Tatsız aşa tuz neylesin…

Akılsız başa söz neylesin...”

Evet, anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az. Anlayan ve anlayışlı bir neslin gelmesi dilek ve temennileriyle, Allah’a emanet olun. Vesselam...