BİR insanın engelli olması onun dini vecibelerini yerine
getirmemesi anlamına gelmez. Allah ın emrettiği farz ibadetler herkes için aynı
ölçüdedir. Lakin engelliler için bazı kolaylıklar sağlanmışsa da, bu muafiyet
değildir. Eğer öyle olsaydı Asr-ı Saadette yaşayan Sahabeyi kiramdan görme
engelli Abdullah ibni Ümmü Mektum evinde oturur camiye gitmezdi. Aksine ve
özellikle de Efendimiz (s.a.s.) müezzinlik görevi gibi ulvi bir vazifeyi tevdi
etmiş ve onu bu haliyle şereflendirmiştir.
Günümüzde de engelliler dinini öğrenmek, ibadetlerini
yapmak istiyorlar. Bu hususta Diyanet İşleri Başkanlığı ndan gerekli
çalışmaların yapılmasını öteden beri talep ediyorduk. Bu talepler doğrultusunda
özellikle bu yıl içerisinde Diyanet İşleri Başkanlığı nın bu hususta önemli çalışmaları
ve hazırlamış olduğu projeler var. Gerek işitme engellilere yönelik işaret dili
ile ve gerekse de görme engellilere yönelik Braille alfabesi ile Kur an-ı Kerim
okuma kursları açıyor ve açılan kurslara gerek materyal gerekse manevi olarak
çok önemli destekler veriyor. İnsanlar hayatta iki şey için çalışır; biri
dünya, birisi de ahiret. Dünyamızı mamur ederken her türlü imkânları ve zamanı
kullanıyoruz da, ahiret için neden işi ağırdan alıyoruz Yukarda bahsettiğim ah
keşkeleri neden yaşıyoruz Ülkeyi yöneten insanlar herkes kendi
sorumluluklarını hakkıyla yerine getirmiş olsalardı, daha güzel günler, güzel
bir hayat olmaz mıydı Bugün başımıza gelen musibetlerin birçoğu Allah-u âlem
ki, manevi sahada yapmamız gerekenleri yapmadığımızdandır. Cenab-ı Hak bir
ayeti kermesinde; Başınıza gelen her musibet, sizin ellerinizle işledikleriniz
yüzündendir... (Şura/30) buyuruyor.
Diğer bir taraftan engellilerin ibadet için gittikleri
camilere ulaşım ve erişim noktasında sorunlar devam etmektedir. Camilerin iç
dizaynı görme engellilere göre saf çizgilerinin olmaması, işitme engellilere
göre de işaret dili kullanılmaması önemli eksiklikler olarak görülmektedir.
Zamanla bu sorunların da giderilmesi bu engelli cemaatin aşk ve şevkini büyük
ölçüde arttıracaktır. Özlenen ve arzu edilen bu çalışmalar, geç kalmakla
birlikte engellilerin manevi alandaki karanlık dünyasına güneş gibi doğan bir
ışık oluyor. Engelli sivil toplum kuruluşlarının yoğun talebi üzerine
yapılmakta olan bu çalışmalar, yaşı ilerlemiş engelliler arasında, ah keşke
vaktiyle bunlar yapılmış olsaydı da biz de faydalanabilseydik, diyerek iç
geçiriyorlar. Biz yazılarımızda her zaman sanki eleştiren oluyor görüntüsü
verdik belki, ama Sezar ın hakkını da Sezar a veriyoruz. Ülkemiz insanı için,
hatta insanlık için yapılan bütün güzellikleri takdir ediyor ve emeği geçenler
içinde şükranlarımızı sunuyoruz. Ama eksik ve noksanları, yapılmamış olanları
ve yapılması gerekenleri dile getirmek, konuşmak da bizim için sorumluluktan
doğan vecibedir.
Önümüzdeki hafta üç ayların başlangıcı. Şimdiden bütün
İslam camiasının üç aylarını ve Regaib Kandilini tebrik eder, hayırlara vesile
olmasını Yüce Allah tan niyaz ederim.